Cumartesi, Haziran 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Seni Küçülten Şey Sevgi Değildir

İlişkilerde insanların en sık karıştırdığı kavramlardan biri, yoğun duyguların sevgi olarak algılanmasıdır. Oysa bir ilişkinin yoğun yaşanması, onun sağlıklı olduğu anlamına gelmez. Bazen kişi, sevildiğini düşündüğü bir ilişki içinde zamanla değersizleşir, yorulur ve kendisinden uzaklaşmaya başlar. Buna rağmen ilişkiyi sürdürmeye devam eder. Çünkü insan psikolojisi, her zaman iyi olanı değil, tanıdık olanı güvenli kabul etme eğilimindedir.

Birinin seni sevdiğini söylemesi ile sana sevildiğini hissettirmesi aynı şey değildir. Sevgi; küçümsemek, aşağılamak, sürekli eleştirmek ya da kişinin kendisini yetersiz hissetmesine neden olmak değildir. Ancak birçok kişi, özellikle duygusal olarak yıpratıcı ilişkilerde yaşadığı durumu sevgi olarak tanımlamaya devam eder. Çünkü ilişki, yalnızca yaşanan olaylardan değil, kişinin geçmiş deneyimlerinden, bağlanma biçiminden ve kendilik algısından da etkilenir.

Psikolojide bağlanma kuramı üzerine çalışan John Bowlby’ye göre insanlar, erken dönem ilişkilerinde geliştirdikleri bağlanma biçimlerini yetişkinlik ilişkilerine taşırlar. Özellikle sevgiyi koşullu deneyimleyen bireyler için ilişki içinde değersiz hissetmek tanıdık bir duygu olabilir. Sürekli eleştirilen, yeterince görülmeyen ya da sevgiyi ancak “uyum sağladığında” hisseden kişiler, yetişkinlikte de benzer ilişki dinamiklerinin içinde kalmaya daha yatkın olabilirler.

Bu nedenle bazı insanlar, incindikleri bir ilişkiden uzaklaşmakta zorlanır. Çünkü ilişki kişiyi üzse bile, zihnin tanıdığı duygular güvenli algılanabilir. İnsan bazen huzurlu olanı değil, alışık olduğu durumu seçer.

Duygusal olarak sağlıksız ilişkilerin en belirgin özelliklerinden biri, kişinin zamanla kendi hislerinden şüphe etmeye başlamasıdır. Özellikle küçümseme, değersizleştirme, alay etme ya da duyguları geçersizleştirme gibi davranışlar uzun süre devam ettiğinde kişinin benlik algısı zarar görebilir. Robin Stern’in “gaslighting” kavramıyla açıkladığı bu süreçte birey, yaşadığı duyguların doğru olup olmadığını sorgulamaya başlar.

Kırıldığında “çok abartıyorsun” denmesi, rahatsız olduğunda “çok hassassın” diye suçlanması, sınır koyduğunda suçluluk hissettirilmesi gibi durumlar, bu tarz ilişki dinamiklerinin etkilerini gösterir. Zamanla kişinin kendisine olan güveni zayıflar. İnsan, bir süre sonra ilişkiyi sürdürmek için kendi duygularını bastırmaya başlar. Ne söylemesi gerektiğini düşünür, yanlış anlaşılmamak için davranışlarını kontrol eder ve karşı tarafın ruh haline göre hareket etmeye alışır.

Oysa sağlıklı bir ilişkide kişi sürekli tetikte hissetmez. Carl Rogers’a göre sağlıklı ilişkilerin temelinde “koşulsuz kabul” vardır. İnsan, sevildiği yerde sürekli kendisini kanıtlamak zorunda kalmaz. Olduğu haliyle kabul gördüğünü hisseder. Elbette her ilişkide çatışmalar yaşanabilir; ancak sağlıklı ilişkilerde kişinin değeri tartışma konusu haline gelmez.

Sevgi; korku yaratmaz, kişiyi sürekli eksik hissettirmez ve kendisinden şüphe ettirmez. Ancak birçok insan, sevgi ile bağımlılığı birbirine karıştırabilir. Özellikle belirsiz ilişki dinamikleri psikolojik olarak oldukça yıpratıcıdır. Bir gün yakın davranıp ertesi gün uzaklaşan, bazen yoğun ilgi gösterip bazen tamamen geri çekilen kişiler, karşı tarafta güçlü bir duygusal karmaşa yaratabilir. İnsan zihni belirsizliği tehdit olarak algıladığı için sürekli ilişkiyi anlamlandırmaya çalışır. Bu da kişinin ilişkiye daha fazla zihinsel ve duygusal yatırım yapmasına neden olabilir.

Bir süre sonra kişi ilişkiyi yaşamaktan çok, ilişkiyi düzeltmeye çalışmaya başlar. İşte tam bu noktada insan kendisinden uzaklaşabilir. Çünkü sürekli karşı tarafın sevgisini kaybetmemeye odaklanan kişi, kendi ihtiyaçlarını geri plana atar. Kırıldığı şeyleri söylemez, rahatsız olduğu davranışları görmezden gelir ve kendi sınırlarını korumakta zorlanır.

Ancak sağlıklı sevgi insanı küçültmez. Gerçek sevgi, kişinin kendisini daha değersiz hissetmesine neden olmaz. Aksine bireyin kendisi gibi davranabildiği, duygu ve düşüncelerini korkmadan ifade edebildiği güvenli bir alan oluşturur. İnsan sevildiği yerde sürekli savunmada hissetmez ve kendini açıklamak için mücadele etmek zorunda kalmaz.

Bu nedenle bazen bir ilişkinin insana ne hissettirdiğine bakmak, o ilişkinin ne olduğundan daha önemlidir. Çünkü bazı insanlar bir ilişki bittikten sonra karşı tarafı değil, o süreçte kendilerini ne kadar ihmal ettiklerini fark edip üzülürler. Ve çoğu zaman asıl yorgunluk da burada başlar.

Şeyda Bilgin
Şeyda Bilgin
Psikolog olarak ilişkiler, bilinçdışı süreçler, duygusal dayanıklılık ve insan davranışları üzerine çalışmalar yapıyorum. Psikolojik kavramları günlük yaşamla ilişkilendirerek herkesin anlayabileceği bir dille içerikler üretmeyi önemsiyorum. Yazarlık ve dijital içerik üretimi aracılığıyla psikoloji bilgisini daha erişilebilir hale getirmeyi amaçlıyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar