Çarşamba, Mayıs 6, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

O Palyaço Benim

“Hiçbir şeyden zevk alamıyorum, çok mutsuzum.” demiş karşısında oturan doktora bakarken hasta. “Şehirde bir palyaço var, ona git, o seni güldürür.” diye cevap vermiş doktor. Derin bir iç çekmiş hasta. “O palyaço benim.”

Bu hikâyeyi eminim bir yerlerde okumuşsunuzdur, tam olarak böyle olmasa da, buna benzeyen bir hikâye muhakkak görmüşsünüzdür. Doktorun kendisine gelen hastayı yeterince umursamayıp başından savmaya çalışıyormuş gibi görünmesini bir kenara bırakırsak, eminim bu kısacık hikâye aklınıza bir sürü düşünce getirmiştir. Ya da belki gülüp geçmişsinizdir. Gün içinde görüp de üstünde hiç durmadan hızlıca geçtiğimiz başka bir sürü içerik gibi…

Bugün çok büyük bir çoğunluğumuz çeşitli sebep ve motivasyonlarla farklı farklı sosyal medya mecralarını aktif şekilde kullanıyoruz. Bildirimleri kontrol etmek, kısa videoları dakikalarca kaydırmak artık bizim için üzerine düşündüğümüz bir eylem değil, her boş anımızda otomatik şekilde elimizin gittiği bir alışkanlık. Hayatımızı bu denli ele geçirmiş ekranın ardındaki bu sanal dünya, elbette ekranın dışındaki gerçek yaşamlarımızı da büyük ölçüde etkiliyor.

Algıyı Yönetmek

Erving Goffman, Impression Management (İzlenim Yönetimi) teorisini ortaya atan isimdir. Bu teoriye göre insanlar, diğer insanların kendileri hakkındaki algısını yönetebilir ve düzenleyebilirler. Şüphesiz, sosyal bir ortamdayken insanların bizimle ilgili neyi görüp neyi görmeyeceğini seçebiliriz. Bizi nasıl tanımalarını istiyorsak o şekilde onların algılarını “yönetebiliriz”. Goffman, bu sebeple hayatı bir tiyatro sahnesine benzetir, biz de çeşitli roller üstlenen oyuncularızdır (Goffman, 1990, aktaran Al-Shatti, 2022).

Birbirimizi yakından gördüğümüz, birbirimizin duygularına daha kolay şahitlik edebildiğimiz gerçek dünyada bile bunu yapabiliyorsak, ekranın dışındaki hiç kimsenin ekrandaki videonun arka planıyla ilgilenmediği sosyal medyada ne kadar iyi saklanabileceğimizi tahmin etmek zor değil. Sadece ekran yüzü hâline gelmiş içerik üreticileri de değil, hepimiz sosyal medya için kendimize yeni kişilikler ve görevler belirleyebiliyoruz. Neyi paylaşacağımızı biz seçiyoruz, insanların ne kadarını göreceklerine biz karar veriyoruz. Neredeyse tüm gününü “paylaşan” içerik üreticileri bile aslında o günün ne kadarını görmemizi istiyorsa bize onu sunuyor. Hem onların hem bizim paylaştıklarımız iki tıkla beğenildiğinde de kendimizi onaylanmış hissediyoruz. Evet! Doğru şeyi paylaşmışım. Goffman’ın teorisine göre, bu zaten beklenen ve hep olan bir durum. Sonuç olarak algımız “yönetilmiş” ve bir noktada bozulmuş oluyor.

Beğeniler ve Arkadaşlar

Öz Temsil; özün, kişinin kendi yorum ve değerlendirmesine göre olan zihinsel temsili anlamına gelir (Karakaş, 2017). Katılımcıların sosyal medyadaki öz temsilleriyle depresyon semptomları arasındaki ilişki inceleyen bir araştırma, katılımcıların çoğunun günde ortalama 1-3 saat sosyal medyada vakit geçirdiğini ve %88 gibi büyük bir oranının birden fazla sosyal medya sitesine üye olduğunu göstermiştir. Bununla birlikte, yalnızca üçte biri sosyal medya mecralarını arkadaşlarıyla iletişim kurmak için kullanıyor. Bu araştırmayla elde ettiğimiz en önemli bulgulardan biri, sosyal medya kullanıcılarının paylaştıkları selfie ve fotoğraflara olumlu geri dönüş aldığında tatmin olmuş hissetmeleri. Aynı şekilde, kendileri de arkadaşlarının paylaşımlarına geri bildirim vererek onlara desteklerini ve sempatilerini gösteriyorlar (Loucia, 2018).

Aynı araştırma, katılımcıların neredeyse yarısının hafif depresif belirtiler gösterdiğini ama yine de sosyal medyada kendilerini mutlu ve coşkulu şekilde ifade ettiklerini ortaya koyuyor. Bu duruma da “Smiling Depression” (gülümseyen/maskeli depresyon) adını verebiliriz (Loucia, 2018).

Sonuç

Sosyal medyada gördüğümüz gülen yüzlerin arkasında nelerin gizlendiğini, tıpkı doktorun palyaçonun palyaço olduğunu fark edememesi gibi belki de hiçbir zaman anlayamayacağız. Ama sosyal medyanın bütün olayının bu olduğunu kabul etmek, kendimizi başkalarıyla kıyaslayıp kötü hissetmeden önce yapabileceğimiz en iyi şey. Bütün bu sistemden bir adım geri çekilip gerçekten ne hissettiğimiz, beğendiğimiz ve istediğimiz üzerine düşünmek de kendimize yapabileceğimiz çok büyük bir iyilik. Çünkü bizim karar vermediğimiz her saniye, bir başkası bizim için verecek.

Kaynakça

Al-Shatti, E., Ohana, M., Odou, P., & Zaitouni, M. (2022). Impression management on instagram and unethical behavior: The role of gender and social media fatigue. International journal of environmental research and public health, 19(16), 9808.

Demetriou, L. (2018). The smiling depression of the social media: Psychological aspects of social media on mental well-being. 1. Uluslararası Psikoloji Kongresi Bildiriler Kitabı (ss. 119-127). Frederick University.

Karakaş, S. (2017). Prof. Dr. Sirel Karakaş Psikoloji Sözlüğü: Bilgisayar Programı ve Veritabanı – www.psikolojisozlugu.com (sürüm: 5.2.0/2022)

Reyyan Ünaldı
Reyyan Ünaldı
Reyyan Ünaldı, Marmara Üniversitesi Psikoloji Bölümü 1. Sınıf öğrencisidir. Küçüklüğünden beri okumayı çok sever, okuduklarının ışığında da yazılar yazmaktan keyif alır. Daha önce birkaç kez farklı psikoloji dergilerine yazılar yazmıştır. Özellikle çok sevdiği edebiyat ve psikolojiyi birleştirebileceği iş ve uğraşlara ilgisi vardır. Psikolojinin çeşitli konularıyla ilgili araştırma yapmak ve yaptığı araştırmaları insanlara aktarmak, temel hedeflerinden bir tanesidir. Bunu yaparken de yalın ve özgün bir dil kullanmayı amaçlar.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar