Günlük Yaşamda Kaygı ve Beklenti
Günümüzde yaşadığımız en zorlayıcı problemlerden biri belirsizlikle baş edebilmektir. Hayatta çoğu şeyi öngöremeyiz; sıradan görünen bir günde bile bizi nelerin bekleyebileceğini tam olarak bilemeyiz. Bazen hiç ummadığımız olaylarla karşılaşabiliriz, iyi ya da kötü. Bu sürprizler çoğu zaman hayatın akışı içinde, sıradan bir günde ortaya çıkabilir.
Bu durum bireyin kontrol ihtiyacını artırabilir; kişi “her an bir şey olabilir” düşüncesiyle, ortada açık bir tehdit olmasa bile gündelik yaşamını bir beklenti içinde sürdürmeye başlayabilir. Bu beklenti, somut bir olayın gerçekleşeceğine dair net bir histen ziyade, her an bir şeylerin alışılmışın dışında ters gidebileceğini söyleyen bir iç sesten kaynaklanır. Kişi yaşayabileceği büyük ya da küçük talihsizlikleri tahmin etmeye çalışır. Bu sürekli “tetikte olma” hali ise zamanla huzursuzluk ve kaygıyı beraberinde getirebilir.
Psikoloji literatüründe bireylerin belirsizlik karşısında yaşadığı bu rahatsızlık belirsizlik intoleransı kavramıyla açıklanmaktadır. Belirsizlik intoleransı, bireyin gündelik yaşamda karşılaştığı belirsiz durumlara gösterdiği bilişsel, duygusal ve davranışsal tepkileri ifade eden bir kavramdır (Carleton, 2016). Belirsizlik intoleransı yüksek olan kişiler daha fazla olumsuz beklenti eğilimi gösterebilir. Bu eğilim, bireylerin gelecekle ilgili endişe verici düşünceler üretmesine ve belirsizliği tehdit olarak algılamasına yol açabilir. Bunun sonucunda kaygı artabilir ve stres tepkileri ortaya çıkabilir.
Kontrol Arayışı ve Bilişsel Süreçler
Belirsizlik intoleransı olan kişiler için kontrol oldukça büyük bir önem taşır. Belirsizlik durumlarında bireyler olumsuz sonuçların ortaya çıkma ihtimalini azaltmak ve daha olumlu sonuçlar elde edebilmek amacıyla olayları tahmin etmeye ve kontrol etmeye yönelik davranışlar geliştirebilirler (Carleton, 2016). Bu bireyler zihinlerinde çeşitli olumsuz senaryolar kurarak yaşama ihtimalleri olan olaylar için zihinsel bir hazırlık yaparlar.
Bu noktada kişi aslında bir paradoksun içine girer. Bu zihinsel hazırlığın birey için hem olumlu hem de olumsuz bazı yönleri vardır. Olasılıkları zihninde kurgulayarak öngörülebilirlik ihtiyacını karşılamaya çalışırken, sürekli düşünme hali zamanla tehdit algısı artmasına neden olabilir. Böylelikle birey bir yandan geleceği kontrol edebildiğini düşünerek geçici bir rahatlama yaşayabilir; diğer yandan ise aşırı düşünmenin yarattığı kaygı ve sıkışmışlık duygusuyla kendini daha kontrolsüz bir durumun içinde bulabilir. Bu durum geleceği kontrol etme çabası ile artan kaygı arasında bir gerilim oluşmasına yol açabilir.
Endişe Döngüsü ve Tehdit Algısı
Birey olumsuz senaryolarla zihnini meşgul ettikçe endişe düzeyi giderek artabilir. Belirsizlik intoleransı yüksek olan bireyler belirsizliği tolere etmekte zorlanırlar; çünkü kontrol alanlarının dışında kalan olaylar onlar için potansiyel bir tehdit olarak algılanabilir. Bu algılanan tehdidi azaltabilmek için bireyler olası olumsuzlukları önceden düşünerek durumu kontrol altına almaya çalışırlar.
Araştırmalar, belirsizlik intoleransının endişenin ortaya çıkmasını açıklayan önemli faktörlerden biri olabileceğini göstermektedir (Buhr ve Dugas, 2002). Bu bireyler belirsizlikle baş edebilmek için en küçük olasılıkları bile değerlendirme eğilimi gösterebilir; her ihtimal potansiyel bir risk olarak algılanır. Ancak bu sürekli değerlendirme süreci zamanla bireyi bir düşünce döngüsünün içine sürükleyebilir. Kişi olası tehditleri belirlemeye çalışırken aslında kontrol edemediği başka bir şeyle karşı karşıya kalır: kendi düşüncelerinin yarattığı zihinsel meşguliyet. Bu süreç bireyde strese bağlı bedensel semptomların görülmesine ve kaygı düzeyinin yükselmesine neden olabilir.
Yapılan araştırmalar, belirsizlik intoleransının tehdit algısı ve endişe süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Belirsizlik intoleransı yüksek bireyler belirsiz durumları daha tehdit edici biçimde değerlendirebilir ve öğrenilmiş tehdit ipuçlarını bastırmakta zorlanabilir (Morriss ve ark., 2015). Zamanla bireyin risk algısı genişleyebilir ve kişi tehdit odaklı düşünmeye daha yatkın hale gelebilir. Bu durum bireyin olayları değerlendirirken bazı durumları olduğundan daha fazla tehdit unsuru olarak algılamasına ve durumun boyutuyla orantısız bir kaygı yaşamasına neden olabilir.
Modern Yaşam ve Belirsizlikle Baş Etme
Belirsizlik intoleransı yalnızca bireysel bir mesele değil, modern yaşamın koşullarıyla da ilişkili bir süreçtir. Günümüzde hayat oldukça hızlı bir akıştadır ve gün içerisinde yapılması gereken birçok iş ile yoğun bir gündem içerisinde birçok uyarana maruz kalmak kaçınılmazdır. Bu kadar fazla uyaran algının sürekli açık kalmasına neden olurken, akış içerisinde yaşanan değişikliklerin öngörülemezliği kontrol ihtiyacını tetikleyebilir.
Ekonomik belirsizlikler, teknolojik ve sosyal değişimler bireylerin bu hızlı dönüşüme ayak uydurmasını zorlaştırabilir. Gelecek belirsizliği ve hızlı değişimlerin içerisinde kişi, şu anki ihtiyaçlarını ve isteklerini karşılamakta güçlük çekebilir. Bu nedenle “bilinmez” olan geleceği kontrol etmek kaygıyı azaltmanın tek yolu gibi görülebilir. Ancak bu noktada birey aslında sonu gelmeyen bir kontrol çabası içine girmiş olur.
Bilinmezliklerle dolu bir hayatta her şeyi kontrol altına almaya çalışmak birey için oldukça yorucu bir döngüye dönüşebilir; çünkü bir şeyi kontrol etmeyi başarsa bile kontrol edemediği başka bir belirsizlik mutlaka olacaktır. Hayat belirsizlikler ve olasılıklarla doludur; ancak önemli olan bu olasılıklarla savaşmak yerine onlara uyum sağlamayı deneyebilmektir. Kendimize şu anı yaşama izni vererek psikolojik esneklik kapasitemizi artırabilir ve aslında belirsizlikle baş edebilecek güce sahip olduğumuzu fark edebiliriz. Belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak mümkün olmasa da onunla baş etme biçimimizi değiştirmek bireyin kaygı düzeyini azaltabilir ve psikolojik uyumunu güçlendirebilir.
Kaynakça
-
Buhr, K., & Dugas, M. J. (2002). The intolerance of uncertainty scale: Psychometric properties of the English version. Behaviour Research and Therapy, 40(8), 931–945.
-
Carleton, R. N. (2016). Into the unknown: A review and synthesis of contemporary models involving uncertainty. Journal of Anxiety Disorders, 39, 30–43.
-
Morriss, J., Christakou, A., & van Reekum, C. M. (2015). Intolerance of uncertainty predicts fear extinction in amygdala–ventromedial prefrontal cortical circuitry. Biology of Mood & Anxiety Disorders, 5, 4.


