Bazen bazı filmleri defalarca izleriz. Yeni filmler keşfetmek yerine, sonunu bildiğimiz her sahnesini ezberlediğimiz ve bize tanıdık olan o filmden kopamayız. Filmi tekrar tekrar izlememizin sebebi keyif vermesi değil, onu artık ezberlemiş olmamızdır. Yabancılık çekeceğimiz, belki bizi şaşırtacak hiçbir sahnesi bulunmaz; böylelikle artık sıkılmış olsak da alıştığımız filmi izlemeye devam ederiz. Bazı insanlar da bu durumu hayatlarına entegre ederler. Kendilerine acı veren ortamlarda kalmayı sürdürür ve bundan rahatsızlık duymazlar. İlişkileri onlara zarar verse dahi, ilişkilerini sürdürmeye devam ederler. Yeni bir başlangıç yapmaktansa alıştıkları hayatı sürdürmek onlar için daha kolay ve anlamlıdır. Acı, onlar için konfor alanıdır. Onlar bu konfor alanından çıkmak istemezler.
Tanıdık Acının Güvenli Alan Haline Gelmesi
İlişki dinamiklerini öğrendiğimiz ilk yer ailedir. Anne, baba ve kardeş ilişkilerini gözlemleriz. Birbirlerine acı verseler dahi ilişkilerini sürdüren ebeveynler ile büyüyen bir çocuk, acıyı ve stresi tanıdık bir his olarak benimseyebilir. İleriki yaşlarda ilişkileri deneyimleyen bu kişiler, eğer ilişkilerinde stres ve acı etken bir faktörse, bu ilişki dinamiğine alışabilir ve güvenli alan olarak kodlayabilir. Toksik ve özgüveni zedeleyen bu ilişkilere rağmen, kişi tanıdık olduğu için bu bağa tutunabilir. Çünkü bu his, onun uzun süredir öğrendiği ve tanıdığı bir histir.
İleriki zamanlarda huzurlu bir ilişkiye başlarsa, yabancılık çektiği yeni hislerle tanışır. Alışmadığı ve daha önce deneyimlemediği bu his, onu rahatsız eder. Beyin, acı verici olsa bile tanıdık olanı tercih etme eğilimindedir. Bu yüzden bazı kişiler, huzurlu ve sorunsuz giden ilişkilerinde anlamlandıramadıkları bir mutsuzluk ve rahatsızlık hissedebilir. Yabancılık çektikleri bu hisse alışmakta zorlanabilirler.
Hak Ettiğim Değer
Uzun süreli toksik ilişkilerde kalan kişilerde bazı düşünce kalıpları gelişebilir. “Ben daha fazlasını hak etmiyorum”, “Ben sevilmeyi hak etmiyorum” gibi düşüncelerle boğuşan insanlar, huzuru değil acıyı hak ettiklerine inanırlar. Ancak sevgi ve huzur, ‘hak edilmesi gereken’ bir şey değildir. Sevmek ve sevilmek bir ihtiyaçtır.
Yeni Hislere Kucak Açmak
Her gün geçtiğimiz ve her adımımızda çamur içinde kaldığımız sokak yerine yeni yollar keşfetmek korkutucu olabilir. Çamurlu o sokaktan geçmek her ne kadar zarar verse de, yeni tanıdığımız ve bildiğimiz bir yoldur. Ancak çiçeklerle kaplanmış yeni yollar bulmak için çamurlu yollardan uzaklaşmak gerekir. Bize zarar veren olaylara bağlanmak, yeni ve mutluluk verici sonuçlar doğurmayacaktır. Bağlandığımız her his, kişi ya da durum doğru ve sağlıklı olmayabilir. Beyinimizin tanıdık olarak kodladığı sağlıksız ilişkiler güvenli alan olarak hissedilebilir. Güvenli alandan uzaklaşmak ve yeni hisler öğrenmek, yeni bir kodlama oluşturacaktır. Yeni olan korkutucu olabilir. Yeni şeylere adım atmak kişiye huzursuzluk hissettirebilir. Ancak sağlıklı ilişkiler kurmak, tanıdık olana tutunmak yerine yeni olanı öğrenmeyi gerektirir. İyileşme, eski sağlıksız davranışları bırakabilme cesaretiyle başlar. Bu süreç zaman alabilir ve başlangıçta zorlayıcı hissedilebilir. Fakat her adım, kişinin kendisiyle ve ilişkileriyle daha sağlıklı bir bağ kurmasına temel hazırlar.


