Salı, Mayıs 5, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Déjà vu ve Dissosiyatif Hafıza Durumları

Déjà vu, yeni bir durumda aşırı tanıdıklık hissi ile bu hissin yanlış olduğunun fark edilmesi arasındaki çelişki olarak tanımlanan dissosiyatif bir hafıza deneyimidir. Bu kısa derleme, dört temel çalışmayı (O’Connor & Moulin, 2006; Teale & O’Connor, 2015; Wells, O’Connor & Moulin, 2018; O’Connor, Wells & Moulin, 2021) sentezleyerek déjà vu’nun fenomenolojisini, nörobiyolojik temellerini ve klinik bağlantılarını ele almaktadır. Görme engelli bireydeki déjà vu deneyimi, anksiyete ve limbik sistem bağlantılarını özetlemektedir.

Déjà vu “zaten görülmüş”, hafıza araştırmalarının en ilgi çekici fenomenlerinden biridir. Genel popülasyonun yaklaşık yüzde 60-96 oranında görülen bu deneyim, yeni bir durumun aşırı tanıdık gelmesi ancak bu tanışıklığın mantıksız olduğunun bilinmesiyle karakterizedir (Brown, 2004; Teale ve O’Connor, 2015). Son on beş yılda Akira R. O’Connor, Chris J.A. Moulin ve Christine E. Wells’in öncülüğünde yürütülen çalışmalar, déjà vu’yu yalnızca ilginç bir yanılsama olmaktan çıkarıp dissosiyatif hafıza mekanizmalarının içine taşımıştır.

Déjà vu Nedir?

Teale ve O’Connor (2015), déjà vu’yu “yeni bir olayın aşırı tanıdık gelmesi ancak bu tanışıklığın yanlış olduğunun bilinmesi” olarak tanımlamıştır. Bu deneyim, tanıdıklık hissinin (familiarity), hatırlama (recollective) süreçlerinden ayrışmasıyla ortaya çıkar ve metakognitif bir çelişki yaratır (O’Connor vd., 2021).

Yaygınlık olarak déjà vu 6-10 yaşlarında başlar ve 15-25 yaşları arasında zirve yapar ve sonrasında yaşla azalır (Teale & O’Connor, 2015). Bu yaş eğilimi déjà vu’nun sağlıklı bir metakognitif izleme mekanizması olduğunu düşündürmektedir. Genç beyin, hatalı tanıdıklık sinyallerini daha etkili biçimde fark edip reddedebilmektedir. Deneyim sıklığı genellikle haftada birkaç kezden birkaç ayda bire düşer ve multiduyusal niteliktedir (işitme, dokunma, koku bir arada).

Görme Engelli Bireylerde Déjà vu

2006 yılında O’Connor ve Moulin tarafından yapılan çalışmada, ekstrem mikroftalmi nedeniyle doğuştan görme engelli olan 25 yaşındaki MT, klasik déjà vu deneyimleri yaşamaktadır. MT’nin déjà vu’ları, görme engeli olmayan bireylerle aynı özelliklere sahiptir; birkaç saniye ile otuz saniye arası sürer, akşamları yalnızken tetiklenir, multiduyusal bir birleşme hissi yaratır ve meraklı, bazen keyifli ve tuhaf olarak tanımlanır (O’Connor ve Moulin, 2006).

Bu vaka, 19. yüzyıldan beri popüler olan optik yol gecikme teorisini (göz sinirlerinin farklı hızda sinyal göndererek déjà vu oluşturduğu iddiası) doğrudan çürütmektedir. MT’de optik yol hiç bulunmadığı halde déjà vu oluşması, deneyimin görme yoluna bağlı olmadığını kanıtlamaktadır. Bunun yerine déjà vu, temporal lob ve parahippokampal bölgelerdeki tanıdıklık mekanizmalarının multiduyusal ve görmeden bağımsız çalıştığını göstermektedir. Bu bulgu, déjà vu’yu görsel bir yanılsamadan çok genel bir hafıza hatası haline getirmiştir.

Anksiyete ve Déjà vu İlişkisi

Wells, O’Connor ve Moulin (2018), déjà vu ile anksiyete arasındaki ilişkiyi sistematik olarak incelemiştir. Klinik anksiyete tanısı alan bireylerde déjà vu, kontrol grubuna göre önceki ayda anlamlı derecede daha sık, daha yoğun ve daha rahatsız edici bulunmuştur. Anksiyete dönemlerinde déjà vu sıklığı ve şiddeti artmaktadır.

Bu ilişki, nöropsikolojik düzeyde theta ritmi üzerinden açıklanmaktadır. Hippokampal theta, hem hafıza işleme hem de anksiyete regülasyonunda rol oynar. Anksiyete, theta senkronizasyonunu bozarak tanıdıklık sinyallerinin hatalı hale gelmesini kolaylaştırmaktadır. Déjà vu’nun anksiyete bozukluklarında psikojenik bir bileşen taşıyabileceği ve distres yarattığı vurgulanmıştır (Wells vd., 2018). Bu bulgu, déjà vu’nun psikiyatrik durumlarla da ilişkili olduğunu ortaya koymuştur.

Diğer Dissosiyatif Hafıza Durumları

Déjà vu daha geniş bir dissosiyatif hafıza durumları ailesinde konumlandırılmıştır. Déjà vu, tanıdıklık hissinin gerçeklikten ayrışmasıdır. Benzer şekilde:

  • Jamais vu: bilinen bir şeyin yabancı gelmesi.

  • Presque vu: “aha!” anının geldiği hissi ama aslında gelmemesi.

  • Prescience: geleceği bildiğini hissetme (yanlış olduğu bilinir).

Tüm bu durumlar, alt düzey hafıza süreçleri (tanıdıklık/hatırlama) ile üst düzey metakognitif değerlendirme arasındaki ayrışmayı yansıtır. Temporal lob epilepsisi, anksiyete ve diğer klinik vakalardan elde edilen tek vaka ve grup çalışmalarını sentezleyerek déjà vu’nun limbik-temporal ağlarda oluşan “aberan sinyal” sonucu ortaya çıktığını belirtmiştir. Özellikle 2021 yılında rapor edilen bir vakada (talamik kanama sonrası sık déjà vu yaşayan kadın), psikoeğitim ve metakognitif farkındalık çalışmaları ile déjà vu sıklığı günde birden haftada bire düşmüş ve yaşam kalitesi artmıştır. Bu, déjà vu’nun tedavi edilebilir bir semptom olabileceğini gösteren ilk göstergelerden biridir.

Sonuç ve Sentez

Sentezlenen çalışmalar, déjà vu’nun temel mekanizmasını decoupled familiarity hipotezi ile açıklamaktadır: Tanıdıklık hissi, recollective süreçlerden ayrışarak ortaya çıkmaktadır. Rhinal korteks stimülasyonu déjà vu’yu tetiklemekte ve buna theta ritmi senkronizasyonu eşlik etmektedir. Hippocampus’un rolü kritik olmakla birlikte, kör birey MT’de hippocampal hacim azalmasına rağmen déjà vu’nun devam etmesi, parahippocampal yapıların yeterliliğini vurgulamaktadır. Anksiyete ile bağlantı ise theta ritminin bozulması üzerinden gerçekleşmekte; anksiyete, hatalı tanıdıklık sinyallerini amplifiye ederek déjà vu sıklığını ve şiddetini artırmaktadır.

Bu dört çalışmanın sentezi, déjà vu araştırmalarında önemli bir paradigma değişimini ortaya koymaktadır: Görmeye dayalı eski teoriler terk edilmiş, déjà vu multi-duyusal ve görmeden bağımsız bir hafıza fenomeni olarak konumlandırılmıştır. Anksiyete gibi psikiyatrik durumların déjà vu’yu tetiklediği ve distres yarattığı belirlenmiş; dissosiyatif çerçeve ise déjà vu’yu jamais vu, presque vu ve prescience gibi diğer metakognitif ayrışmalarla birleştirmiştir. Psikoeğitim temelli müdahalelerin ilk başarılı sonuçları, déjà vu’nun tedavi edilebilir bir semptom olabileceğini göstermektedir.

Kaynakça

Brown, A. S. (2004). The déjà vu experience. Psychology Press.

O’Connor, A. R., & Moulin, C. J. A. (2006). Normal patterns of déjà experience in a healthy, blind male: Challenging optical pathway delay theory. Brain and Cognition, 62(3), 246–249. https://doi.org/10.1016/j.bandc.2006.06.001

O’Connor, A. R., Wells, C., & Moulin, C. J. A. (2021). Déjà vu and other dissociative states in memory. Memory, 29(7), 835–842. https://doi.org/10.1080/09658211.2021.1911197

Teale, J. C., & O’Connor, A. R. (2015). What is déjà vu? Frontiers for Young Minds, 3, Article 1. https://doi.org/10.3389/frym.2015.00001

Wells, C. E., O’Connor, A. R., & Moulin, C. J. A. (2018). Déjà vu experiences in anxiety. Memory, 26(5), 646–652. https://doi.org/10.1080/09658211.2018.1538418

Tuğçe Demirci
Tuğçe Demirci
Tuğçe Demirci, Necmettin Erbakan Üniversitesi Psikoloji bölümü öğrencisidir. Klinik psikoloji ve gelişim psikolojisi alanlarında deneyim kazanmış, ayrıca pozitif psikiyatriye özel bir ilgi geliştirmiştir. Çocuklarla ve yetişkinlerle yürütülen uygulamalı çalışmaların yanı sıra çeşitli terapi yaklaşımlarına dair eğitimler almıştır. Sanat terapisi, bilişsel davranışçı terapi, spor psikolojisi ve EMDR üzerine staj deneyimleri bulunmaktadır. Tuğçe, psikolojiyi toplum için anlaşılır kılmayı ve ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik içerikler üretmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar