Pazar, Temmuz 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Dikkatimizi Kim Çaldı

Bugün birçok kişi, dikkatimizi yapmamız gereken işlere verememekten şikâyetçi. Dünyanın hızla değişmesi ve izlediğimiz videoların neredeyse bir dakikanın altına düşmesi bu sorunda etkili; hepimiz bunun farkındayız. Son zamanların popüler kitabı “Çalınan Dikkat”, bu konuyu derinlemesine ve herkesin anlayabileceği bir dille ele alıyor. Gazeteci Johann Hari, kendini ekrandan ve internetten izole ettiği süreci anlatırken, dikkatimizi ekran alışkanlığımız kadar bozan diğer etmenlere de değiniyor.

Provicetown Gezisi ve Yavaşlamak
Johann Hari, kitabın ilk bölümünde dikkat meselesini oldukça gerçekçi bir şekilde ele alıyor. Uygulaması zor tavsiyeler vermek yerine, interneti tamamen bırakmanın günümüzde mümkün olmadığını vurguluyor. “İşinizden ayrılıp sahil kenarında bir barakada yaşayın ve dikkat sorunlarınız çözülsün.” gibi önerilere yer vermiyor. Aksine, dijital detoksa girmenin pek çok insan için mümkün olmadığını biliyor. Kendi dijital detoks sürecini de “Yapmadığım takdirde derin düşünme becerimin bazı hayati boyutlarını kaybedebileceğimi düşündüm.” diyerek başlatıyor.

Başlangıçta bu detoks onun için kolay olmuyor; eski yaşamına döndüğünde her şeyi halledebilmiş hissetmiyor. Bunun sonucunda önemli bir gerçeği fark ediyoruz: Sorunun tamamen bizde olduğunu hissettirenlere rağmen, dikkat problemlerimiz büyük ölçüde sistemden kaynaklanıyor. Bu sistemi tanımak ve bilinçli tercihler yapmak zararı azaltabiliyor. 1986 yılında ortalama bir insan, televizyon, radyo veya diğer basın kanalları aracılığıyla günde yaklaşık 40 gazeteye denk gelen bir bilgi bombardımanına maruz kalırken, 2007 yılında bu sayı günde 174 gazeteye çıkmış (Hari, 2025, s. 39). İnsanların bilgileri özümseme hızının bir üst sınırı olduğu ve bu sınırı aşmaya çalıştığımızda anlama kabiliyetimizi zorladığımız da bir gerçek (s. 42). Ayrıca, insanlar olumlu ve sakinleştirici olanlara kıyasla olumsuz ve sarsıcı şeylere ortalama olarak daha fazla bakıyor (Hansen & Hansen, 1988). Hem çok fazla bilgiye maruz kalmak hem de bunların arasından olumsuzları seçmek, insanlar için şüphesiz yorucu. Provicetown deneyimini anlatırken Hari, okyanus kenarında yaptığı bir yürüyüşü dijital dünyada hissettiğimiz çıkmazı özetler şekilde anlatıyor: “Bakışınız hızla akan şeylere takılıp kaldığında kendinizi endişeli, telaşlı hissediyorsunuz; hareket etmezseniz, ellerinizi sallamazsanız, bağırmazsanız sürüklenip gidecekmiş gibi. Şimdiyse çok eski ve çok kalıcı bir şeye bakar haldeyim. Bu okyanus benden çok önceleri buradaydı, diye düşündüm; benim ufak tefek kaygılarım unutulup gittikten çok sonra da burada olacak.” (Hari, 2025, s. 33).

Yeni Yaşam Standartlarımız
Kitapta dikkatimizi etkileyen tek faktörün ekran olmadığı vurgulanıyor. Yediklerimiz, uyku alışkanlıklarımız ve günlük hayat streslerimiz de geçmişe kıyasla değişmiş durumda ve dikkat süremizi kısaltıyor. Hari, artan DEHB vakalarının bu yeni alışkanlıklarla bağlantılı olduğunu öne sürerken, özellikle çocukların eve hapsedilmesi ve sokakta koşup oynama alışkanlığının yok edilmesini vurguluyor. Oysa oyun oynamanın hayattaki beklenmedik olaylarla baş etmede yardımcı olduğunu biliyoruz. Örneğin, 1978’de yapılan bir deneyde oyundan yoksun bırakılmış sıçanlar daha fazla kaygı ve korku yaşarken, küçükken oyun oynamasına izin verilenlerin daha zeki ve cesur olduğu ortaya çıkmış (Einon ve ark., 1978). Bu deney ışığında, artan stresin de dikkate zarar verdiğini göz önünde bulundurarak, çocukların özgürce oyun oynamasına izin verilmesinin onların dikkati için önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Hari, stres ve dikkat dağınıklığı arasındaki bağlantıyı Dr. Nadine Harris’in anlatımıyla açıklıyor: Eğer size bir ayı saldırdıysa, dikkatinizi her zamanki küçük gündelik sorunlarınıza veremezsiniz. Diken üstünde olursunuz ve dikkatiniz sürekli olarak beklenmedik tehlikeleri taramaya başlar. Bu ayının hiç gitmediğini düşünün; aslında bu günlerde yaşadığımız şey bu. Sürekli olumsuz içeriklere maruz kalmak ve hayatımızdaki stres faktörlerinin artması, dikkatimizi başka bir şeye vermemizi zorlaştırıyor (ss. 136-137). Üstüne bir de uyku düzenimize ve yediklerimize dikkat etmiyorsak, bu sistemin içinde dikkatimizi korumak oldukça zor.

Sonuç
Özenle hazırlanmış bu çalışmada Hari, sizi alışkanlıklarınızı ve sistemi sorgulamaya itiyor. Kitabı okurken pek çok şey öğreneceğinizi ve öğrendiklerinizin sizi etkileyeceğini düşünüyorum.

Reyyan Ünaldı
Reyyan Ünaldı
Reyyan Ünaldı, Marmara Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Küçüklüğünden beri okumayı çok sever, okuduklarının ışığında da yazılar yazmaktan keyif alır. Daha önce birkaç kez farklı psikoloji dergilerine yazılar yazmıştır. Özellikle çok sevdiği edebiyat ve psikolojiyi birleştirebileceği iş ve uğraşlara ilgisi vardır. Psikolojinin çeşitli konularıyla ilgili araştırma yapmak ve yaptığı araştırmaları insanlara aktarmak, temel hedeflerinden bir tanesidir. Bunu yaparken de yalın ve özgün bir dil kullanmayı amaçlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar