Maneviyat; soyut bir alanı kapsaması sebebiyle kişiden kişiye değişen öznel bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Maddi olmayan ve duyularla sezilebilen anlamına gelen Arapça “ma’na” kökünden türetilmiştir. Beden ve ruh ile bir bütün oluşturan insanın ruhi tarafıyla ilgilidir. Batılı kaynaklarda maneviyat kavramı; kutsal ile olan tecrübeleri dile getirmek için kullanılan “spiritualite” kelimesiyle ifade edilmektedir. Özellikle 1980’lerden sonra yalnızca dindarlıkla anılan “spiritualite” yeniden tanımlanarak anlam arayışı, aşkın bir güç ile olan bağlantı, benliğinle iletişime geçme vb. anlamlara karşılık gelmektedir. Bununla birlikte maneviyatla ilgili birçok tanım bulunmaktadır. Neal maneviyatı, “Bize yaşamda anlam ve amaç veren ve bizi kendimizden daha büyük bir şeye bağlayan şeydir.”; Ondeck, “Dinden daha geniş kapsamlı olup, fiziksel hayata amaç veren iç kuvvetleri içerir.”; Armstrong ise, “Kişinin dünyada yaşama şeklini etkileyen daha yüksek bir varlıkla ilişkisinin olmasıdır.” şeklinde tanımlamıştır (Albayrak ve Tosyalıoğlu, 2023)
Din ile maneviyat kavramları birbirine benzemekle birlikte aralarında bazı farklılıklar bulunmaktadır. Din inanç temelli, kurallara dayalı, objektif ve kurumsal bir yapı iken maneviyat kendini aşma, anlam arayışı, kutsal ile bağlantıda olma vb. eylemlerle temellendirilen dinamik, bireysel ve öznel bir yapıdır. Maneviyat dinle ilişkili olabileceği gibi belirli bir dinin kapsamı içinde yer almayabilir. Örneğin; bir ateist için maneviyat sonsuz bir tanrı ile olan ilişki kurmaktan ziyade insanlıkla, sınırla ve zamanla ilişki kurmaktır (Karslı, 2019).
20. yüzyılla birlikte mutluluk ve iyi oluş kavramları sorgulanmaya başlanmıştır. Daha önceki zamanlarda uzmanlar, neyin insanları mutsuz ettiğine odaklanırken pozitif psikolojinin gelişmesiyle birlikte neyin insanları mutlu ettiğine odaklanmaya başlamışlardır. Bu anlayışın bir sonucu olarak da “psikolojik iyi oluş” kavramı ortaya çıkmıştır. Psikolojik iyi oluş, bireyin hiçbir ruhsal sorun yaşamaması demek değildir. Bunun aksine sağlıklı ve işlevsel olmak, pozitif bir bakış açısına sahip olmak, kendini iyi hissetmek vb. becerileri de kapsamaktadır. Dolayısıyla psikolojik iyi oluş bireylerin iyi olma halini korumasını, bu hali sürdürmesini ve bireyin iyi oluş halinin gelişimi için sorumluluk almasını ve bu sorumlulukları kabullenmesini içermektedir (Şahin, 2023).
Ryff psikolojik iyi oluş modelini altı boyutta ele almıştır. Bunlar: kendini kabul, diğerleriyle olumlu ilişkiler, özerklik, çevresel hâkimiyet, yaşam amacı ve kişisel gelişimdir. Kendini kabul, kişinin kendisini iyi ve kötü yönleriyle kabul etmesi; diğerleriyle olumlu ilişkiler, kişilerin derin arkadaşlık bağları kurması; özerklik, bireyin davranışlarını kendi kendine düzenlemesi; çevresel hâkimiyet, bireyin kendi kapasitesine uygun ortamlarda bulunmaya çalışması; yaşam amacı, yaşama aktif katılım sağlaması ve üretken olması; kişisel gelişim ise bireyin potansiyelini geliştirmek için aktif bir çaba içerisinde olmasıdır (Albayrak ve Tosyalıoğlu, 2023).
Bununla birlikte dini maneviyat bireyin bedenen ve ruhen sağlıklı ve iyi olmasını sağlayan birtakım değerler taşımaktadır. Bu değerler; anlam ve amaç duygusu, sosyal destek, pozitif duygu kazanımı ve duygu ve davranış kontrolüdür. İnsanoğlunun hayata ve zorlayıcı yaşantılara anlam bulabilmesi ve bir amaca tutunması; bireyin mutlu bir yaşam sürebilmesi için oldukça önemlidir. Dini bağlılığı güçlü olan bireyler zorlu yaşantıları deneyimlerken bu tür yaşantıların görünen yüzüne değil İlahi takdirle ilgili yönüne odaklanmaktadırlar. Bunu bir imtihan vesilesi olarak görerek yaşadıkları olaylara sabırla karşılık verirler.
Bir diğer değer olan sosyal destek ise fiziksel ve zihinsel olarak sağlıklı kalabilmek, yardım alabilmek ve bir bütünün parçası olduğunu hissetmek için temel bir ihtiyaçtır. Aynı zamanda sosyal destek bireye saygıya layık, değerli ve sevilen biri olduğunu göstererek psikolojik işlevsellik ve psikolojik iyi oluşa katkı sağlamaktadır. Ayrıca din bireye Allah (c.c) tarafından sonsuz bir sevgiyle sevildiği mesajını vererek bireyin kendisini değerli ve önemli bir varlık olarak görmesine dolayısıyla özsaygısının artmasına yardımcı olmaktadır. Bu nedenle dini bağlılığı güçlü olan insanlar kendi değerlerini başkalarıyla kıyaslamaz ve kendilerini ispatlama ihtiyacı hissetmezler.
Bir diğer değer ise öz kontroldür; öz kontrol, bireyin kendi duygu, düşünce ve davranış süreçleri üzerinde kontrol sahibi olmasıdır. Dini inanışta yer alan ödül ve ceza mekanizmaları; inançlı bireyin yaşamı üzerinde kontrol sağlamasına ve böylelikle psikolojik sağlığını geliştirmesine yardımcı olmaktadır (Karslı, 2019).
Sonuç
Konuyla ilgili yapılan araştırma çalışmaları incelendiğinde maneviyatın ve din merkezli yaşamın insanların ruhsal ve fiziksel sağlığına büyük katkı sağladığı düşünülmektedir. İnsan yaşamının bir amacının olduğunu bilmek psikolojik rahatsızlıklara karşı bireyi koruyan bir kalkan haline gelmektedir. Bundan hareketle psikolojik tedaviler uygulanırken maneviyatın ve dini yaklaşımın gücü ön plana çıkarılmalı ve bu alanlardan destek alınmalıdır. Din ve maneviyat çağımızın getirdiği birçok varoluşsal sorunu çözebilecek niteliktedir (Şahin, 2023).
Kaynakça
Tosyalıoğlu, M. B. ve Albayrak, A. (2023). Maneviyat ve ruh sağlığı: Maneviyat ve psikolojik iyi oluş arasındaki ilişki üzerine bir araştırma. Türk Manevi Danışmanlık ve Rehberlik Dergisi, (8), 9–50.
Şahin, A. N. (2023). Psikolojik iyi oluş ve maneviyat arasındaki ilişkinin incelenmesi (Yüksek lisans tezi). İstanbul Sabahattin Zaim University, Turkey.
Karslı, N. (2019). Psikolojik iyi oluş ve dindarlık ilişkisi: Trabzon ilahiyat örneği. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (15), 173–205.


