Çocuğunuzun oyununa nasıl katılacağınızı bilemediğiniz zamanlarda kendinizi oyunun akışına bırakabilirsiniz. Çocuklarla oynayabilmek için planlanmış etkinliklere veya özel oyuncaklara gerek yoktur. Çocuklar için her şey oyundur ve oyun her şeydir. Onlar dünyaya oyunla bakarlar. Onların penceresini araladığınızda size görünen karton kutular, merdivenler ve yastıklar, çocuklar için uzay gemisi, aşılacak bir dağ ya da korunması gereken bir kale olabilir. Sizinse o uzay gemisinde yapmanız gereken tek şey, kaptan pilota eşlik eden ikinci pilot olmaktır. İkinci pilot, rotanın kaptan pilot tarafından belirlendiğini bilerek oyunun kurucusu değil, eşlikçisi rolünü üstlenir. Böylece oyun, ebeveyn tarafından yönlendirilmekten ziyade çocuğun özgürce şekillendirdiği bir deneyime dönüşür.
Çocukları izlediğimizde oyunun hayatlarının her anına eşlik ettiğini görürüz. Merdivenden inerken zıplamak isterler, eve varana kadar sizinle yarışırlar. Mükemmel oyun arayışları yoktur; oyun, çocukların hayatında kendiliğinden var olur. Oyun oynayabilmek için en iyi oyuncağı aramazlar; oynamak istediklerinde hayal güçleri sayesinde tüm eşyalar onlara oyuncak gibi görünür. Ebeveynler bu noktada çocukların oyunlarına katılmakta zorlanabilirler. Çoğu zaman mükemmel bir oyun kurmak gerektiği yanılgısına kapılabilirler ama çocukların konu oyun olduğunda böyle kaygıları yoktur; onlar sadece oynamak ve rahatlamak isterler. Çocuklar, ebeveynlere kalmadan oyunu kurarlar ve rolleri dağıtırlar; oyunun kurallarının gerçek hayatla ilgisi olması gerekmez. Çocukların kendilerini ifade edebildikleri, rahatladıkları ve özgür oldukları her oyun, onlarla bağ kurabilmek için ebeveynlere eşsiz bir fırsat sunar.
Ebeveyn ile oyun sırasında çocuğun oyunu yönetmesi, kendini güvende hissetmesini sağlar; çocuklar oyunu başlatır, yönetir ve vakti geldiğinde sonlandırırlar. Oyunun kontrolü çocuklarda olduğunda güven duygusu desteklenir. Çocuklarla bağ kurabilmenin birçok yolu vardır; oyun da bu yollardan biridir. Ebeveynler, oyunun içerisinde eleştirmeden ve oyunun yönünü değiştirmeye çalışmadan doğal bir eşlikçi olarak bulunduklarında ebeveyn ile çocuk arasında bağ kurmanın kapıları açılır. Sarılmak için kollarınızı açıp gözlerinizi kapattığınız ve “Kim gelmiş?” diyerek çocuğunuzu çağırdığınızı düşünün. Size basit gelen bu oyun, çocuğunuzla aranızdaki bağı güçlendirecek kıymetli bir fırsattır. Mutfağa doğru giderken bir hayvan seçip onun taklidini yaparak yürümek, ellerini yıkarken köpükleri yakalamak, yolda yürürken kaldırım çizgilerine basmadan ilerlemek ya da arabaya bindiğinizde bunu bir uzay aracına benzeterek emniyet kemerini takmak gibi hayatın içinde birkaç dakika ayırarak kurulan küçük oyunlar, çocuğunuzun dünyasına misafir olmanın en kolay halidir.
Ebeveynler için sıradan görünen birçok durum, çocuklar için oyunun doğal bir parçasıdır. Yetişkinlikte oyundan uzaklaşılması sebebiyle ebeveynlik yolculuğunuzda çocuklarınızın oyunlara bakış açısını anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Çocuğunuzla oyun oynarken önemli olan, ne kadar mükemmel oynadığınız değil, o anlardan ne kadar keyif aldığınızdır. Çocuklar sizden oyun kurmanızı beklemezler; oyunun bir parçası olmanızı isterler. Ebeveynler için zor görünse de oyun kurmak ve sizi oyuna dahil etmek çocuklarınız için oldukça kolaydır. Oyunu en doğru şekilde oynama kaygısı taşımaktansa, rahat hissettiğinizde ve kendinizi oyunun akışına bıraktığınızda çocuğunuzla birlikte keyifli bir oyun deneyimi yaşayabilirsiniz.


