Bazı insanlar dışarıda son derece ciddi, kontrollü ve ölçülüdür. Ama partnerlerinin yanında aynı kişiler bir anda daha oyunbaz, daha rahat ve hatta zaman zaman çocuk gibi görünebilir. Taklit eder, anlamsız şakalar üretir, küçük şeyleri oyuna dönüştürür ya da yalnızca karşısındaki insanın vereceği tepkiyi görmek için ona sataşır.
Dışarıdan bakınca bu davranışları “çocukça”, “şımarık” ya da “olgunlaşmamış” olarak yorumlamak oldukça kolaydır. Ancak yetişkinlik ile oyunbazlık aslında birbirinin karşıtı değildir.
Bir insanın yetişkin sorumluluklarını yerine getirebilmesi, ilişkide zaman zaman ciddi olmaktan çıkmasına engel değildir.
Yetişkin Olmak, Oyun Oynamayı Bırakmak mıdır?
Çocukluk ile oyun arasındaki ilişki oldukça açıktır. Buna karşılık yetişkinlik çoğu zaman sorumluluk, özdenetim ve ciddiyet üzerinden tanımlanır. Dolayısıyla yetişkin bir insanın partneriyle saçmalaması, naz yapması, anlamsız sesler çıkarması ya da basit bir olayı oyuna çevirmesi zaman zaman gelişimsel bir gerileme gibi değerlendirilebilir.
Oysa psikolojide ele alınan “yetişkin oyunbazlığı” bundan farklı bir yapıyı ifade eder.
Yetişkin oyunbazlığı; kişinin gündelik durumları mizah, spontanlık, hayal gücü ve oyunsu bir bakış açısıyla ele alabilme eğilimidir. Bu özellik, ciddi olunması gereken durumları ciddiye almamak anlamına gelmez. Daha çok, kişinin yaşamının her anını katı bir kontrol altında sürdürmek zorunda olmamasını ifade eder.
Romantik ilişkilerde de bu özellik ister istemez çiftin iletişim biçimine yansır.
Partnerlerin birbirlerine taktıkları isimler, sürekli tekrarlanan şakalar, taklitler, küçük meydan okumalar ya da yalnızca iki kişinin anlamını bildiği davranışlar zamanla ilişkinin kendine özgü repertuvarına dönüşür.
Bu davranışların değeri de dışarıdan ne kadar anlamlı göründüklerinden çok, ilişkinin içerisinde ne ifade ettiklerinde yatar.
Neden Partnerimizin Yanında Daha Farklı Davranırız?
Bir insanın sosyal çevresinde son derece ölçülü davranırken partnerinin yanında daha spontan olması tesadüfi değildir.
Burada önemli psikolojik yapılardan biri olan “algılanan partner duyarlılığı” devreye girer. Bu kavram, kişinin partneri tarafından anlaşıldığını, önemsendiğini ve ihtiyaçlarının dikkate alındığını hissetmesini ifade eder.
İnsan sürekli yanlış anlaşılacağını ya da küçümseneceğini düşündüğü bir ilişkide davranışlarını daha fazla kontrol eder. Buna karşılık kabul gördüğünü hissettiği bir ilişkide kendisini sunma biçimi daha az hesaplı hâle gelebilir.
Aslında gündelik yaşam zaten önemli ölçüde özdenetim gerektirir.
İş ortamında nasıl konuştuğumuza dikkat ederiz. Sosyal çevrede davranışlarımızı düzenleriz. Hangi tarafımızı ne kadar göstereceğimize bulunduğumuz ortama göre karar veririz.
Yakın ilişkilerde ise bu sürekli düzenleme ihtiyacının azalması beklenir.
Partnerinin yanında her davranışını ölçmek zorunda olmadığını hisseden kişi, başka ortamlarda daha az görünür olan taraflarını daha rahat gösterebilir. Mizahı daha belirginleşebilir, daha fazla şakalaşabilir, saçmalayabilir ya da yalnızca partnerinin anlayacağı davranışlar geliştirebilir.
Elbette bu davranışlar tek başına sevginin ölçüsü değildir. Ancak karşılıklı güvenin bulunduğu bir ilişkide, kişinin kendisini ne kadar rahat ifade edebildiğine dair anlamlı ipuçları verebilir.
Birlikte Saçmalayabilmenin İlişkideki Yeri
Romantik ilişkileri yalnızca ciddi konuşmalar, çatışma çözme becerileri ve gelecek planları üzerinden değerlendirmek eksik kalır.
Bir ilişkinin sürdürülebilirliği kadar, o ilişkinin içerisinde nasıl bir duygusal atmosfer oluştuğu da önemlidir.
Mizah ve oyunbazlık da bu atmosferin önemli parçalarından biridir. Birlikte gülebilmek, stresli bir günün ardından birbirinin duygusal durumuna olumlu katkıda bulunabilmek ya da sıradan bir anı eğlenceli hâle getirebilmek çiftler arasındaki olumlu etkileşimi artırabilir.
Burada önemli olan yalnızca “komik olmak” değildir.
Partnerler zaman içinde kendilerine özgü anlamlar üretir. Başka birinin anlamsız bulacağı bir kelime, bir bakış ya da bir hareket çift için belirli bir anıyı veya deneyimi çağrıştırabilir.
Bu tür tekrar eden etkileşimler, ilişkinin kendine özgü dilini oluşturur.
Dolayısıyla oyunbazlık ilişkide yalnızca eğlence sağlayan ek bir unsur değildir. Aynı zamanda çiftin birbirine nasıl temas ettiğinin ve olumlu duyguyu nasıl paylaştığının yollarından biridir.
“Çocuklaşmak” ile Olgunlaşmamışlık Aynı Şey Değildir
Tam da bu noktada önemli bir kavramsal ayrım yapmak gerekir.
Partnerinin yanında zaman zaman çocuk gibi davranmak ile ilişkide çocukça sorumluluk almak aynı şey değildir.
Olgunlaşmamışlık; kişinin hatalarının sorumluluğunu almaması, sorunları konuşmaktan sistematik biçimde kaçınması, partnerini cezalandırmak için iletişimi kesmesi, kendi davranışlarının sonuçlarını sürekli karşı tarafa yüklemesi ya da ilişki içerisindeki sorumluluklarını başkasına devretmesiyle kendisini gösterebilir.
Oyunbazlıkta ise kişi gerektiğinde yetişkin pozisyonunu koruyabilir.
Partnerine naz yapan biri aynı zamanda zor bir konuşmayı sürdürebilir. Sürekli şaka yapan biri gerektiğinde özür dileyebilir. Partneriyle çocuk gibi eğlenen biri sınırlarını açık biçimde ifade edebilir.
Bu nedenle değerlendirilmesi gereken şey, davranışın dışarıdan ne kadar “çocukça” göründüğü değildir.
Asıl ölçüt, kişinin gerektiğinde sorumluluk alıp alamadığıdır.
Yetişkinlik sürekli ciddiyet değildir. Ciddiyetin gerekli olduğu anları ayırt edebilme kapasitesidir.
Oyunbazlık Nerede Biter, Saygısızlık Nerede Başlar?
Oyunbazlığın ilişkiye olumlu katkı sağlayabilmesi için karşılıklı olması gerekir.
Partnerin bedeniyle, güvensizlikleriyle, travmatik deneyimleriyle ya da hassas olduğu konularla tekrar tekrar dalga geçmek oyunbazlık değildir. Aynı şekilde kıskandırmaya çalışmak, tepki almak amacıyla rahatsız edici bir davranışı sürdürmek, cezalandırmak için iletişimi kesmek ya da küçümsemeyi “şaka” olarak sunmak da bu kavramın dışında kalır.
Bir davranışın şaka olarak tanımlanması, onun ilişkide nasıl deneyimlendiğinden bağımsız değildir.
“Ben şaka yaptım” demek tek başına yeterli değildir.
Karşı taraf sürekli inciniyor, kendisini küçümsenmiş hissediyor ya da sınırının ihlal edildiğini söylüyorsa burada ortak bir eğlenceden söz etmek mümkün değildir.
Sağlıklı oyunbazlıkta iki taraf da etkileşimin gönüllü bir parçasıdır.
Bu nedenle daha işlevsel soru şudur:
“Bu etkileşim ikimize de iyi geliyor mu?”
Partnerimizin Yanında Ne Kadar Filtreliyiz?
Yakın ilişkilerde güvenin önemli göstergelerinden biri, kişinin sürekli kendisini yönetmek zorunda hissetmemesidir.
İnsan yalnızca başarılı, çekici, güçlü ya da kontrollü taraflarından oluşmaz. Saçma bulduğu düşünceleri, tuhaf alışkanlıkları, komik davranışları, hassasiyetleri ve daha az düzenlenmiş yönleri de kişiliğinin parçalarıdır.
Partnerinin yanında bunları sürekli saklama ihtiyacı duymayan kişi, ilişki içinde daha geniş bir benlik alanıyla var olabilir.
Bu açıdan baktığımızda dışarıda ciddi görünen kişi ile partnerinin yanında oyunbazlaşan kişi iki farklı karakter değildir.
Aynı insanın, farklı düzeylerde sosyal kontrol gerektiren iki farklı ilişkisel bağlamdaki hâlidir.
Romantik yakınlık da yalnızca ne kadar çok şey anlattığımızla değil, kendimizin ne kadarını düzenlemek zorunda hissettiğimizle ilgilidir.
Bu nedenle partnerinin yanında saçmalamak, taklit yapmak, küçük şeylerden oyun çıkarmak ya da zaman zaman çocuk gibi davranmak tek başına sağlıklı bir ilişkinin göstergesi değildir. Ancak bu davranışlar karşılıklıysa, sınırları ihlal etmiyorsa ve kişi gerektiğinde sorumluluk alabiliyorsa oyunbazlık ilişkinin doğal parçalarından biri hâline gelebilir.
Buradaki temel ayrım aslında nettir:
Olgunlaşmamışlık, yetişkin sorumluluğunu üstlenememektir.
Oyunbazlık ise yetişkin sorumluluğunu taşıyabilen bir insanın her an ciddi olmak zorunda hissetmemesidir.
Bu nedenle partnerimizin bizim yanımızda başkalarına kıyasla daha komik, daha rahat ya da daha oyunbaz davranmasını doğrudan “çocuklaşma” olarak değerlendirmek yerine, bu davranışın ilişkinin içinde ne ifade ettiğine bakmak gerekir.
Bazen bu farklılık, ilişkinin kişiye ne kadar davranışsal özgürlük tanıdığını gösterir.
Yakınlık yalnızca partnerimizin ne düşündüğünü bilmek değildir. Onun bizim yanımızda kendisini ne kadar az filtrelemek zorunda kaldığını da görebilmektir.
Kaynakça
- Campbell, L., Martin, R. A., & Ward, J. R. (2008). An observational study of humor use while resolving conflict in dating couples. Personal Relationships, 15(1), 41–55.
- Hall, J. A. (2017). Humor in romantic relationships: A meta-analysis. Personal Relationships, 24(2), 306–322.
- Jolink, T. A., Chang, Y.-P., & Algoe, S. B. (2022). Perceived partner responsiveness forecasts behavioral intimacy as measured by affectionate touch. Personality and Social Psychology Bulletin, 48(2), 203–221.
- Proyer, R. T., Brauer, K., Wolf, A., & Chick, G. (2019). Adult playfulness and relationship satisfaction: An APIM analysis of romantic couples. Journal of Research in Personality, 79, 40–48.


