Bir sabah uyandığınızı ve ellerinizin devasa birer fırın küreğine dönüştüğünü, odanızın tavanının ise kilometrelerce uzaklaştığını hayal edin. Ya da tam tersi; kahve fincanınızın bir araba kadar büyüdüğünü, yanınızdan geçen insanın adımlarının ağır çekimde devleşerek geçtiğini… Hayır, bir bilimkurgu filminin içinde değilsiniz ve hayır, henüz aklınızı kaçırmadınız. Sadece edebiyat dünyasının en büyülü hikayelerinden biri, beyninizin algı odalarında küçük bir oyun oynuyor. Tıbba hoş geldiniz; burası Alice Harikalar Diyarında Sendromu (AIWS).
Tavşan Deliğinden İniyoruz
1955 yılında İngiliz bir psikiyatrist, tıbbın en çılgın durumlarından birini tanımladı ve adını koydu: Alice Harikalar Diyarında Sendromu. Kitaptan hatırlarsınız; Alice bir iksir içer minicik kalır, bir kek yer kafası tavanı deler. İşte bu sendromu yaşayan insanlar, o ikonik sahneleri birebir, gerçek hayatta deneyimliyorlar. Yani telefonunuza baktığınızda bir anda elinizde minik bir oyuncak gibi kalıyor. Ya da odanızın kapısı size sanki bir gökdelenin kapısıymış gibi devasa ve ulaşılmaz görünüyor. Hatta yere baktığınızda halının desenleri, kilometrelerce uzanan bir arazi gibi genişleyebiliyor. Tıpta buna nesnelerin cüceleşmesi (mikropsi) ve devleşmesi (makropsi) deniyor. Aslında gözlerinizde hiçbir sorun yok; her şey sağlam. Arıza, beynin arkasındaki “boyutlandırma dairesinde” yaşanan anlık bir yazılım hatasından ibaret. Ayrıca tarihin en ilginç tesadüflerinden biri de burada. Kitabın yazarı Lewis Carroll’ın da şiddetli migren atakları yaşadığı ve bu sendromdan muzdarip olduğu bilinmektedir. Yani Alice’in maceraları muhtemelen saf bir hayal gücü değil, yazarın kendi beyninin ona oynadığı nörolojik oyunların bir yansımasıydı!
Gözler Bile Yalan Söylerken..
AIWS sadece boyutlarla oynamaz; algının tüm kimyasını altüst eder. Bu sendromu yaşayan birinin dünyasında:
- Zaman Dönüşür: Zaman bazen bir salyangoz kadar yavaş akar, bazen de bir jet uçağı hızında akıp gider.
- Sesler Değişir: Yan odadaki fısıltılar birer gök gürültüsüne dönüşebilir veya hemen yanınızdaki kişinin çığlığı kilometrelerce uzaktan geliyormuş gibi gelebilir.
- Dokular Başkalaşır: Altınızdaki zemin bir anda yumuşacık bir sünger hissi verebilir veya dokunduğunuz sert bir masa teninizde eriyormuş gibi hissettirebilir.
En çarpıcı kısmı ise, bu sendromu yaşayan kişilerin o esnada gördüklerinin bir halüsinasyon olduğunun bilincinde olmalarıdır. Yani gözleri onlara odanın küçüldüğünü söylerken, mantıkları bunun imkansız olduğunu bilir. Bu durum, insanı kendi zihninin içinde hapsolmuş bir gözlemciye dönüştürür.
Korkmalı mıyız?
Kulağa ürkütücü gelse de, Alice Harikalar Diyarında Sendromu genellikle zararsızdır ve geçicidir. Çoğunlukla çocukluk döneminde görülür ve ergenlik bitimiyle birlikte beyin gelişimini tamamladıkça kendiliğinden ortadan kaybolur. Yetişkinlerde görüldüğünde ise genellikle yaklaşan şiddetli bir migren atağının habercisidir. Belirli bir ilacı veya tedavisi yoktur; çünkü tetikleyici sebep (örneğin migren, epilepsi veya EBV virüsü) tedavi edildiğinde, harikalar diyarı da sessizce ortadan kaybolur. Eğer bir gün odanızın duvarları size doğru yürümeye başlarsa panik yapmayın. Sadece arkanıza yaslanın ve zihninizin size sunduğu bu sıra dışı, sinema biletinin tadını çıkarın. Tabii o beyaz tavşan sizi tamamen ele geçirmeden önce harikalar diyarından çıkmayı başarabilirseniz…


