Duygu düzenleme, bireyin tepkisel tepkilerini gözlemleyebilmesi, değerlendirebilmesi, kontrol edebilmesi ve değiştirebilmesidir.
Duygu düzenleme süreci iki süreçten meydana gelmektedir: içsel süreçler ve dışsal süreçler. Bu süreçler; duyguları fark etmeyi, duyguda kalmayı ve duyguyu düzenlemeyi kapsar. İçsel süreçler; bireyin kendi duygusal regülasyonunu sağlamasıyken, dışsal süreçler ise başka birinin duygusal regülasyonunu sağlamasına yardımcı olmaktır.
Duygu düzenleme; sadece negatif duyguları değil, pozitif duyguları da regüle etmeyi içermektedir. Bireysel farklılıklara göre değişiklik göstermekle birlikte erken dönemlerde ortaya çıkmaktadır (Karaduman & Şahin Zeteroğlu, 2024). Özellikle ebeveynin ya da bakım verenin bu konuda belirleyici bir etkisi vardır (Yıldırım, 2022). Araştırmalara göre, bebeklik veya erken çocukluk dönemlerinden itibaren bakım verenin tutumu sayesinde duygu düzenleme becerilerini olumlu yönde geliştiren çocukların, olumlu ve olumsuz duygularla başa çıkma konusunda daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir.
Duygu düzenleme becerilerini kullanabilen ve iyi oluş haline sahip olan bakım verenler, çocukların duygularını fark etmesine, anlamasına, ifade etmesine ve duygularla başa çıkmasına yardımcı olur. Örneğin; öfke patlaması yaşayan bir çocuğun bakım vereninin, çocuğuna karşı bir duygu koçu gibi hareket ederek çocuğunun o anki duygusunu fark etmesine, adlandırmasına ve o duyguyla nasıl başa çıkacağını öğretmesine yardımcı olan sınırlar belirlemesi oldukça önemlidir.
Duygusal Regülasyonu Desteklemek için Neler Yapılmalıdır?
Duygu düzenleme doğuştan gelen bir yetenek değildir; tıpkı bir kas gibi dışarıdan sağlanan destek ve pratiklerle güçlenir. Çocuğun duygusal regülasyonunu sağlamak için bazı stratejiler vardır. Bu stratejilerden ilki, çocuğun duygu koçu olarak yanında olmanızdır. Sonrasında birbirinden farklı stratejiler ile de duygusal regülasyonu desteklememiz gerekir. Başlıca stratejiler şu şekildedir:
Çocuğun Duygularını Düzenlemesinde Yanında Olun
Çocuğun bir duyguyu yoğun yaşadığı anlarda sakin ve tutarlı kalabilmek, çocuğun kendi yatışma sistemini aktive etmektedir. Çocuğunuzun fırtınasına dahil olmak yerine yanına çömelip sadece derin nefesler alarak onun için sakin bir liman olmanız gerekmektedir. Ebeveyn olarak sizin dinginliğiniz ve çocuğunuzun yanında sakin kalışınız, çocuğun sinir sistemi için en güçlü yatıştırıcı olmaktadır. Böylece çocuk, ebeveyninden görerek kendi kendini nasıl sakinleştireceğini ve yatıştıracağını öğrenir.
Davranışa Sınır, Duyguya Özgürlük Tanıyın
Çocuğun davranışına sınır, duygusuna özgürlük tanımamız gerekmektedir. Çocuğa, “Her türlü duyguyu yaşamaya hakkın var ama her davranışı yapmaya hakkın yok.” mesajını vermemiz gerekir. Mesela; “Şu an kızgın olmanı anlıyorum ve buna hakkın var ancak bana vurmana izin veremem.” gibi net cümleler kurup çocuğu güvende hissettirmelisiniz.
Bu netlik, çocuğun güvende olduğunu hissettirir ve kaygı kaynaklı düzenleme sorunlarını azaltır. Böylece çocuğun davranışlarına sınır koyup duygularını yaşamasına alan açmış olursunuz.
Bedensel ve Bilişsel Farkındalık Kazandırın
Çocuğun bilişsel ve bedensel farkındalık kazanması gerekmektedir. Çocuğun bedensel belirtilerini izlemesi için bazı çalışmalar yapabilirsiniz. Örneğin ona; “Öfkelendiğinde kalbinin nasıl hızlandığını, korktuğunda midesinin nasıl kasıldığını veya mutlu olduğunda bedeninin nasıl rahatladığını fark etmesini” öğretmek gerekir.
Özellikle nefes ve kas gevşetme egzersizleri veya duyularla dikkati nesnelere yönlendirme egzersizleri, çocuğun sinir sistemini dengeler ve çocuğun bedensel ve bilişsel farkındalık kazanmasına katkı sağlar. Böylece çocuğun duygularıyla nasıl baş edeceğini öğretmiş olursunuz.
Önleyici Rutinler ve Yapılandırılmış Bir Çerçeve Oluşturun
Çocuğun önleyici rutinleri ve yapılandırılmış bir çerçevesi olması gerekmektedir. Çocuğun; uyku saatleri, sınırlı ekran süresi ve günlük rutinleri olmalıdır. Bunlar, çocuğun bilişsel yükünü ve stresini azaltarak çocuğun duygusal kapasitesini genişletmektedir.
Özellikle kriz anlarını azaltmak için rutinlerde tutarlı kalmalı, bir sınır koyulduğunda sınır esnetilmemelidir. Çünkü oluşturulmaya çalışılan düzen, çocuğun sinir sistemi için en büyük güvenlik kaynağını oluşturur. Böylece çocuğun duygularını daha rahat ve güvenli bir şekilde ortaya çıkartmasına katkı sağlamış olursunuz.
Duygu Koçluğu Yapın
Çocuğun duygu koçu olarak yanında olmanız gerekmektedir. Duygu koçluğunun en başlıca özelliklerinden biri isimlendirme yapmaktır. Çocuğa mantıklı açıklamalar yapmadan önce sadece o an hissettiği duyguyu yüksek sesle tanımlamanız gerekir. İsimlendirilen her duygu, sakinleşmeye giden yolun ilk adımıdır.
Örneğin; “Şu an oyuncağını paylaşmak istemediğin için çok öfkelisin.” gibi ifadelerle duyguyu tanımlayın. Böylece çocuğun o an hangi duyguyu yaşadığını net bir şekilde ifade etmiş olursunuz.
Tüm bu stratejiler görüldüğü gibi bir çerçeve sunar; duygusal regülasyon çocuğa “öğretilen” değil, onunla birlikte “yaşanan” bir süreçtir. Yani ebeveynin çocuğun duygusal dünyasına nasıl temas ettiği çok önemlidir. Peki bu süreçte bir ebeveyn duygu koçu olarak nasıl bir rol üstlenmelidir? Biraz da bunun üzerinde durmamız gerekmektedir.
Bir Ebeveyn Duygu Koçu Olarak Nasıl Davranır?
Çocuklar neler hissettiklerini zaman zaman sözel ifadelerine yansıtırken, kimi zaman da davranışlarıyla dışa vururlar. Bazı çocuklar ise yetişkin desteği olmadan hem kendi duygularını hem de başkalarının duygularını tanımakta ve anlamakta zorlanırlar.
Duygularını tam olarak ifade edemeyen çocuklarda kriz durumları ortaya çıkabilir. Bu durumlar kimi zaman öfke nöbetleri olarak, kimi zaman da ağlama krizleri olarak karşımıza çıkar.
Bu gibi kriz durumlarıyla karşılaşmamanız ve çocuğunuza duygusal anlamda destek olmanız için yapmanız gereken şey, çocuğunuzun duygu koçu olmaktır. Peki bunun için ebeveynin ya da bakım verenin ne yapması gerekmektedir?
Duygu Koçu Olmak İçin:
- Öncelikle çocuğunuzun duygularının farkına varmalısınız.
- Duygularını fark ettikten sonra çocuğunuzla bağ kurmak için duyguları kullanmalısınız.
- Kullandığınız bu duyguları adlandırmalısınız.
- Empati ve anlayışla iletişim kurmalısınız.
- Çocuğunuza problemler karşısında nasıl çözüm yolları bulacağını öğretmelisiniz.
Örneğin; çocuğunuz parktan ayrılma zamanı geldiğinde ağlamaya başladığı ve gitmek istemediği sırada, “Gitmek istemediğin için üzüldün, burada kalmak sana iyi geliyordu.” diyerek duygusunu adlandırabilir, ardından “Şimdi gitme zamanı, yarın tekrar gelebiliriz.” diyerek sınırı net bir şekilde koyabilirsiniz. Bu yaklaşım, çocuğun hem anlaşılmış hissetmesini hem de sınırlarla güvende kalmasını sağlar.
Bir ebeveyn olarak unutmamamız gereken en önemli şey, duygu koçu bir ebeveyn olmaktır. Çocuğunun duygu koçu olan ebeveynin amacı; çocuğunun duygularını düzeltmek değil, o duyguların içinde ona eşlik edebilmektir. Çünkü çocuklar zamanla sakinleşmeyi değil, anlaşıldıklarında sakin kalabilmeyi öğrenir. Ve bugün ebeveynle düzenlenen her duygu, yarın çocuğun kendi kendini düzenleyebilme becerisine dönüşür.
Kaynakça
Gülay Ogelman, H., & Kahveci, D. (2022). Küçük çocukların duygu düzenleme stratejilerinin öğrenmede öz düzenleme üzerindeki yordayıcı rolünün incelenmesi. Elektronik Eğitim Bilimleri Dergisi.
Karaduman, S., & Şahin Zeteroğlu, E. (2024). 4-5 yaş çocukların duygu düzenleme becerileri ile anne babalarının kabul-red düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi.
Yıldırım, Ş. B. (2022). Çocuklarda duygu düzenlemesinin, annenin duygu düzenleme becerileri ile çocuğun davranış problemleri arasındaki aracı etkisi. İstanbul Medipol Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi.


