Pazartesi, Ağustos 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Maskelenmiş Depresyon: Alanyazın Taraması

Özet

Maskelenmiş depresyon, depresif belirtilerin doğrudan ifade edilmediği, bunun yerine somatik yakınmaların ön planda olduğu bir klinik sunum biçimidir. Bu çalışmada maskelenmiş depresyon kavramı, Türkçe alanyazın temel alınarak ele alınmış; kavramın tanımı, somatik belirtilerle ilişkisi, tanısal güçlükleri ve tedavi yaklaşımları incelenmiştir. Alanyazın bulguları, somatik belirtilerle başvuran bireylerde depresyonun sıklıkla gözden kaçabildiğini ve bu durumun tanı sürecini olumsuz etkilediğini göstermektedir. Sonuç olarak, maskelenmiş depresyon kavramının güncel tanı sistemlerinde yer almamasına rağmen klinik farkındalık açısından önemini koruduğu görülmektedir.

Anahtar Kelimeler: Maskelenmiş depresyon, somatik belirtiler, somatizasyon, depresyon tanısı

Depresyon, bireyin duygu durumu, düşünce süreçleri ve işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen yaygın bir ruhsal bozukluktur (Öztürk & Uluşahin, 2018). Depresyon çoğunlukla çökkünlük, ilgi kaybı ve isteksizlik gibi belirtilerle tanımlanmakla birlikte, bazı bireylerde bu belirtiler açık biçimde gözlenmemektedir. Bu durumlarda depresyon, fiziksel ve davranışsal yakınmalar aracılığıyla ortaya çıkabilmektedir. Alanyazında bu klinik tablo maskelenmiş depresyon kavramı ile açıklanmaktadır (Işık, 2016).

Maskelenmiş Depresyon Kavramı

Maskelenmiş depresyon, bireyin depresif duygulanımını bilinç düzeyinde fark edemediği ya da ifade edemediği durumlarda, depresyonun bedensel belirtiler aracılığıyla ortaya çıkması olarak tanımlanmaktadır (Işık, 2016). Bu bireyler sıklıkla psikiyatrik yakınmalar yerine fiziksel şikâyetlerle sağlık kurumlarına başvurmaktadır. Türk alanyazınında maskelenmiş depresyon, depresyonun örtük bir biçimi olarak değerlendirilmiş ve özellikle psikosomatik belirtilerle ilişkisi vurgulanmıştır (Öztürk & Uluşahin, 2018).

Somatik Belirtiler ve Somatizasyon

Maskelenmiş depresyon olgularında somatik belirtiler ön plandadır. Bu belirtiler arasında kronik ağrılar, uyku bozuklukları, sindirim sistemi sorunları ve yorgunluk sıkça bildirilmektedir (Ünal & Özkan, 2018). Çoğu zaman bu belirtiler tıbbi incelemelerle yeterince açıklanamamaktadır. Somatik belirtilerin ortaya çıkışı, psikolojik sıkıntıların bedensel yolla ifade edilmesi anlamına gelen somatizasyon süreciyle ilişkilidir. Sayar’a (2015) göre kültürel etkenler ve ruhsal hastalıklara yönelik damgalama, bireylerin psikolojik sorunlarını bedensel belirtiler aracılığıyla ifade etmelerine zemin hazırlamaktadır.

Tanısal Güçlükler ve Güncel Yaklaşımlar

Maskelenmiş depresyon, tanı sürecinde önemli güçlükler yaratmaktadır. Bireylerin öncelikle fiziksel belirtilerle başvurması, depresyon tanısının gecikmesine neden olabilmektedir (Ünal & Özkan, 2018). Bu durum, gereksiz tıbbi tetkiklerin yapılmasına ve uygun psikiyatrik müdahalenin ertelenmesine yol açmaktadır. DSM-5 ve ICD sınıflandırmalarında maskelenmiş depresyon bağımsız bir tanı olarak yer almamaktadır (Amerikan Psikiyatri Birliği, 2013). Bunun yerine depresyonun somatik belirtilerle seyreden görünümleri ele alınmaktadır. Ancak Türk alanyazınında, açıklanamayan somatik yakınmalarla başvuran bireylerde depresyon tanısının mutlaka değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır (Işık, 2016).

Tedavi Yaklaşımları

Maskelenmiş depresyonun tedavisinde antidepresan ilaçlar ve psikoterapi temel yaklaşımlar olarak kullanılmaktadır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi, hem depresif belirtilerin hem de somatik yakınmaların azalmasında etkili bulunmuştur (Öztürk & Uluşahin, 2018). Alanyazın, yalnızca fiziksel belirtilere yönelik müdahalelerin uzun vadede yeterli olmadığını ortaya koymaktadır (Sayar, 2015).

Tartışma

Bu alanyazın taraması, maskelenmiş depresyonun güncel tanı sistemlerinde yer almamasına rağmen klinik açıdan önemini koruduğunu göstermektedir. Türk alanyazınındaki çalışmalar, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran bireylerde somatik belirtilerin depresyonun temel göstergesi olabileceğine işaret etmektedir (Ünal & Özkan, 2018). Maskelenmiş depresyonun tanınamaması, bireyin uzun süre uygun tedaviye ulaşamamasına neden olabilmektedir. Bu durum, hem bireysel işlevsellik kaybını artırmakta hem de sağlık sistemi üzerinde ek yük oluşturmaktadır. Bu bağlamda, klinisyenlerin somatik belirtilerle başvuran bireylerde psikiyatrik değerlendirmeyi ihmal etmemesi gerektiği düşünülmektedir.

Sonuç

Sonuç olarak maskelenmiş depresyon, depresyonun heterojen doğasını anlamada önemli bir kavramsal çerçeve sunmaktadır. Somatik belirtilerle başvuran bireylerde depresyonun göz ardı edilmesi, tanı ve tedavi sürecini olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle depresyon değerlendirmelerinde biyopsikososyal yaklaşımın benimsenmesi önem taşımaktadır.

KAYNAKÇA

Amerikan Psikiyatri Birliği. (2013). DSM-5 tanı ölçütleri başvuru el kitabı (Çev. E. Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Işık, E. (2016). Depresyon ve bipolar bozukluklar. İstanbul: Golden Print.

Öztürk, O., & Uluşahin, A. (2018). Ruh sağlığı ve bozuklukları. Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.

Sayar, K. (2015). Ruh hastalığı yoktur. İstanbul: Timaş Yayınları.

Ünal, S., & Özkan, S. (2018). Depresyonda somatik belirtiler ve klinik yansımaları. Türkiye Psikiyatri Dergisi, 29(2), 120–128.

Çakmak, S., & Hocaoğlu, Ç. (2019). Somatik yakınmalarla başvuran hastalarda depresyon. Düşünen Adam Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi, 32(1), 45–53.

Asiye Giyik
Asiye Giyik
Asiye Giyik, Kuzey Kıbrıs merkezli bir topluluk lideri, içerik üreticisi ve psikoloji araştırmacısıdır. Lefke Avrupa Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimini ⁹sürdürürken, akademik bilgisini sahadaki aktif deneyimlerle birleştirerek erken dönemde güçlü bir profesyonel profil oluşturmuştur. Giyik, geçmişte Etkili Psikoloji Kıbrıs Yerel Yapılanma Başkanlığı ve EP Network Topluluk Moderatörlüğü görevlerini yürütmüş; aynı zamanda Girişimci Psikologlar Derneği (GİPDER) bünyesinde Kıbrıs Başkan Yardımcılığı, İzmir yapılanmasında moderatörlük ve asistanlık gibi önemli idari sorumluluklar üstlenmiştir. Bunun yanı sıra Ulusal Psikoloji Akademisi (UPA) üniversite temsilciliği ve Nova Psikoloji’de gerçekleştirdiği analiz çalışmalarıyla proje yönetimi, ekip koordinasyonu ve akademik organizasyon alanlarında deneyim kazanmıştır. Mesleki gelişimini çok yönlü biçimde sürdüren Asiye Giyik, Türk Psikologlar Derneği (TPD) Fahri Üyesi olarak güncel psikoloji literatürünü yakından takip etmekte; aynı zamanda Psychology Times platformunda resmi yazar olarak bilimsel ve psikoeğitsel içerikler üretmektedir. Akademik altyapısını; Mudanya Üniversitesi’nden aldığı Çocuk-Ergen-Yetişkin Klinik Görüşme, MMPI Uygulayıcılığı, Bireysel Psikoterapi, Cinsel Terapi ve Çocuk Değerlendirme Testleri eğitimleriyle desteklemiştir. Nicel araştırma alanındaki yetkinliğini ise ileri düzey IBM SPSS Statistics bilgisiyle güçlendirmiştir. Türkiye Karate Federasyonu lisanslı sporcu geçmişi ve T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde 2015 yılından bu yana sürdürdüğü gönüllülük faaliyetleri sayesinde; disiplin, kriz yönetimi, liderlik ve takım çalışması konularında güçlü bir deneyim geliştirmiştir. İngilizce başta olmak üzere Almanca, Japonca ve Rusça dillerine yönelik temel düzeyde ilgisiyle çok kültürlü iletişim ortamlarına uyum sağlayabilmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar