Bağlanmak, insan doğasının en güçlü itkilerinden biridir. Birine yakın olmak kadar, yakınlığı tehdit gibi algılayıp ondan kaçmak da aynı düzeyde evrenseldir. Üstelik romantik ilişkilerde sıkça karşımıza çıkan “kaçan–kovalayan” döngüsü, aslında sadece bir davranış kalıbı değil, çocuklukta şekillenmiş bağlanma stillerimizin yetişkin ilişkilerindeki yankısıdır.
Bağlanma teorisinin kurucusu John Bowlby, bebeklikte bakım verenle kurulan bağın, ilerleyen yaşlarda güven algısının temelini oluşturduğunu ileri sürer (Bowlby, 1969). Bu bağın niteliği, kişinin hem yakınlık isteğini hem de terk edilme korkusunu nasıl dengelediğini belirler. Mary Ainsworth’un geliştirdiği Yabancı Durum Testi (Ainsworth et al., 1978) ile kategorize edilen bağlanma stilleri (güvenli, kaygılı, kaçıngan, düzensiz) yetişkinlikte de benzer örüntüler halinde karşımıza çıkar.
Romantik ilişkilerde en sık rastlanan döngülerden biri kaygılı–kaçıngan dinamiğidir. Kaygılı bağlanma eğilimindeki kişi, ilişkide sürekli yakınlık, onay ve güvence arar. Bu yoğun talep, kaçıngan eğilimli partnerde boğulma duygusu ve özgürlük tehdidi algısı yaratır. Böylece kaçıngan partner geri çekildikçe, kaygılı partner daha çok kovalayan konuma düşer. George Simon’ın (2010) tanımladığı gibi bu döngü, “duygusal açlık ve duygusal kaçışın sonsuz bir dansıdır.”
Bu durum sadece romantik ilişkilerle sınırlı kalmaz. Arkadaşlıklarda da benzer dinamikler gelişebilir. Örneğin, biri sürekli “daha sık görüşelim, neden yazmıyorsun?” diye ısrar ederken, diğeri mesafe koyarak kendi alanını korumaya çalışabilir. Sonunda hem yakınlık isteyen kişi reddedilmiş hisseder hem de uzaklaşan kişi suçluluk yaşar. Bu karşılıklı tetiklenmelerin kaynağında genellikle bağlanma sisteminin harekete geçmesi vardır. Hazan ve Shaver’ın (1987) araştırmaları, yetişkin bağlanmanın partner seçiminde belirleyici rol oynadığını ve bağlanma stili uyumsuzluklarının ilişkisel stresin en önemli nedenlerinden biri olduğunu ortaya koymuştur.
Kaçan–kovalayan ilişkilerdeki temel ikilem şudur:
Yakınlığa ihtiyaç duyan taraf sevgiyi elde etmeye çalışırken, kaçan taraf sevgiyi kaybetmekten korkar ama yakınlık tehdidini de tolere edemez.
Birçok çift terapi modelinde (ör. Emotionally Focused Therapy – EFT) bu döngüler önce fark edilir, sonra “dışsal bir düşman” gibi ele alınır (Johnson, 2004). Bu yaklaşım, partnerlerin birbirini suçlamak yerine kendi tetiklenmelerini sahiplenmesini sağlar. Çünkü bağlanma travmaları, çoğu zaman şimdiki partnerden çok geçmişteki kırılganlıklara dayanır.
Peki bu döngülerden nasıl çıkılır?
Araştırmalar birkaç temel noktaya odaklanır:
-
Kendi bağlanma stilinizi tanımak (Mikulincer & Shaver, 2007): İlişkide neyin sizi tetiklediğini ve hangi davranışların kaçınmaya ya da yapışmaya yol açtığını bilmek farkındalığın temelidir.
-
Duygusal regülasyon becerileri geliştirmek: Yoğun kaygı veya kaçınma anlarında nefes çalışmaları, kısa mola verme ve içsel yatıştırıcı konuşmalar faydalıdır.
-
Şeffaf iletişim pratiği: Hislerinizi doğrudan, yargısız cümlelerle paylaşmak (örn. “Sana çok ihtiyaç duyduğumda uzaklaştığını hissetmek beni kaygılandırıyor”) duygusal yakınlığı güçlendirir.
-
Profesyonel destek almak: Özellikle tekrarlayan döngüler ve eski travmalar ilişkide sık sık tetikleniyorsa çift terapisi veya bireysel terapi etkili çözümler sunar.
Bağlanma sistemimiz, her ne kadar çocuklukta şekillense de değişmez bir kader değildir. Fonagy ve Target’ın (1997) ileri sürdüğü gibi, “İlişkisel travmalar, yine ilişkisel deneyimlerle onarılabilir.” Başka bir deyişle, sevgi dolu ve güvenli bir ilişki, eski bağlanma yaralarının zamanla iyileşmesine zemin hazırlayabilir.
Belki de asıl mesele, sevgi arayışımızın içine sinmiş korkuları tanımak ve onlarla kalabilme cesaretini geliştirmektir. Çünkü gerçek yakınlık, bir başkasına olduğu kadar kendi kırılganlığımıza da yakından bakmayı gerektirir.
Kaynakça
Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E. ve Wall, S. (1978). Bağlanma örüntüleri: Yabancı durum testi üzerine psikolojik bir çalışma. Lawrence Erlbaum Associates.
Bowlby, J. (1969). Bağlanma ve Kayıp: Cilt 1. Bağlanma. Basic Books.
Fonagy, P. ve Target, M. (1997). Bağlanma ve yansıtıcı işlev: Kendini örgütlemedeki rolleri. Gelişim ve Psikopatoloji, 9(4), 679–700.
Hazan, C. ve Shaver, P. (1987). Romantik aşkın bağlanma süreci olarak kavramsallaştırılması. Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi, 52(3), 511–524.
Johnson, S. M. (2004). Duygusal Odaklı Çift Terapisi Uygulamaları. Guilford Press.
Mikulincer, M. ve Shaver, P. R. (2007). Yetişkinlikte Bağlanma: Yapı, Dinamikler ve Değişim. Guilford Press.
Simon, G. (2010). Kurt Postuna Bürünmüş Koyunlar: Manipülatif İnsanları Anlama ve Onlarla Başa Çıkma. Parkhurst Brothers Publishers.


