Çoğu insan şiddetin sadece fiziksel olarak sınırlı kaldığını sanır, psikolojik kısmını göz ardı eder. Oysa psikolojik şiddet göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir sorundur ve çoğu zaman toplum tarafından normalleştirilir. Normalleştirilmesinin temel nedenleri arasında kültürel ve toplumsal kalıplar, patriyarkal yapı, kıskançlığın sevgi olarak gösterilmesi, aile içinde öğrenilen ilişki modelleri, terk edilme korkusu, duygusal bağlılık, manipülasyon gibi birtakım unsurlar bulunur. Psikolojik şiddet, bir kişinin başka bir kişiye fiziksel güç kullanmadan, sözlü veya duygusal yollarla zarar vermesi, korkutması, değersizleştirmesi veya özgüvenini zedelemesi şeklinde tanımlanır. Aynı zamanda kanıtlanması zor bir şiddet türüdür, çünkü bireyde morarma, yara veya darp izi gibi herhangi bir fiziksel iz bırakmaz ve davranışı “yanlış anladın, abartma, sadece küçük bir şakaydı” gibi söylemlerle meşrulaştırılabilir. Psikolojik şiddet aile içi, romantik veya arkadaşlık ilişkilerinde aynı zamanda iş ortamlarında da görülebilir. Bu konu üzerinde durulması gereken önemli bir husustur çünkü duygusal istismar yapıldığı takdirde bireylerde ruhsal bozukluklar ortaya çıkabilir. Kişinin benlik saygısı zedelenebilir, depresyon, anksiyete veya travma sonrası stres belirtileri oluşturabilir, hatta uzun vadede fiziksel şiddetin ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir.
Psikolojik Şiddetin Farklı Biçimleri ve Yaygınlığı
Psikolojik şiddet sadece tek bir davranış sonucu değil, farklı biçimlerde de ortaya çıkabilir. Fiziksel bir iz bırakmamasından dolayı çoğu zaman dışarıdan fark edilmesi güç bir şiddet türüdür ancak bu durum sonuçlarının küçük ya da hafif olacağı anlamına gelmez. Çoğu durumda aşağılama, sözlü saldırılar gibi davranışlarla başlayabilir ve bu şiddet zamanla ilerleyerek maddi ya da daha ağır şiddet biçimleri ile ortaya çıkmasına yol açabilir (Orbay, 2022). Ek olarak psikolojik şiddet alay etme, suçlama, sürekli eleştirme ve psikolojik baskı davranışlarıyla da ortaya çıkabilir ve bu davranışlara tek başına bakıldığında ne kadar hafif görünse de sürekli tekrarlandığı zaman bireylere kalıcı zararlar bırakabilir. Bu davranış türleri manipülasyon ve psikolojik baskı yöntemleri ile birlikte ortaya çıkabilmektedir. Özellikle karşılıklı tartışmalarda failin mağdura karşı ‘sen yanlış hatırlıyorsun’, ‘abartıyorsun’ gibi sözcüklerin kullanılması mağdurun zamanla kendi algısından şüphe etmesine yol açabilir ve bu durum gaslighting olarak adlandırılır.
Manipülasyon ve Gaslighting Kavramı
Gaslighting, failin mağdurun gerçeklik algısını sorgulatmaya çalıştığı bir psikolojik manipülasyon türüdür. Bu durumlarda fail mağdurun yaşadığı olayı reddedebilir ve yaşanan olayları küçümseyip mağduru aşırı hassas olması gerekçesiyle suçlayabilir. Mağdur bu davranışlara bağlı olarak ileride kendi düşüncelerine veya yaşadığı anılara güvenmemeye başlayabilir ve bu durum mağdurun özgüven kaybına, karar verme güçlüğüne, sürekli kendisini sorgulamasına ve psikolojik olarak faile bağımlı hale gelmeye ya da failin onayına ihtiyaç duymaya başlamasına yol açabilir. İlişkilerde psikolojik şiddet birkaç faktörde oluşabilir. Bu faktörlere patriyarkal toplumsal yapı, güç ve kontrol kurma isteği, güvensiz bağlanma, duygusal bağımlılık gibi örnekler verilebilir. Patriyarkal toplumlar, erkeklerin ilişkilerde daha fazla güç ve otorite sahibi olması gerektiğine inanan toplum yapılarıdır. Bu üstünlük bazı durumlarda kontrol edici, sınırlayıcı ve otoriter tutumların normalleşmesine yol açabilir ve sevgi gösterisi olarak yorumlanabilir. Diğer faktörleri de ele alacak olursak, güvensiz bağlanma stiline sahip olan bireyler terk edilme korkusu, kıskançlık, yoğun kaygı gibi tutumlar sergileyebilirler.
Psikolojik Şiddetin Birey Üzerindeki Yıkıcı Etkileri
Duygusal bağımlılık da buna benzer şekilde ortaya çıkabilir ve birey her durumda partnerinin onayına ihtiyaç duyabilir. Bu süreç sağlıksız ilişki dinamiklerinin sürmesine sebep olacaktır. Psikolojik şiddete maruz kalan bireylerde bazı yıkıcı psikolojik sonuçlar doğurabilir. Bunlar mağdur bireyin benlik saygısında düşüş, değersiz hissetme, özgüven kaybı, anksiyete, depresyon, travma sonrası stres belirtileri, sosyal izolasyon ve öğrenilmiş çaresizlik örnek verilebilir. Bu sebepten dolayı psikolojik şiddetin birey üzerindeki etkilerinin erken dönemde fark edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bireylerin sağlıklı ilişki yapıları hakkında bilgilenmesi ve şiddet türlerinin farklı biçimlerini tanıyabilmesi bu tür tutumların önlenmesinde destekleyici rol oynayabilir. Psikolojik destek hizmetleri ve sosyal destek ağları, mağdur bireylerin bu süreçten çıkabilmesinde büyük bir rol oynamakta ve toplumda bu konuya yönelik farkındalığın artırılması psikolojik şiddetin önlenmesine katkı sağlayabilir.
Sonuç ve Toplumsal Farkındalık
Sonuç olarak psikolojik şiddet fiziksel iz bırakmadığı için çoğu zaman fark edilmez veya önemsiz gibi gözükse de mağdur bireyler üzerinde kalıcı, ciddiye alınması gereken psikolojik etkiler bırakabilir. Psikolojik şiddet sonucunda mağdur bireylerin benlik saygısı ve özgüveni zedelebilir, ruh sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratabilir. Uzun vadede devam ettiğinde ise anksiyete, depresyon, travma sonrası stres belirtileri gibi psikolojik sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir. Psikolojik şiddet sadece bireysel bir ilişki problemi değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir ve bu konuda insanların psikolojik şiddetin farklı biçimlerini tanıyabilmesi önemlidir. Psikolojik şiddetin görünmez doğası, daha az zararlı olduğu anlamına gelmez, çünkü çoğu zaman en derin yaralar görünmeyenlerdir. Bu süreçte kazanılan öz-farkındalık, bireyin iyileşme yolculuğundaki en temel adımdır.
Kaynakça
Orbay, İ. (2022). Görünmeyene Işık Tutmak: Psikolojik Şiddet. Toplum ve Sosyal Hizmet, 33(1), 267-290. https://doi.org/10.33417/tsh.975139


