Pazartesi, Haziran 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

FloreLuctus: Cem Güventürk’ün Sergisi İle Yasın 5 Evresine Bakış

Belki de bir sergiye konulabilecek en güzel isimdir FloreLuctus: “Yasla sulanmış çiçek.” Tek bir kelimeyle Cem Güventürk, yaşadığı duygusal ve içsel yolculuğu anlatmayı başarıyor. ArtsWeek kapsamında yer alan ve sanatçının üçüncü kişisel sergisi olan FloreLuctus, 15–26 Ekim tarihleri arasında altı eseriyle sanatseverlerle buluştu. Ağır bir duygusal deneyimin ardından duygularını sanata dönüştürmek isteyen Güventürk, Kübler-Ross’un yasın beş evresi modelini (inkâr, öfke, pazarlık, depresyon, kabullenme) eserlerine yansıtmış görünüyor. İlginç olan, sergideki sıralamanın modelin tam tersi biçimde, yani kabullenmeden inkâra doğru ilerlemesi. Sergideki her çiçek tasviri, yasın beş evresinden birini temsil ediyor.

Beyaz Zambaklarla İnkâr

Yasın ilk aşaması olan inkâr, kaybın gerçekliğini reddetme evresidir. Kayıpla baş etmeye çalışan kişi, bu dönemde sanki hiçbir şey olmamış gibi davranabilir, duygusal olarak donabilir veya çevresinden uzaklaşabilir. Zihin, travmayı yavaş işleyebilmek için bir savunma olarak şok haline girer. Cem Güventürk’ün beyaz zambaklarla betimlediği bu aşama, saflığın ardına gizlenen reddedişin sembolüdür. Zambakların dinginliği, kaybın inkâr edilmesinin sessizliğini taşır. Ancak bu aşama uzun sürdüğünde, kişi psikolojik destek almadan yas sürecinde ilerlemekte zorlanabilir.

Kırmızı Lalelerle Öfke

Yasın ikinci evresi olan öfke, “Neden ben?”, “Neden bu başıma geldi?” gibi sorguların yükseldiği isyan dönemidir. Kayıbın ardından gelen kızgınlık, hem çevreye hem kişinin kendine yönelebilir. “Daha farklı davransaydım, bu olmazdı” düşüncesi, suçlulukla karışık bir öfke yaratır. Güventürk, bu yoğun duyguyu kırmızı lalelerle simgelemiş. Kırmızı, hem tutkunun hem öfkenin rengi olarak bu eserde canlı bir içsel patlamayı yansıtır. Renk seçimi, duygunun bedensel gücünü ve kaybın yakıcılığını vurgular niteliktedir.

Mavi Ortancalarla Pazarlık

Üçüncü evre olan pazarlık, kaybı kabullenemeyen zihnin son umut arayışıdır. Kişi, gidenin geri dönmesi için içten içe evrenle ya da Tanrı’yla pazarlığa girişir. “Eğer daha iyi bir insan olursam, belki her şey düzelir” düşüncesi bu dönemin karakteristiğidir. Bu aşama öfkenin ardından gelir ve kişi bir yandan gerçeği kabul etmeye yaklaşırken bir yandan da mucizeye sığınır. Sergideki mavi ortancalar, bu umutsuz umudu temsil eder. Soğuk mavi tonlar, hem duygusal donukluğu hem de içsel dinginliği bir arada taşır; sanatçının kırılgan denge arayışının ifadesidir.

Kasımpatılarla Depresyon

Yasın en ağır evresidir depresyon. Kişi, artık kaybın geri dönüşü olmadığını fark eder. Pazarlığın sona ermesiyle birlikte umut tükenir ve yerini yoğun bir sessizlik alır. Bu dönemde birey içe döner, duygusal bir çöküş yaşar; hüzün, yalnızlık ve yorgunluk belirginleşir. Cem Güventürk bu evreyi kasımpatılarla temsil etmiş. Kasımpatı, birçok kültürde ölüm ve vedayı simgeler; burada ise derin farkındalıkla yoğrulmuş bir hüznü taşır. Artık kişi öfke duymaz, sadece kaybın ağırlığını sessizce taşır.

Manolyalarla Kabullenme

Serginin en huzurlu ve olgun eseri olan manolyalar, kabullenme evresini sembolize eder. Güventürk bu aşamayı, eserinde yer alan kadın figürü üzerinden “Artık savaşmıyor, sadece var oluyor gibi” sözleriyle tanımlar. Kabullenme, acının bitmesi değil, onunla yaşamayı öğrenmektir. Kişi yavaş yavaş yeniden yaşamla bağ kurar, geleceğine dair adımlar atar. Manolyalar bu evrede, içsel dinginliği ve yeniden doğuşun sessiz gücünü temsil eder. Sanatçının renk ve form dili, acıyla barışan bir ruhun sakinliğini taşır.

Son Eser: Solan Bahçe

Serginin son eseri olan Solan Bahçe, tüm evreleri bir araya getiren sembolik bir bütünlük sunar. Bu eser, hem bitişi hem yeniden doğuşu aynı karede taşır. Yasın içinden geçerken insanın aslında dönüşmekte olduğunu hatırlatır. Benim yorumumla, bu eser Güventürk’ün içsel yolculuğunun bir sonucu değil; yeniden başlamanın, kabuğunu sessizce kırmanın temsili. “Her kayıp bir son değil, yeniden doğuşun habercisidir” fikrini en sade haliyle taşır.

Sonuç

Cem Güventürk’ün babasına ithaf ettiği FloreLuctus, yasın evrelerini yalnızca psikolojik bir süreç olarak değil, aynı zamanda estetik ve sanatsal bir dönüşüm olarak ele alıyor. Sergi, kaybın acısını güzelliğe dönüştürmenin, sanat aracılığıyla duygusal bir iyileşme yaratmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Güventürk’ün eserleri, izleyiciyi hem kendi içsel yaslarına hem de insanın evrensel duygusal döngüsüne davet ediyor. Sanatın birleştirici, dönüştürücü ve iyileştirici yönü bu sergide derin bir şekilde hissediliyor.

Selin Kurt
Selin Kurt
Selin Kurt, 2004 yılında Adana’da doğmuştur. Çocukluk yıllarının bir bölümünü burada geçirdikten sonra ailesiyle birlikte İstanbul’a taşınmış ve eğitim hayatının büyük kısmını İstanbul’da sürdürmüştür. Ortaöğretimini Nabi Avcı Fen Lisesi’nde tamamladıktan sonra Yeditepe Üniversitesi Psikoloji Bölümünde lisans eğitimine başlamıştır. Psikoloji alanında özellikle psikodinamik yaklaşımı benimsemekte ve insan davranışlarını bilinçdışı süreçler, erken dönem yaşantıları ve kişilerarası ilişkiler çerçevesinde anlamaya odaklanmaktadır. Akademik ilgilerinin yanı sıra sanatla da yakından ilgilenmekte; özellikle çizim ve görsel üretim alanlarında çalışmalar yapmaktadır. Sanatın bireyin iç dünyasını ifade etme biçimlerinden biri olduğuna inanmakta ve sanat ile psikoloji arasındaki ilişkiyi hem teorik hem yaratıcı üretim yoluyla keşfetmektedir. Bu doğrultuda sanatın duygusal ifade, kimlik gelişimi ve psikolojik süreçlerle olan bağlantısı üzerine düşünmekte ve üretimler yapmaktadır. Üniversite eğitimi süresince psikoloji alanındaki çalışmalarını sürdürürken, Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik (PDR) alanına duyduğu ilgi doğrultusunda bu alanda da staj çalışmalarına devam etmektedir. Selin Kurt, psikoloji bilgisini medya ve yazarlıkla birleştirmeyi hedeflemekte; ileride klinik psikoloji alanında çalışmayı, psikoloji üzerine yazılar yazmayı ve kitaplar üretmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar