Ayırıcı özellik kuramı, bireyin belirli bir kişilik özelliğini ne derece gösterdiğine ilişkin bireyi sınıflandıran bir kuramdır. Gordon Allport bu kuram kapsamında bireyin benzersizliğini vurgulayarak, bireyde var olan herhangi bir özelliğin diğerlerinden farklı ve kendine özgü olduğunu dile getirir.
Abbas Kiyarüstemi’yi bu açıdan incelediğimizde, marangozluk, trafik polisliği, fotoğrafçılık, ressamlık ve şairlik gibi birçok farklı meslekle ilgilenmiş olmasına rağmen özellikle yönetmen kimliğiyle öne çıktığını ve ismini bu alanda duyurduğunu görürüz.
Allport, insanların hayatlarına yön veren baskın karakter özelliklerinden söz etmiş ve bunları “kardinal eğilimler” olarak adlandırmıştır. Çok az insanda görülen bu eğilimler, Kiyarüstemi’de gözlemcilik, sabır, entelektüel merak, şiir ve sanat üzerinden kendini göstermektedir. Hayatının büyük bir kısmını bu eğilimler üzerine inşa eden yönetmen, aynı zamanda merkezi eğilimlere de sahiptir. Kardinal eğilimler kadar baskın olmayan bu özelliklere; eşine ve çocuklarına karşı duyduğu sorumluluk duygusu örnek olarak verilebilir.
Kiyarüstemi’nin kişilik yapısı incelendiğinde, sanat anlayışının yalnızca estetik bir üretim biçimi olmadığı; aynı zamanda onun dünyayı algılama ve anlamlandırma yöntemi olduğu görülmektedir. Bu durum, kişilik özelliklerinin eserlerine doğrudan yansıdığı sanatçılar arasında yer aldığını göstermektedir.
Cattel’in Kaynak Özellikleri Açısından Kiyarüstemi
Ayırıcı özellik kuramı açısından incelemeye devam ettiğimizde, Raymond Cattell’in yüzeysel ve kaynak özellikler kavramlarına ulaşırız. Cattell, yüzeysel özelliklerin altında yatan temel değişkenleri “kaynak özellikler” olarak tanımlamış ve bireyin kişiliğini açıklayan 16 temel kaynak özellik ortaya koymuştur.
Kiyarüstemi’nin profilini bu modelle değerlendirdiğimizde öne çıkan faktörler şöyledir:
A) Soyutlama (Hayalperestlik)
Kiyarüstemi, sanat eserlerinde ve filmlerinde somut gerçeklikten ziyade soyut gerçekliklere, zihinsel süreçlere ve fikirlere odaklanan bir tutum sergiler. Filmlerinde “yol” temasını sıklıkla kullanması hem fiziksel hem de metaforik anlamlar taşır.
Yol; karakterlerin içsel yolculuklarını, yaşamın sürekliliğini ve insanın varoluşsal arayışını temsil eden bir sembol hâline gelir. Filmlerinde sıkça gördüğümüz uzun araba diyalogları, sessizlikler ve rüzgâr gibi doğa unsurları da soyutlama faktörüyle ilişkilendirilebilir.
Özellikle minimalist anlatım biçimi, seyirciyi yalnızca olay örgüsüne değil; düşünmeye, hissetmeye ve anlam üretmeye yönlendirir. Bu durum, onun zihinsel olarak yüksek düzeyde soyutlama becerisine sahip olduğunu göstermektedir.
B) Değişime Açıklık
Kiyarüstemi, geleneksel İran sinema kurallarını reddeden ve kendine özgü sinema dili oluşturan yenilikçi bir kişiliğe sahiptir. Bu özellik özellikle profesyonel oyuncular yerine sıradan insanları kullanmayı tercih ettiği filmlerinde açıkça görülmektedir.
Görüntü yönetmenleriyle yaşadığı yaratıcı çatışmalardan söz eden yönetmen, alışılmış kamera açılarına ve klasik anlatım kalıplarına da karşı çıkmıştır. Bu yönüyle sürekli yenilik arayan, deneysel düşünmeye açık ve kalıplaşmış yapıları sorgulayan bir kişilik profili sergiler.
Kiyarüstemi’nin sinemasında belirsizlik, açık uçlu finaller ve gündelik hayatın sıradan detayları önemli bir yer tutar. Bu durum onun yalnızca teknik olarak değil, düşünsel anlamda da değişime açık bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir.
C) Duyarlılık
Kiyarüstemi’nin sinema dili büyük ölçüde duygusal ve estetik duyarlılık üzerine kuruludur. Sert, didaktik ve katı bir anlatım onun eserlerinde belirgin şekilde görülmez.
Doğa betimlemeleri hem görsel bir arka plan hem de tematik bir araç olarak dikkat çeker. Çöller, dağlar ve kırsal manzaralar yalnızca karakterlerin fiziksel çevresini değil; aynı zamanda onların içsel durumlarını ve yaşamın döngüselliğini temsil eder.
Bu yaklaşım, yönetmenin yüksek düzeyde estetik duyarlılığa ve hassas düşünme becerisine sahip olduğunu göstermektedir. Sessizlikleri kullanma biçimi, karakterlerin duygusal dünyasını doğrudan açıklamak yerine sezdirme yöntemiyle aktarması da bu duyarlılığın önemli bir göstergesidir.
D) Mükemmeliyetçilik
Kiyarüstemi’nin çekimlerde istediği ışık açısı oluşana kadar saatlerce beklemesi veya profesyonel olmayan oyunculardan istediği duygu tepkisini alabilmek için aynı sahneyi defalarca çekmesi; titiz, kontrollü ve öz disiplinli bir kişilik yapısına sahip olduğunu göstermektedir.
Bu durum yalnızca teknik detaylara verilen önemi değil, aynı zamanda sanatsal üretimde kusursuzluğu hedefleyen içsel bir disiplin anlayışını da ortaya koyar.
Onun sinemasında sade görünen sahnelerin arkasında oldukça detaylı ve kontrollü bir yapı bulunmaktadır. Minimalizm, çoğu zaman yanlış şekilde “kolaylık” olarak algılansa da Kiyarüstemi’nin eserlerinde bu sadelik yoğun bir dikkat ve planlamanın sonucudur.
Beş Faktör Kuramı Açısından Kiyarüstemi
Ayırıcı özellik kuramı içerisinde yer alan bir diğer önemli yaklaşım ise Robert McCrae ve Paul Costa tarafından geliştirilen Beş Faktör Kuramı’dır.
Beş alt boyuttan oluşan bu model, Kiyarüstemi’nin hem set arkasındaki disipliniyle hem de eserlerindeki entelektüel derinlikle önemli ölçüde örtüşmektedir. Bu analiz kapsamında deneyime açıklık, öz disiplin ve duygusal denge boyutları incelenecektir.
A) Deneyime Açıklık
Deneyime açıklık, Kiyarüstemi’nin hayatında belirgin şekilde görülen bir boyuttur. Geleneksel değerleri sorgulayan, daha önce kullanılmamış anlatım biçimleri üreten ve değişime açık olan yönetmen, eserlerinde de kişiliğinin bu yönünü yansıtmıştır.
Hikâyelerinin sonunu açık bırakması, şiir ile sinemayı iç içe kullanması ve izleyiciyi pasif bir konumda bırakmak yerine düşünmeye zorlaması bu durumun örneklerindendir.
Ayrıca filmlerinde yer verdiği insan profillerinin çeşitliliği, onun klasik oyuncu kalıplarından uzak durduğunu ve insan doğasını daha gerçekçi bir şekilde ele almaya çalıştığını göstermektedir.
B) Öz Disiplin
Beş Faktör Kuramı’nın öz disiplin boyutu; bireyin ne kadar düzenli, kontrollü, planlı ve organize olduğuyla ilgilidir.
Hayatı boyunca çok sayıda film, belgesel, şiir, fotoğraf ve çizim üreten Kiyarüstemi, bu üretkenliği büyük ölçüde sahip olduğu disiplin özelliği sayesinde gerçekleştirmiştir.
Filmlerinin kurgu aşamasındaki matematiksel titizlik, sahne detaylarına gösterdiği yoğun dikkat ve çekimlerdeki kontrollü yaklaşım bu özelliğin önemli göstergeleridir.
Kiyarüstemi’nin sanatsal üretimi spontane görünse de arkasında ciddi bir planlama ve zihinsel organizasyon bulunmaktadır.
C) Duygusal Denge / Nevrotizm
Duygusal denge boyutu, bireyin stresli yaşam olayları karşısında gösterdiği psikolojik dayanıklılığı ve kaygı yönetimini açıklayan bir boyuttur.
Kiyarüstemi’nin hayatı ve eserleri incelendiğinde, bu alanda oldukça dengeli bir profil sergilediği görülmektedir. Özellikle İran’daki siyasi baskılar, sansür uygulamaları ve üretim sürecindeki teknik imkânsızlıklara rağmen üretmeye devam etmesi bunun önemli göstergelerinden biridir.
Yönetmenin zorlu set koşullarında ve uluslararası eleştiriler karşısında koruduğu “soğukkanlı gözlemci” tavrı, duygusal istikrarsızlıklara karşı geliştirdiği psikolojik direnci yansıtmaktadır.
Bu nedenle Kiyarüstemi’nin kişiliği yalnızca yaratıcı yönüyle değil; sabırlı, dayanıklı ve içsel olarak dengeli yapısıyla da dikkat çekmektedir.
Sonuç
Abbas Kiyarüstemi, ayırıcı özellik kuramı açısından değerlendirildiğinde; yüksek düzeyde deneyime açıklık, estetik duyarlılık, öz disiplin ve soyut düşünme becerisine sahip bir kişilik profili sergilemektedir.
Sanat anlayışı yalnızca teknik bir yönetmenlik pratiği değil; aynı zamanda dünyayı algılama biçiminin sinemaya dönüşmüş hâlidir. Filmlerindeki sessizlik, doğa kullanımı, açık uçlu anlatım ve gündelik hayatın içindeki derinlik; onun kişilik özelliklerinin doğrudan bir yansımasıdır.
Bu yönüyle Kiyarüstemi, yalnızca film üreten bir yönetmen değil; kişiliğini sanatın diliyle görünür kılan önemli bir sinema düşünürü olarak değerlendirilebilir.
Kaynakça
- Gençtanırım-Kurt, D. Y. ve Işık, Ş. (Ed.). (2020). Kişilik Kuramları: Gerçek Yaşamdan Kişilik Analizleriyle (4. Baskı). Pegem Akademi.
- Güney, Ö. (2025). “Abbas Kiarostami’nin Kirazın Tadı’nda Minimalist Anlatı: Bir Yoldaşlık, Bir İntihar.” Tirebolu İletişim Fakültesi Akademik Dergisi, 2(1), 57-80. https://izlik.org/JA83NY93HP


