Çarşamba, Eylül 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Haklı Çıkmak mı, Anlaşılmak mı?

İlişkiler çoğu zaman çözülemeyen sorunlardan değil, duyulamayan duygulardan yorulur. İlişkilerde yaşanan çatışmaların büyük bir kısmı, görünen konudan çok görünmeyen ihtiyacın etrafında şekillenir. Tartışmanın yüzeyinde geç kalınmış bir buluşma, unutulan bir telefon ya da paylaşılmayan bir sorumluluk vardır; derininde ise anlaşılma, görülme ve önemsenme arzusu bulunur. Bu nedenle birçok çift aynı olayı defalarca konuşmasına rağmen aynı duyguyu hiç konuşamamış olur.

Psikolojik açıdan bakıldığında haklı çıkmak ile anlaşılmak aynı ihtiyaç değildir. Haklılık, kişinin kendi bakış açısını doğrulatma çabasıdır; anlaşılmak ise duygusal deneyimin karşı tarafta karşılık bulmasıdır. İlişkiyi besleyen de çoğu zaman ortak fikirler değil, ortaklaşa kurulan bu duygusal zemindir.

Bilişsel Davranışçı Terapi’nin temel varsayımlarından biri, insanların olaylardan çok olaylara yükledikleri anlamlara tepki verdiğini söyler (Beck, 2011). Partnerin kısa bir mesaj yazması ya da sessiz kalması tek başına belirleyici değildir; kişinin bunu nasıl yorumladığı, hissedilen duyguyu şekillendirir. “Beni önemsemiyor”, “Yine yalnız bırakıldım” ya da “Kesin bana kızgın” gibi otomatik düşünceler, davranışın önüne geçerek çatışmanın yönünü değiştirebilir.

Şema Terapi bu tabloyu biraz daha derinleştirir. Çünkü bazı yorumlar yalnızca bugüne ait değildir; çocuklukta gelişen temel inançların bugünkü ilişkilerde yeniden canlanmasıdır. Terk edilme, kusurluluk veya kuşkuculuk şemaları güçlü olan bireylerde sıradan ilişki olayları bile geçmişteki incinmişlikleri tetikleyebilir (Young, Klosko, & Weishaar, 2003). Böylece tartışılan konu bugüne ait görünse de verilen duygusal tepki çoğu zaman eski bir hikâyenin devamıdır.

Savunma konuştuğunda duygu sessizleşir!

Çiftlerle çalışan terapistlerin sık gözlemlediği durumlardan biri, savunmanın iletişimin önüne geçmesidir. Bir taraf yaşadığı kırgınlığı anlatmaya çalışırken diğer taraf kendini açıklamaya yönelir. Açıklamalar arttıkça duygu geri planda kalır ve konuşma giderek bir mahkeme salonunu andırmaya başlar. Kim haklıydı, kim önce söyledi, kim daha çok çabaladı…

Oysa duygular kanıt istemez. Kırgınlık ispatlanacak bir gerçek değil, yaşanmış bir deneyimdir.

Duygu Odaklı Çift Terapisi üzerine yapılan çalışmalar, romantik ilişkilerde güven duygusunun en önemli belirleyicilerinden birinin partnerin duygusal olarak ulaşılabilir ve duyarlı olması olduğunu göstermektedir (Johnson, 2019). İnsanlar her zaman aynı fikirde olmak zorunda değildir; ancak anlaşıldıklarını hissettiklerinde çatışmaların yıkıcı etkisi belirgin biçimde azalır.

Bu noktada öfkenin psikolojik işlevini de doğru anlamak gerekir. Öfke çoğu zaman birincil duygu değildir; incinmişlik, hayal kırıklığı veya değersizlik hissini örten koruyucu bir tabaka olabilir. Özellikle kusurluluk şeması baskın bireylerde eleştirilme ihtimali, yoğun bir savunma ihtiyacı doğurabilir. Dışarıdan bakıldığında kişi sinirli görünür; içeride ise reddedilmekten korkan kırılgan bir benlik vardır.

Anlaşılmak, onaylanmak değildir!

İlişkilerde sık yapılan hatalardan biri, anlaşılmayı onaylanmakla karıştırmaktır. Oysa psikolojik anlamda anlaşılmak; karşı tarafın aynı fikirde olması değil, yaşanan duygunun varlığını kabul edebilmesidir. “Senin yerinde olsam ben de kırılabilirdim.” cümlesi bir haklılık ilanı değildir; empatik bir temasın ifadesidir.

Araştırmalar, erken dönem uyumsuz şemaların ilişki doyumunu yalnızca bireysel düzeyde değil, çiftin iletişim örüntüsü üzerinden de etkilediğini göstermektedir. Özellikle diğer odaklı şemalar baskın olduğunda kişiler ya sürekli kendilerini ispatlamaya çalışmakta ya da tamamen susmayı tercih etmektedir. Her iki durumda da duygusal yakınlık zayıflamaktadır.

Sağlıklı ilişkiler çatışmasız değildir. Aksine, farklılıkların güvenli biçimde konuşulabildiği ilişkiler daha dayanıklıdır. Çünkü yakınlık, benzer olmaktan değil; farklılıkların tehdit oluşturmamasından beslenir. Bir tartışmanın sonunda kimin kazandığı çoğu zaman hatırlanmaz. Hatırlanan şey, o an kendini yalnız mı yoksa yanında biri varmış gibi mi hissettiğidir.

Belki de ilişkileri ayakta tutan en önemli beceri, daha güçlü savunmalar üretmek değil; duyguların savunmaya ihtiyaç duymadığı bir iletişim kurabilmektir. Haklılık çoğu zaman tartışmayı bitirir; anlaşılmak ise ilişkiyi onarmaya başlar.

Kaynakça

  • Beck, J. S. (2011). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond (2nd ed.). Guilford Press.
  • Johnson, S. M. (2019). Attachment Theory in Practice: Emotionally Focused Therapy (EFT) with Individuals, Couples, and Families. Guilford Press.
  • Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner's Guide. Guilford Press.
  • Pilkington, P. D., et al. (2024). Early maladaptive schemas and relationship satisfaction: A systematic review.
Tuğçe Şahin Güverçinci
Tuğçe Şahin Güverçinci
Uzman PsikologTuğçe Şahin Güverçinci, bireylerin psikolojik esneklik, öz-motivasyon ve iyilik hallerini arttırmayı hedefleyerek kariyerlerini ve kişisel gelişimlerini bir üst noktaya taşımaya gayret etmektedir. Aile danışmanlığı ve insan kaynakları yönetimi alanlarında uzmanlaşan Güverçinci, insanların iş ve kişisel yaşamlarında daha sağlıklı seçimler yapmalarına destek olmaya çalışmaktadır. Dijital platformlarda bilgilerini paylaşarak, bireylere ulaşmayı ve bilimsel temellere dayanan bilgiler sunmayı amaçlamaktadır. Yazılarında, kişisel ve profesyonel yaşamda daha verimli ve tatmin edici süreçler izlemek için pratik önerilerde bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar