Çarşamba, Ağustos 12, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kriz Sonrası Rutinler

KRİZ SONRASI RUTİNLER

Hayatınızı orta yerinden çatlatan ve tüm akışı değiştirecek bir krizden sonra normale dönmek gerçekten mümkün mü? Bu sorunun cevabı, içinde savrulup durduğumuz bu kaotik dünyada da artık oldukça önemli. Rutinler ise normale dönüşün harcını oluşturan ve çoğu zaman süreci daha diri tutan bir unsur olarak karşımıza çıkar.

KRİZ VE ETKİLERİ

Kriz olağandışı gelişen bir kırılma noktasıdır. Depremler, saldırılar, salgın hastalıklar, taciz, tecavüz vb. varlığın bütünlüğünü tehdit eden her şey kriz anlamı taşır. Ve Erik Erikson’un ifadesiyle “Gelişimin kaçınılmaz bir dönüm noktasıdır.” İnsan yaşamının doğal akışında mutlaka bireysel, toplumsal veya küresel bir krizden nasibini alır ve farklı bir yöne doğru evrilmeye başlar. Nitekim buna 2019 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 küresel krizini, 6 Şubat 2023’te ülkemizde yaşanan Kahramanmaraş depremi ve yine yakın zamanda ülkemizde yaşanan Kahramanmaraş merkezli okul saldırısı toplumsal krizini, yakınını kaybeden veya tecavüze uğrayan kişinin yaşadıkları gibi bireysel krizleri örnek olarak verebiliriz. Bunu kişinin adına kriz yapan şey ise sadece dış dünyada yaşanan bir olay olarak kalmaması, zihninize sızan yansımalarının yarattığı sarsıntı olmasıdır. Bu sarsıntı, dengeyi bozan ve bireyi düşüren durumdur. Psikoloji bilimi, doğrudan ya da dolaylı etkilendiğiniz kriz anlarında beynin belirsizliğe karşı toleransının düştüğünü ve kontrol etme ihtiyacının arttığını söyler. Kişi bu kontrol etme davranışıyla aslında kaybettiği dengeyi bulmaya çalışır. Ama iyi ya da kötü dağılmış dünyasında küçük düzenler kurmaya çabalar. Belki de bu yüzden bu zor zamanların ardından yaptığımız en iyi şey “rutin oluşturmak” olur.

RUTİNLER VE AKIŞTA KALMAK

Kriz sonrası rutinler, en basit tabirle kişinin doğal bir adaptasyon alanı oluşturmasıdır. Burası yaşanan kaosta güvenilir bir sığınaktır. Beyin, savrulan parçaları nasıl toplayacağını bilemez ve akışın yönünü tayin edemez haldeyken “Ne olacağını bilmiyorum ama en azından bazı şeyler sabit kalsın” demeye çalışır. Çünkü dışarıda kontrol edemediği olayları bu düzeni koruyarak telafi eder. Sabah aynı saatte uyanmak, kahvaltı yapmak, işe gitmek, spor yapmak… bunlar kişinin akışta kalmasına yardımcı olur.

Şunu da vurgulamak gerekir; tüm düzen hiçbir zaman krizden önceki gibi işlemez. Bir şeyler kökünden değişir elbette. Bu süreçlerden sonra insan enerji ve motivasyonel dalgalanmalar yaşar. Henüz fırtına varken, fırtına olmadan önceki gibi ilerlemeye çalışan bir gemi ise alabora olabilir. Bu yüzden aşırı katı rutinler genellikle sürdürülemez ve yetersizlik hissi yaşatır. Sağlıklı olan program; genellikle sürdürülebilir, esnek ve küçük rutinlerle yapılan bir başlangıçtır. Yani önemli olan kriz öncesi yaşamımızdaki düzene olduğu gibi geri dönmek değil, aşamalı olarak kaydedilen bir ilerlemedir. Örneğin, krizden önceki programınızda her gün bir saat spor yapmak varsa, mevcut durumda haftada birkaç gün kısa yürüyüşlerle başlamak daha isabetli olacaktır. Çünkü kriz sonrası önemli olan performans değil, istikrar ve ritimdir.

Ayrıca rutinlerin anlamları vardır. Kişi yapmak için yaparsa, yine sürdürülebilir düzene yenik düşer. Uzun vadede insanı yorar. Burada rutinlerinize küçük anlamlar yüklemek onu daha cazip hale getirebilir. Mesela aile ile yapılan bir kahvaltı, zorunlu sosyalleşme değil de bir arada olmanın yarattığı bir mutluluk anlamı taşırsa daha verimli olacaktır.

Rutinler hayatı olduğu gibi yeniden inşa etmez; bu yanlış bir inanıştır. Rutin, hayata yeniden temas edebilmeniz için ve bazen sadece akışa devam edebilmek için gereken gücü verir. Bu durumda taşıdığı oransal önemse yabana atılamaz.

KRİZ SONRASI RUTİNLER

“Hayatınızı orta yerinden çatlatan ve tüm akışı değiştirecek bir krizden sonra normale dönmek gerçekten mümkün mü?” Krizlerden sonra her şeyi eski haline döndürmek elbette mümkün; bu sizin elinizde diyebilmek ham hayalcilikten başka bir şeye hizmet etmez. Ama bu yeni bir düzene geçemeyeceğiniz anlamına da gelmez. O yüzden bu soruya verilecek cevap şudur: Kriz bir kırılma anıdır ve büyük bir dönüşüm başlatır. Sizin her sabah kalkıp gittiğiniz işinizin yerini çok daha farklı bir iş alabilir; her baktığınızda gördüğünüz insanlar, eşyalar, mekanlar ve hatta aynada gördüğünüz değişebilir. Bu köklü değişimden sonra ani bir dönüşüm beklenemez. Siz yeni düzene ayak uydurmaya ve artık yeni akışı takip etmeye başlarsınız. Bunu da sindire sindire yapmalısınız. Krizi yaşayan ister siz olun ister çevreniz, rutinlere önem vermemiz gerekir. Çünkü rutindeki ritim, fırtına tamamen dinmese bile insanın savrulmasını azaltır.

Sıla Tuna
Sıla Tuna
Sıla Tuna, psikolojik danışmandır. Rize Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olmuştur. Üniversite yılları boyunca çeşitli sosyal sorumluluk projelerinde ve psikoloji topluluklarında aktif rol almıştır. Daha çok aile ve ebeveyn çalışmalarıyla ilgilenen Tuna, farklı psikoloji gruplarında içerik yazarlığı yapmıştır. Bu dergideki yazıları, onun profesyonel yazarlık yolculuğunun ilk adımıdır. Ruh sağlığının önemine inanan yazar, psikolojiyi daha fazla insana ulaştırmayı amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar