Konuşulan cinsellik yakınlaştırır, susulan cinsellik ayırır.
Evlilik, yalnızca kişilerin buluştuğu bir alan değil, aynı zamanda iki ruhun da bir araya geldiği bir alandır. Ancak bu yolculukta en çok bastırılan, en az konuşulan ve zamanla en çok yalnızlaştırılan alanlardan biri: cinselliktir. Toplumsal tabular, yetiştirilme biçimleri ve ayıp kültürü, çiftlerin birbirine arzularını, korkularını ve sınırlarını ifade etmesini engeller. Bu sessizlik sadece yatak odasında kalmaz. Zamanla, kalpleri ve zihinleri de ayırır.
Cinselliği konuşamamak = Görülmemek
Cinsellik aynı zamanda duygusal ve psikolojik bir görüldüm hissidir. Bir partnerin arzularını, hoşlandığı şeyleri, rahatsız olduğu durumları dile getirememesi zamanla bir suskunluğa, anlaşılamamaya, hatta yalnızlığa dönüşebilir.
‘’Seninle her şeyi konuşabiliyorum. Cinsellik de doğal ve ihtiyaç duyduğumuz bir alan, onu ötekileştirmeyeceğiz.’’
Böyle bir yaklaşımı benimseyen çiftler birbirleriyle daha sağlıklı ve daha heyecanı yüksek bir evlilik inşa ederler. Cinsellik, çiftlerin içinde özgürce var olur, bu ise birbirlerine olan tutkuyu dinamik tutar.
‘’Ama bu konular konuşulmaz bizde’’ gibi bir bakış açısı varsa, arada görünmeyen bir duvar oluşur. Çiftlerin birbirine olan arzularını bastırmalarına neden olur. Bu ise evliliği oldukça monotonlaştıracaktır.
-
Byers (2005)’in uzun vadeli çiftlerle yaptığı araştırma, cinsel iletişimi olan çiftlerin ilişkisel memnuniyet skorlarının %36 daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.
-
Yapılan önemli bir araştırmada, Rehman ve arkadaşları (2011) ise cinsel konular konuşabilen çiftlerin özgüven düzeylerinin ve partnerle kurduğu bağın daha sağlam olduğunu belirtmiştir.
Sessizlik içinde, bastırılmış bir şekilde, cinselliği konuşmayan çiftlerde ise:
-
Cinsel doyum düşer,
-
Dokunmalar azalır,
-
Suçluluk, yanlış anlaşılma korkusu artar.
-
Ve en önemlisi: partnerine yabancılaşırsın.
Çift veya cinsel terapilerde sıkça duyulan cümleler vardır:
‘’Aslında sarılıyorum, dokunmak istiyorum bazen ama cinsellik yaşamak istemiyorum. Bazen çok yakınlaşınca kaçmak istiyorum, yabancı gibi hissediyorum.’’
İşte o eksik şey çoğu zaman konuşulmayan cinselliktir. Partnerlerin birbirlerinden ne beklediğini bilmemesi, erojen bölgeleri keşfetmemesi, partnerin neden uzak durduğu üzerinde konuşmamak, hayal kırıklığı yaşaması… Zamanla aralarında sessiz, görünmeyen bir uzaklaşma hissedilir.
Cinselliğe bakış açını değiştirirsen, artık konuşabilmeyi öğrenirsin:
Konuşamayan çiftler için ilk çözüm bunu gerçekten çözmeyi istemeleridir. Cinselliği konuşabilmek; zamanla, güvenle, küçük adımlarla öğrenilir.
-
Partnerle duygular üzerinden konuşmayı öğrenmek
-
Bedenin verdiği sinyalleri bastırmak yerine fark etmek
-
Ayıp ve günah gibi inanç kodlarını sorgulamak
-
Olabildiğince bilgilenmek, araştırmak ve bakış açısını değiştirmek
-
Gerekirse profesyonel bir destek almak
Yani bir ilişkide cinsellik konuşulmadığında, sadece arzular değil, duygular da anlaşılamayabilir.
Ve zamanla çiftler, aynı evi paylaşırken ruhen yalnızlaşır. Cinselliği konuşabilmek ayıp değil, bir ihtiyaç olarak bakıldığında bu dinamiği kırabiliriz. Çünkü:
Konuşulan cinsellik yakınlaştırır. Susulan cinsellik ayırır.
Kaynakça
-
Byers, E.S. (2005). Relationship satisfaction and sexual satisfaction: A longitudinal study of individuals in long-term relationships. Journal of Sex Research, 42(2), 113–118.
-
Rehman, U.S., Rellini, A. H., & Fallis, E.E. (2011). The importance of sexual self-disclosure to sexual satisfaction and functioning in committed relationships. Journal of Sexual Medicine, 8(11), 3108–3115.


