Hayatınızı derinden etkileyen ve tüm akışı değiştiren bir krizden sonra normale dönmek gerçekten mümkün mü? Bu sorunun cevabı, içinde savrulup durduğumuz bu kaotik dünyada oldukça önemlidir. Rutinler, normale dönüşün temel unsurlarından biri olarak karşımıza çıkar ve çoğu zaman süreci daha canlı tutar.
Kriz ve Etkileri
Kriz, olağandışı gelişen bir kırılma noktasıdır. Depremler, saldırılar, salgın hastalıklar, taciz ve tecavüz gibi varlığın bütünlüğünü tehdit eden her şey kriz anlamı taşır. Erik Erikson’un ifadesiyle, kriz “gelişimin kaçınılmaz bir dönüm noktasıdır.” İnsan yaşamının doğal akışında bireysel, toplumsal veya küresel bir krizden nasibini almak kaçınılmazdır ve bu durum bireyin farklı bir yöne evrilmesine neden olur. Örneğin, 2019 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 pandemisi, 6 Şubat 2023’te ülkemizde yaşanan Kahramanmaraş depremi ve yakın zamanda meydana gelen okul saldırısı gibi olaylar, toplumsal krizlerin örnekleridir. Bireysel krizler ise, yakınını kaybeden veya tecavüze uğrayan kişilerin yaşadıkları gibi daha kişisel deneyimlerle ortaya çıkar. Krizi yaratan unsurlar, yalnızca dış dünyada yaşanan olaylar değil, aynı zamanda zihnimize sızan yansımaların yarattığı sarsıntılardır. Bu sarsıntı, dengeyi bozan ve bireyi düşüren bir durumdur. Psikoloji bilimi, kriz anlarında beynin belirsizliğe karşı toleransının düştüğünü ve kontrol etme ihtiyacının arttığını belirtir. Kişi, bu kontrol etme davranışıyla kaybettiği dengeyi bulmaya çalışır; iyi ya da kötü, dağılmış dünyasında küçük düzenler kurmaya çabalar. Belki de bu nedenle, bu zor zamanların ardından yaptığımız en iyi şey “rutin oluşturmak” olur.
Rutinler ve Akışta Kalmak
Kriz sonrası rutinler, en basit tabirle kişinin doğal bir adaptasyon alanı oluşturmasıdır. Bu alan, yaşanan kaosta güvenilir bir sığınak işlevi görür. Beyin, savrulan parçaları nasıl toplayacağını bilemezken ve akışın yönünü tayin edemez haldeyken, “Ne olacağını bilmiyorum ama en azından bazı şeyler sabit kalsın” demeye çalışır. Dışarıda kontrol edemediği olayları bu düzeni koruyarak telafi etmeye çalışır. Sabah aynı saatte uyanmak, kahvaltı yapmak, işe gitmek ve spor yapmak gibi eylemler, kişinin akışta kalmasına yardımcı olur.
Ancak, tüm düzen hiçbir zaman krizden önceki gibi işlemez. Bir şeyler kökünden değişir. Bu süreçlerden sonra insanlar enerji ve motivasyon dalgalanmaları yaşar. Fırtına devam ederken, fırtına öncesi gibi ilerlemeye çalışan bir gemi alabora olabilir. Bu nedenle, aşırı katı rutinler genellikle sürdürülemez ve yetersizlik hissi yaratır. Sağlıklı bir program, sürdürülebilir, esnek ve küçük rutinlerle yapılan bir başlangıçtır. Önemli olan, kriz öncesi yaşamımızdaki düzene geri dönmek değil, aşamalı olarak kaydedilen bir ilerlemedir. Örneğin, krizden önce her gün bir saat spor yapıyorsanız, mevcut durumda haftada birkaç gün kısa yürüyüşlerle başlamak daha uygun olacaktır. Çünkü kriz sonrası önemli olan performans değil, istikrar ve ritimdir.
Ayrıca, rutinlerin anlamları da vardır. Eğer kişi, rutinlerini sadece yapmak için yapıyorsa, bu sürdürülebilir düzene yenik düşmesine neden olur ve uzun vadede insanı yorar. Rutinlerinize küçük anlamlar yüklemek, onları daha cazip hale getirebilir. Örneğin, aile ile yapılan bir kahvaltı, zorunlu bir sosyalleşme değil, bir arada olmanın yarattığı mutluluk anlamı taşıyorsa, daha verimli olacaktır.
Rutinler, hayatı olduğu gibi yeniden inşa etmez; bu yanlış bir inanıştır. Rutin, hayata yeniden temas edebilmeniz ve bazen sadece akışa devam edebilmek için gereken gücü sağlar. Bu durumda, taşıdığı oransal önem göz ardı edilemez.
Krizin Ardından Rutinler
“Hayatınızı orta yerinden çatlatan ve tüm akışı değiştiren bir krizden sonra normale dönmek gerçekten mümkün mü?” Krizlerden sonra her şeyi eski haline döndürmek elbette mümkün değildir; bu, ham hayalcilikten başka bir şeye hizmet etmez. Ancak bu, yeni bir düzene geçemeyeceğiniz anlamına da gelmez. O yüzden bu soruya verilecek cevap şudur: Kriz, bir kırılma anıdır ve büyük bir dönüşüm başlatır. Her sabah kalkıp gittiğiniz işinizin yerini çok daha farklı bir iş alabilir, her baktığınızda gördüğünüz insanlar, eşyalar, mekanlar ve hatta aynada gördüğünüz değişebilir. Bu köklü değişimden sonra ani bir dönüşüm beklenemez. Siz, yeni düzene ayak uydurmaya ve artık yeni akışı takip etmeye başlarsınız. Bunu sindire sindire yapmak önemlidir. Krizi yaşayan ister siz olun, ister çevreniz, rutinlere önem vermek gerekir. Çünkü rutindeki ritim, fırtına tamamen dinmese bile insanın savrulmasını azaltır.


