Kendimizi bazen aynı döngüyü tekrarlarken buluruz, aynı insanları seçeriz ve aynı ilişkileri sürdürürüz. Değişimi her ne kadar çok istesek de bazen sinir sistemimiz buna izin vermeyebilir. Bilinç “farklı olacağım” derken, sinir sistemi “alışılmış olan güvenlidir” der. Bu çelişki sonucunda istenilen değişim biraz zorlu bir hâl alabilir. Beyin, tanıdığı acıyı mutluluğa karşı tercih edebilir. Zihinde algılanan mutlaka bedende tezahür eder ve aynı şekilde bedende deneyimlenen mutlaka zihne tezahür eder.
Zihin tekrarı sever; çünkü bu enerji tüketimi anlamında daha ucuzdur. Bu sebeple eski inanç kodlarını devam ettirmeyi sürdürmeye yatkındır. İnançlarımız zihinsel bir fikirden ibaret değildir. İnançlarımız nörobilimsel olarak; sinaptik bağlarda stabilize olmuş bir örüntü, beden hafızasında saklanmış bir duyum, limbik sistemimizde emosyonel bir yük ve prefrontal korteksimizde rasyonelleştirilmiş bir hikâyedir.
Değişim, beyin tarafından “bilinmeyen” olarak algılanır ve biyolojik açıdan belirsizlik “güvensiz durum” olarak değerlendirilir. Aynı döngüde kalmak aslında sinir sisteminin bir stratejisidir; çünkü biyolojik olarak belirsizliği tehdit olarak algılarız. Peki, değişimi gerçekleştirebilmek nasıl mümkün? Bu sorunun yanıtına nöroplastisite kavramı üzerinden birlikte bakalım.
Nöroplastisitenin Gücü
İnsan beynini diğer organlarımızdan ayıran en önemli özelliklerinden biri, kendisini yeniden organize edebilme kapasitesidir. Duygusal deneyimlerimiz ve öğrenme süreçlerimiz ile birlikte beyinde bulunan sinir bağları değişkenlik gösterebilir. Nöroplastisite; beynin yaşam boyu adaptif ve sinaptik düzeyde yapısal değişiklik yapabilme yeteneğidir. Beyin yaşam boyu değişebilir, kendini yeniden örgütleyebilir ve uyum sağlayabilir. Beyin, deneyimlerle birlikte sürekli olarak şekillenmeye devam eder. Sinaptik bağlar hayat boyu düzenlenebilir bir yapıya sahiptir.
Nöroplastisitenin temelinde nöronlar arasındaki bağların güçlenmesi, zayıflaması ve yeni bağların yapılanma süreci yatar. Nöroplastisite yaşamımızda pek çok alanda etkin rol oynamaktadır. Öğrenme süreçlerimizle birlikte nöroplastisitenin yaşamımızdaki rolünü; fiziksel bir beyin travması veya psikolojik bir travma sonrasında iyileşme sürecinde de gözlemleyebiliriz. Nöroplastisite sayesinde değişim gerçekleşir.
Nöroplastisiteyi Nasıl Koruyabiliriz ve Güçlendirebiliriz?
Nöroplastisiteyi desteklemek, duygusal dayanıklılık düzeyimizi artırmakla birlikte stres ile başa çıkabilmemizi kolaylaştırır. Nöroplastisite, zihnin esnek ve uyumlu kalmasını destekler ve karşılaşılan olası bir sorunda hızlı çözüm geliştirilebilmesini sağlar. Beynimizin esneklik kapasitesini destekleyebilmek için şunları yapabiliriz:
-
Kaliteli uyku uyumak
-
Beslenmeye dikkat etmek (vitaminler, omega-3 yağ asitleri ve antioksidanlar açısından zengin bir beslenme)
-
Yeni beceriler ve hobiler edinmek (yeni bir dil, dans çeşidi, enstrüman çalmak, zekâ oyunları, bulmacalar vb.)
Yeni şeyler öğrendiğimizde beyinde yeni yolaklar oluşur. Her yeni deneyim, beyinde nöronlar arası yeni bağlantılar kurabilme ve beynin mevcut işleyişini değiştirebilme potansiyeline sahiptir.
-
Merakı canlı tutmak
-
Yaratıcı ve sanatsal aktivitelerin içerisinde bulunmak
-
Düzenli fiziksel egzersiz yapmak (yürüyüş, yüzme, yoga, güç antrenmanları, dans, bisiklet binmek)
-
Meditasyon ve farkındalık egzersizleri uygulamak (beden duyumları, yeni davranış deneyimi, tekrarlanan yönlendirilmiş dikkat, nefes egzersizleri, imgeleme tekrarı)
İnanç Kodlamalarımıza Dair Kendimize Yöneltebileceğimiz Sorular
Aşağıdaki soruları takip ederek beyindeki sinaptik zincirler yüzeye çıkarılabilir ve inanç kodlamalarına doğru bir yolculuk yapılabilir. Bu süreç değişim için önemlidir. Bu sorular, inanç köküne inebilmeyi ve geçmiş deneyimleri anlamlandırmayı destekleyebilir:
-
Bana en çok acı veren inancım ne olabilir?
-
Bu inancın temelinde hangi duygu yatıyor olabilir?
-
Bu duygu bana kimden veya nereden tanıdık geliyor?
Eğer inançlarınızı keşfederken ve inançlarınızla çalışırken daha derinlemesine ilerlemek isterseniz ya da zorlandığınızı hissederseniz, bu konuyu terapi süreci desteği ile birlikte çalışabilirsiniz.
Sonuç
Nöroplastisite, beynin dinamik bir yapıya sahip olduğunu söyler. Sinir sistemi düzeyinde nöroplastisiteyi desteklemek, değişimin gerçekleşmesini istediğimiz döngüde atabileceğimiz en önemli adımlardan biridir. Bir konuda “değişsin istiyorum ama istemek yetmiyor” ya da “değiştirmek istiyorum ama değişmiyor” cümlelerini kendinizden duyduğunuzu fark ediyorsanız, değişim adına fizyolojik süreçleri gözetmeyi kendinize hatırlatabilirsiniz. İyileşmek ya da değişmek sadece bir fikir değildir; aynı zamanda fizyolojik bir süreçtir.
Kaynaklar
Deng, W., Aimone, J. B., & Gage, F. H. (2010). New neurons and new memories: How does adult hippocampal neurogenesis affect learning and memory? Nature Reviews Neuroscience, 11(5), 339–350. https://doi.org/10.1038/nrn2822
Fuchs, E., et al. (2014). Adult neuroplasticity: More than 40 years of research. Neural Plasticity, 1–10. https://doi.org/10.1155/2014/541870
Gönül, A. S., & Akdeniz, F. (2002). Depresyon, nöroplastisite, nörogenezis ve nörotrofik faktörler. Klinik Psikiyatri, Ek 4, 51–56.


