Pazartesi, Nisan 27, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Romantik İlişkilerde Bağlanma Stillerinin Güven ve Kıskançlık Üzerine Etkisi

Bağlanma stilleri, bireyler yaşamları boyunca farklı gelişim evrelerinden geçerken bağlanma örüntülerinde de değişimler yaşayabilmektedir. Bağlanma biçiminin temelleri erken çocukluk döneminde atılmakta; özellikle bebeğin birincil bakım vereniyle çoğunlukla anneyle kurduğu ilişkinin niteliği, ilerleyen yıllardaki romantik ilişkiler üzerinde belirleyici olmaktadır. Bağlanma, bireyin kendisi için anlamlı ve önemli olan kişilere yönelik geliştirdiği güçlü ve süreklilik gösteren duygusal bağları ifade eder.

Romantik İlişkilerde Kıskançlık ve Güven Kavramı

Romantik ilişkilerde kıskançlık çok boyutlu bir olgu olup çeşitli bireysel ve çevresel etkenlerle ilişkilidir. Literatürde, kıskançlığın ortaya çıkışında sosyo-demografik özellikler, kişilik yapısı ve ilişkiye özgü değişkenlerin belirleyici rol oynadığı belirtilmektedir. Romantik ilişkilerde güven, ilişkinin niteliğini etkileyen temel duygusal unsurlardan biridir. Sevgi sonrasında ilişkiyi şekillendiren en önemli faktörlerden biri olarak değerlendirilen güven; sadakat, bağlılık ve fedakârlık gibi kavramlarla yakından ilişkilidir. Bu duyguların karşılıklı olarak deneyimlenmesi, ilişkinin sağlıklı biçimde sürdürülebilmesi açısından önem taşımaktadır.

Psikoloji ve sosyoloji alanındaki çalışmalar, güvenin romantik ilişkilerde merkezi bir konuma sahip olduğunu göstermektedir. Güven, bireyin partnerinin iyi niyetli, dürüst ve zarar vermeyeceğine yönelik inancı olarak tanımlanabilir. Aynı zamanda kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını tehdit algısı olmaksızın ifade edebilmesini mümkün kılar. Karşılıklı güvenin varlığı, çiftler arasında samimiyeti ve duygusal yakınlığı artırırken; güven eksikliği ise kıskançlık ve çatışma düzeyinin yükselmesine zemin hazırlayabilmektedir.

Benlik Saygısının Kıskançlık Üzerindeki Rolü

Romantik ilişkilerde kıskançlıkla ilişkili bir diğer önemli değişken benlik saygısıdır. Benlik saygısı, bireyin kendine yönelik değer algısını ifade eder. Kendi değerini kabul eden ve kendisiyle barışık bireylerin ilişkilerinde daha dengeli ve güvene dayalı bir tutum sergiledikleri; düşük benlik saygısına sahip bireylerin ise partnerlerine yönelik daha yoğun kıskançlık tepkileri gösterebildikleri ifade edilmektedir. Bu bağlamda, sağlıklı ve sürdürülebilir romantik ilişkiler için hem karşılıklı güvenin hem de olumlu benlik algısının geliştirilmesi önemli görülmektedir.

Alıntı: Solmuş’un yaptığı bir diğer çalışmada romantik ilişkilerdeki güven oluşumunun erken yaşta anneyle kurulan ilişkinin niteliğine göre oluştuğu ve çocuğun bu dönemde güven oluşturabilmesi durumunda bunun yetişkinlikte kurulan romantik ilişkileri pozitif yönde etkileyeceği vurgulanmıştır. (Kara-Yüksel Şahin,2018:379)

Toplumsal Bakış ve Kıskançlığın Davranışsal Yansımaları

Ülkemizde romantik ilişkiler bağlamında kıskançlık çoğu zaman sevginin doğal ve hatta gerekli bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır. “Seven insan kıskanır” biçiminde özetlenen yaygın toplumsal inanç, kıskançlığı meşru ve beklenen bir duygu haline getirmektedir. Bu bakış açısı, ilişkisinin sürekliliğini korumak isteyen bireyin partnerini kaybetme kaygısıyla kıskançlık yaşamasını olağanlaştırmaktadır. Ancak kıskançlık çoğu zaman-burada güven kavramının kıskançlık üzerine etkisinden bahsedilmektedir- güvensizlik, şüphe ve kuşku ile iç içe ilerlemekte; birey karşısındaki kişinin sadakatini sınamak amacıyla gerçekçi olmayan aldatılma senaryoları üretebilmektedir.

Bu şüpheleri doğrulama ya da yatıştırma ihtiyacı, çeşitli kontrol davranışlarını beraberinde getirebilmektedir. Partnerin sürekli nerede olduğunu öğrenmeye çalışma, kişisel eşyaları karıştırma, telefon görüşmelerini sorgulama ya da karşı cinsle kurulan ilişkileri kısıtlama gibi davranışlar kıskançlığın davranışsal yansımaları arasında yer almaktadır. Bu tür kontrol edici tutumlar, ilişkide güven ve özerklik alanını daraltarak çatışma riskini artırmaktadır. Öte yandan kıskançlık, yoğunlaştığında şiddet ve saldırganlık gibi yıkıcı sonuçlara da zemin hazırlayabilmektedir. Nitekim literatürde kıskançlığın romantik ilişkilerde yaşanan doyumsuzluk, çatışma ve ilişki tatminsizliği ile yakından ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bu bağlamda kıskançlık, her ne kadar kültürel olarak sevgiyle ilişkilendirilse de, kontrol edilemediği takdirde romantik ilişkilerde en önemli mutsuzluk kaynaklarından biri haline gelebilmektedir.

Kaygılı Bağlanma ve Güven Eksikliği

Kaygılı bağlanma ile kıskançlık arasındaki ilişki literatürde güçlü biçimde ortaya konmuştur. Kaygılı bağlanma düzeyi yüksek olan bireylerin daha yoğun kıskançlık yaşadıkları; partnerlerinin kendilerini başka biri için terk edebileceğine ilişkin şüphe ve endişelere daha yatkın oldukları belirtilmektedir. Bu durum özellikle bilişsel kıskançlık boyutunda, yani aldatılmaya ilişkin düşüncelerin zihinde tekrar tekrar canlandırılması ve olası tehdit senaryolarının üretilmesi şeklinde kendini göstermektedir. Bununla birlikte kaygılı bireyler, kıskançlık uyandıran durumlara korku, üzüntü ve öfke gibi yoğun duygusal tepkiler verme eğilimindedir. Davranışsal düzeyde ise partnerin günlük aktivitelerini yakından izleme, sosyal ilişkilerini kontrol etmek, kişisel eşyalarını karıştırma ya da gözetleme davranışları sergileme gibi kontrol edici tutumların daha sık görüldüğü bildirilmektedir.

Araştırmalar ayrıca romantik ilişkilerde güven düzeyinin bağlanma stillerine göre farklılaştığını göstermektedir. Güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin partnerlerine yönelik güvenlerinin daha yüksek olduğu; kaygılı bağlanma stiline sahip bireylerde ise güven düzeyinin daha düşük seyrettiği belirtilmektedir. Güvensiz bağlanma örüntüsüne sahip bireylerin, geçmişteki olumsuz güven deneyimlerini daha kolay hatırladıkları, zaman içinde daha az olumlu güven yaşantısı bildirdikleri ve güven ihlallerine daha uyumsuz biçimlerde tepki verdikleri ifade edilmektedir. Bu bulgular, güvenle ilgili yaşantıların değerlendirilme ve işlenme biçiminin, bireyin ilişkilere dair geliştirdiği içsel çalışma modelleriyle bağlantılı olduğunu ve bağlanma stiline dayalı güven farklılıklarının altında yatan temel mekanizmalardan biri olabileceğini düşünülmektedir.

Bu doğrultuda, bağlanma kaygısı yüksek olan bireylerde partnerine duyulan güvenin düşük olması durumunda kıskançlık düşüncelerinin ve buna eşlik eden bilişsel süreçlerin daha yoğun yaşanabileceği; aynı zamanda gözetleme ve kontrol davranışlarının artabileceği öngörülmektedir. Bunun yanı sıra literatürde kıskançlık ile ilişki çatışması, saldırganlık ve şiddet arasında anlamlı ilişkiler bulunduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle kaygılı bağlanma örüntüsüne sahip bireylerin, ilişkilerinde düşük güven deneyimlediklerinde partnerlerine yönelik yıkıcı ya da saldırgan davranışlar gösterme olasılıklarının artıp artmadığının incelenmesi önem taşımaktadır.

Kaynakça

 Rodriguez, L. M., DiBello, A. M., Øverup, C. S., & Neighbors, C. (2015). The price of distrust: Trust, anxious attachment, jealousy, and partner abuse. Bulut Genç, C., & Topkaya, N. (2019). Romantik ilişki yaşayan bireylerde çok boyutlu kıskançlık ile ilişkili değişkenler. Ahi Evran Üniversitesi Kırşehir Eğitim Fakültesi Dergisi, 20(3)

Kübra Turaç
Kübra Turaç
Ben Kübra Turaç, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Psikoloji Bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. Lisans eğitimim süresince psikolojinin farklı alt alanlarında stajlar yaparak teorik bilgimi uygulama ile destekleme fırsatı buldum. İnsan davranışı, ilişkiler, duygusal süreçler ve ruh sağlığı konularına özel ilgi duyuyor; bu alanlarda yazılar yazarak psikolojik bilgiyi anlaşılır ve ulaşılabilir bir şekilde paylaşmayı amaçlıyorum. Akademik ve kişisel gelişimimi sürekli ilerletmeye odaklanarak psikoloji alanında üretmeye devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar