Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Nöropsikolojinin Annesi: Brenda Milner

Nöropsikoloji, psikoloji ve nörolojiyi ortak bir alanda birleştiren bir bilim dalıdır. Bu alan, beynin fizyolojik yapısı ile davranış arasındaki ilişkiyi incelemekle birlikte, nörolojik ve nöropsikiyatrik hastalıkların bilişsel etkilerini araştırır (Çalışkan, 2020). Geçmişten günümüze kadar nöropsikoloji alanına katkıda bulunan birçok önemli isim vardır. Bu isimlerden biri de “Nöropsikolojinin Annesi” olarak anılan Brenda Milner‘dır. Milner, bilişsel sinirbilim ve nöropsikoloji alanına yaptığı katkılarla tanınmıştır. Özellikle H.M. vakası üzerine yaptığı araştırmalar, bellek süreçlerinin anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır.

Eğitim Hayatı
Brenda Milner, 1918 yılında İngiltere’de doğmuştur. Lisans eğitimine Cambridge Üniversitesi’nde Matematik Bölümü’nde başlamış, daha sonra psikoloji alanına yönelmiştir. Psikoloji eğitimini tamamladıktan sonra aynı üniversitede deneysel psikoloji alanında yüksek lisans çalışmalarına başlamıştır. Bu süreçte savaş pilotlarını bombardıman pilotlarından ayırt etmeye yönelik yetenek testleri üzerinde çalışan bir ekipte görev almıştır. II. Dünya Savaşı sırasında 1944 yılında Kanada’ya gitmiş ve çalışmalarını Montreal’de sürdürmüştür. Daha sonra Donald Olding Hebb danışmanlığında McGill University bünyesindeki Montreal Nöroloji Enstitüsü’nde çalışmalarına devam etmiş ve 1952 yılında deneysel psikoloji alanında doktora derecesini almıştır. Bu süreçte nörolojik hastaları incelemeye başlamıştır.

Milner’ın Önemli Çalışmaları
Brenda Milner’ın en önemli çalışması, H. M. vakası olarak bilinen bir hasta üzerine yaptığı araştırmalardır. H. M. adlı hasta, geçirdiği bir ameliyat sonucunda beynindeki temporal lobun bir kısmını kaybetmiştir. Hastada daha sonraki süreçlerde bazı bellek problemleri ortaya çıkmıştır. Milner’ın yaptığı araştırmalar sonucunda H.M.’nin yeni anılar oluşturamadığı, yani kısa süreli bilgileri uzun süreli belleğe aktarmakta zorlandığı ortaya konmuştur. Bunun yanı sıra geçmiş bilgilerini hatırladığı ve motor becerilerini halen yerine getirebildiği gözlemlenmiştir. Bu vaka sayesinde beyinde farklı işlevler için farklı bölgelerin görev aldığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca Milner, hipokampüs bölgesinin anıları depolaması yönündeki önemini de ortaya koymuştur. Bu vaka, nöropsikolojinin gelişiminde önemli bir rol oynamıştır (Squire, 2009).

Frontal lob ile ilgili çalışmaların çok az olduğu bir dönemde Brenda Milner, bu alan üzerine yoğunlaşarak frontal lobun bilişsel işlevler ve davranış kontrolündeki önemli rolünü ortaya koymuştur. Özellikle frontal lob hasarı bulunan hastalar üzerinde yaptığı araştırmalarla planlama, problem çözme, dikkat ve kurallara uyma gibi yürütücü işlevlerin frontal lob ile ilişkili olduğunu göstermiştir (Kolb, 2022).

Milner’ın yaptığı bir diğer önemli çalışma ise beynin sağ ve sol hemisferlerine ait farklılıklar üzerinedir. Bu doğrultuda, epilepsi nedeniyle temporal lob ameliyatı geçirmiş hastalar ile iki yarım küre arasındaki bağı koparılan hastalar üzerinde karşılaştırmalı bellek testleri uygulanmıştır. Çalışma sonucunda, iki yarım kürenin birbiriyle iletişimi kesildiğinde tek başlarına bilişsel görevlerde zorlandığı, hipokampus ve temporal lobun ise bellek oluşumunda kritik bir rol oynadığı sonucuna varılmıştır. En önemlisi, belleğin tek bir merkezden yönetilmediğini ve farklı beyin bölgelerinin farklı bellek türlerinden sorumlu olduğunu kanıtlayan bu araştırma, modern nöropsikolojinin temel taşlarından biri olmuştur (Milner, 2009).

Nöropsikoloji alanında yaptığı yeni buluşlarla bilimin ilerlemesine katkı sağlayan Brenda Milner, insan zihninin karmaşık yapısını anlamlandırmamızda bir dönüm noktası olmuştur. Bugün 107 yaşında olmasına rağmen hala çalışmalarına devam etmektedir. Ömrü boyunca bilime kazandırdığı tüm bu veriler, onun neden bu alanın “annesi” ve kurucusu kabul edildiğini açıkça ortaya koymaktadır. Milner’ın literatüre bıraktığı bu eşsiz miras, yalnızca geçmişin bellek gizemlerini çözmekle kalmayıp, günümüzde ve gelecekte yürütülecek sinirbilim çalışmaları için de temel bir rehber niteliği taşımaya devam etmektedir.

Ceyda Ayhan
Ceyda Ayhan
Ceyda Ayhan, Balıkesir Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir. Akademik çalışmalarında insan zihninin derinliklerini, karar verme süreçlerini ve bireyin iç dünyasıyla toplum arasındaki etkileşimi incelemektedir. Aynı zamanda yazılarında hayaller, benlik ve insanın kendini keşfetme yolculuğu üzerine düşünsel bir dil kullanır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar