Salı, Mayıs 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Adolescence Dizisi Üzerinden Akran Zorbalığının Anatomisi

Ergenlik, kimlik inşasının en sancılı ve kırılgan dönemidir. Günümüzün dijitalleşen dünyasında, bir gruba ait olma ihtiyacı nesillerdir değişmese de bu amaca giden yollar ve alt kültürlerin çeşitliliği köklü bir değişim içindedir. Bir gruba dahil olamayan bireylerin toplum tarafından etiketlenerek dışlanması; hiyerarşik düzenin kutuplaşmalara, fiziksel ve psikolojik şiddetin ise bir yıldırma politikasına dönüşmesine neden olmaktadır. Zorbalığın mahalle sınırlarını aşarak küresel bir krize dönüşmesi, bu meselenin tek bir kültüre özgü olmadığını göstermektedir. Özellikle okullarda şiddetin yaş skalasının bu denli düşmesi ve siber zorbalığın ivme kazanması, insanlığın kendi içinde erken yaşta kutuplaşmaya başladığının en somut kanıtıdır.

Netflix’in 2025 yapımı “Adolescence” dizisi, bir gencin adım adım bir trajedinin öznesi haline gelişini anlatırken, modern dünyanın en büyük tehlikelerinden birine ışık tutuyor: Akran zorbalığının evrilerek bir “okul saldırısı” altyapısına dönüşmesi. Türkiye’de de artış gösteren okul şiddeti olaylarını anlamak için Jamie karakterinin psikolojik dönüşümünü incelemek; bunun masum bir ergenlik karmaşası olmadığını kavramak adına elzemdir.

Mağdurdan Faile: Jamie’nin Dönüşümü

Dizinin başrolü Jamie, ilk bakışta sadece “kaybeden” (loser) olarak etiketlenmiş, özgüvensiz ve yalnız bir ergendir (Yılmaz, 2025). Ancak Jamie’nin hikayesini karmaşık kılan, onun sadece bir mağdur değil, aynı zamanda bir fail haline gelmesidir. Jamie, sürekli olarak “İncel” (istem dışı bekarlık) etiketiyle aşağılandıkça, istemese de bu kimliği benimsemeye başlar. Kendisini aşağılayan akranlarına karşı, sosyal medya aracılığıyla öfke dilini kullanmaya başlaması, “çevrimiçi kimlik pekiştirme” sürecinin bir sonucudur. Bu durum, zorbalığa uğrayan bir gencin, uğradığı haksızlığın intikamını almak için nasıl ölümcül bir şiddete başvurabileceğini gösterir. Gençler arasında yayılan radikal akımları anlamak, bugün her zamankinden daha önemli. Dizi, sıklıkla birbirine karıştırılan Red Pill ve İncel kavramları arasındaki farkı net bir şekilde ortaya koyuyor. Red Pill akımı, kişinin kendini geliştirerek veya belirli stratejiler izleyerek toplumsal ve duygusal sorunlarını aşabileceğini, bir nevi “oyunu kazanabileceğini” iddia eder. Buna karşılık İncel alt kültürü, çok daha karanlık ve fatalist (kaderci) bir noktadadır. İncel’ler, başarısızlıklarını genetiğe veya toplumun adaletsizliğine bağlayarak kolektif bir hınç ve öç alma duygusu beslerler (Sevindi ve Akalın, 2025).

Sosyal Medyada Emojilerin Anlamı

Gençler arasında gelişen “emoji dili”, söze dökülmeyen zorbalığın en tehlikeli aracıdır. Yetişkinler için hiçbir anlam ifade etmeyen semboller, gençler arasında hedef gösteren saldırı silahlarına dönüşebilmektedir. Siber zorbalığın geleneksel zorbalığı körükleyerek “görünmez” hale getirmesi, şiddeti normalize eden gizli bir alt kültür oluşturur. Ne yazık ki, ebeveynler ve eğitimciler bu dijital dili anlamakta çoğu zaman yetersiz kalıyor. Dizide yaşanan suçu araştıran dedektifin bile gençlerin sosyal medyadaki “alt kültür dilini” çözmekte zorlanması, yetişkinlerin bu siber dünyadaki körlüğünü simgeliyor (Özgür ve Uysal, 2025).

Peki, ne yapılmalı?

Türkiye’deki okul saldırıları ve artan şiddet olayları, bireysel patlamalardan ziyade sistemin bir zafiyeti olarak görülmelidir. “Adolescence” dizisinde de gördüğümüz üzere, okul yönetimi zorbalığı ancak trajedi yaşandıktan sonra konuşmaya başlamıştır. Ancak burada okul sisteminin bu durumu konuşmasına rağmen yaşanan olayın sadece sorunlu bir çocuğun işlediği suç olarak görüp sorumluluk almaması, gelecekteki ihmallerin habercisidir. Ebeveynlerin çocuklarıyla kurduğu duygusal bağ, eğer “dijital farkındalık” ile desteklenmiyorsa, çocuğu korumak için yeterli olmamaktadır. Sadece çocukla konuşmak yetmez; onun dijital ayak izlerini, girdiği toplulukları ve dijital dünyada maruz kaldığı dili anlamak bir zorunluluktur. Akran zorbalığıyla mücadele, sadece ruh sağlığı çalışanlarının değil, tüm toplumun sorumluluğundadır. Okulların sadece akademik başarıya değil, sosyal iklime ve gençlerin dijital yaşamlarına da odaklanması gerekir. Ebeveynler ise çocuklarının dijital dünyadaki yaşadıkları ve yaptıkları zorbalıklara, yani o küçük emojilerin ardındaki büyük yıkımları fark edebilmek için dijital okuryazarlık becerilerini geliştirmelidir. Unutmayalım ki, Jamie gibi binlerce genç, fark edilmeyi ve doğru bir şekilde yönlendirilmeyi bekliyor. Eğer bu riskleri görmezden gelmeye devam edersek, okul koridorlarındaki sessizlik, yerini daha büyük trajedilere bırakacaktır.

Esma Nur Seyidoğlu
Esma Nur Seyidoğlu
Esma Nur Seyidoğlu, psikolog, aile danışmanı ve yazar olarak klinik ve toplumsal psikoloji alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir. Lisans eğitimini Üsküdar Üniversitesi Psikoloji bölümünde onur derecesiyle tamamladıktan sonra aynı üniversitenin Klinik Psikoloji yüksek lisans programında eğitimine devam etmektedir. Klinik gözlem, saha çalışmaları ve gönüllülük deneyimlerini danışmanlık, rehabilitasyon ve sivil toplum alanlarında bütüncül bir yaklaşımla bir araya getirmektedir. Alan deneyimlerinin yanı sıra geniş bir yelpazede okuma ve yazma çalışmaları yürüterek kendini geliştirmekte; psikolojiyi herkes için anlaşılır kılma amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.​​​​​​​​​​​​​​​​

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar