Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Zihnin Ritmi: Tekrar Eden Hareketlerin Gizli İşlevi

Bütün çağlar boyunca ve bütün topluluklarda stres ve kaygı bulunmuştur. Doğal olarak insan ırkı da bununla baş etmek için çaba harcamıştır. Baş etme çabaları elbette farklı yöntemlerin oluşmasını sağlamıştır. Bu yöntemlerden bir tanesi de fiziksel bir rutin hareket benimsemek olmuştur. Günlük hayatımızda yer alan irili ufaklı stres, gerginlik ve kaygılar ile bedenlerimizin farklı bölgelerini, farklı tarzlarda kullanarak baş etmeye çalışıyoruz. Kimimiz ellerimizi, kimimiz ağzımızı, kimimiz saçlarımızı, kimimiz ayaklarımızı kullanıyoruz. Bazılarımız bu bölgeleri kullanırken aracı bir materyal kullanmazken bazılarımız ise kullanır. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz; oldukça yaygın olan ve elle yaptığımız deri yolma hareketi. Özellikle stresli durumlarda artan bu tekrarlayıcı davranış sergilerken elimiz dışında ekstra bir materyal kullanmayız. Öte yandan örgü örmek yine el ile yapılan, ritmik ve tekrarlı davranışları içeren ama ekstra materyal kullandığımız bir baş etme stratejisi olarak görülebilir. Hayatımızda yer alan bu stratejilerin kullanım amaçları (bilinçli veya bilinçsiz) aynı olsalar da farklı başlıklar altında toplanmaktadır. Bu köşe yazısında bu başlıkları ve ayırt edici özelliklerini ve bireyin kaygısına yönelik etkilerini inceleyeceğiz.

Beden ve Duygu Regülasyonu İlişkisi

Literatürde stres, kaygı gibi kişiyi zorlayan duygular ile baş etme ve regülasyonu sağlayabilme adına daha çok bilişsel yöntemler incelenmiştir. Beden ile yapılan duygu regülasyonlarının literatür çalışmaları özellikle ülkemizde sınırlıdır. Zihnin beden ile bir bütün olduğunu düşündüğümüzde bu ciddi ve kapanması gereken bir açıklıktır. Bununla birlikte yapılan çalışmalar, beden ile yapılan duygu regülasyonlarını üç başlıkta toplamıştır. Bu başlıklar sırası ile beden odaklı tekrarlayıcı davranışlar, beden temelli tekrarlayıcı davranışlar ve kendini yatıştırma davranışları.

Beden Odaklı Tekrarli Davranışlar (Botd)

Beden odaklı tekrarlayıcı davranışlar (BOTD), klinik düzeyde incelenen davranışları içermektedir. Kişilerin daha çok stres ve gerginliği azaltmaya yönelik göstermiş oldukları davranışlardır. Bu davranışlar elbette tekrarlayıcı ve maalesef kişinin kendisine zarar verdiği davranışlardır. Bu tekrarlayıcı davranışların klinik düzeyde incelemeye yönlendiren şey de tam olarak kişinin beden dokusuna zarar veriyor olmasıdır. En fazla bilinen davranışlar; tırnak yeme, dermatillomani (deri yolma), trikotillomai (saç yolma) ve dudak ısırma, gibi davranışlardır. Beden odaklı tekrarlı davranışları diğer tekrarlı davranışlardan farklı kılan şey bu davranışların klinik ortamda inceleniyor olmasıdır. Her ne kadar kişinin duygu düzenlemesinde yardımcı oluyor gibi görünse de kişiye anlamlı düzeyde zarar veren davranışları içermektedir. Bu da tedavi sürecini zaruri kılmaktadır.

Beden Temelli Tekrarli Davranışlar (Bttd)

Diğer bir regülasyon davranışları ise beden temelli tekrarlayıcı davranışlardır (BTTD). BTTD’nin en bilindik temsilcisi James J. Gross’tur. James’e göre sadece düşünceyi değiştirmek değil, bedeni değiştirerek de duyguyu değiştirebilirsin. Yani duygular sadece zihinde oluşmaz ve sadece düşünerek düzenlenmez; beden de bu sürecin aktif bir parçasıdır. Beden hareketlerinin özellikle otonom sinir sistemimizle ilişkili olduğu ve ritmik ve tekrarlı davranışların bu sistem üzerinde ciddi düzeyde ve olumlu bir etkisinin olduğu düşünülmektedir. Günlük hayatımızda sık görebildiğimiz beden temelli tekrarlayıcı davranışlar; sakız çiğneme, kalem çevirme, ayak sallama, örgü örmek, nefes egzersizleri vb.

Ritmik Hareketlerin Beyin Üzerindeki Etkisi

Peki bu davranışlar nasıl işe yarıyor? Beynimiz ritmik ve tekrarlı davranışlara duyarlıdır. Bu tür hareketler beynin senkronizasyonuna yardımcı olur. Aynı zamanda dikkatin dağılmasına veya odağın çeşitlenmesine de yardımcı olur bu da elbette regülasyona yardımcı olur. Dokunmayı veya teması içeren tekrarlı davranışlar ise güvende olma ve kontrolün kişide olduğu hissini beraberinde getirebilir. BOTD de duygu düzenlemede yardımcı olan davranışları içermekteydi ama aralarındaki en büyük fark BOTD’nin zarar verici, kontrolsüz ve maladaptif olmasıdır. BTTD ise BOTD’ye göre çoğunlukla sağlıklı ve adaptif bir yöntemdir.

Kendini Yatıştırma Davranışları

Son olarak literatürde yer alan diğer regülasyon davranışları da kendini yatıştırma davranışları adı altında yer almaktadır. Kendini yatıştırma davranışları da zor duygularla baş etmek ve duygu regülasyonu için kullanılmaktadır. Bu davranışlar temele baktığımızda bebeklik döneminden oluşan ve hayatımızın geri kalanında da bize eşlik edebilen davranışlardır. Bebeklik döneminde zor bir duygu yaşayan bebeğin yanında annesi yok ise kendi kendini sakinleştirmek adına bazı davranışlarda bulunur. Bunlar: parmak emme, battaniyeye sarılma, emzik emme, dudak emme, oyuncağa sarılma, mırıldanma, saçına dokunma vb. Bunlar elbette çocuğu sakinleştiren hatta uykuya dalmasında yardımcı olan davranışlardır. Araştırmalara göre bebeklikte oluşan bu davranışlar yetişkinlikte devam edebilir veya form değiştirebilir. Bu durumu şu şekilde açıklayabiliriz; bebeklikte edindiğimiz davranışlar yetişkinlikte değişebilirler, burada değişmeyen şey davranışların işlevidir.

Sonuç ve Öneriler

Duygu regülasyonu hayatta kalmamız için oldukça önemli bir durumdur. Bebeklik dönemimiz ile başlayan bu duygu regülasyon davranışları çeşitlenerek hayatımızda var olmaya devam etmektedir. Mental ve fiziksel sağlığımız için biricik olan duygu regülasyon davranışları (çeşitleri) adaptif veya maladaptif olabilmektedir. Maladaptif duygu regülasyon davranışları kişi için ciddi sıkıntılar yaratabilmekte ve kar zarar analizinde eksi tarafta yer alabilmektedir. Yapılması gereken şey elbette tedavi ve maladaptif duygu regülasyon davranışlarının adaptif davranışlar ile değiştirilmesidir. Duygu regülasyonu bilişsel ve davranışsal yöntemler ile sağlanabilmektedir. Bireylerin her iki kaynağı da kullanması onların genel sağlıklarını ciddi ve olumlu yönde etkileyecektir.

Kaynaklar

  • Corkhill, B., Hemmings, J., & Maddock, A. (2014). Knitting and well-being. British Journal of Occupational Therapy, 77(2), 50–57.

  • Grant, J. E., & Chamberlain, S. R. (2016). Trichotillomania and skin-picking disorder. American Journal of Psychiatry, 173(9), 868–874.

  • Kopp, C. B. (1989). Regulation of distress and negative emotions: A developmental view. Developmental Psychology, 25(3), 343–354.

  • Price, C. J., & Hooven, C. (2018). Interoceptive awareness skills for emotion regulation. Frontiers in Psychology, 9, 798.

  • Roberts, S., O’Connor, K., & Bélanger, C. (2013). Emotion regulation and other psychological models for body-focused repetitive behaviors. Clinical Psychology Review, 33(6), 745–762.

Tuğçe Şahin Güverçinci
Tuğçe Şahin Güverçinci
Uzman PsikologTuğçe Şahin Güverçinci, bireylerin psikolojik esneklik, öz-motivasyon ve iyilik hallerini arttırmayı hedefleyerek kariyerlerini ve kişisel gelişimlerini bir üst noktaya taşımaya gayret etmektedir. Aile danışmanlığı ve insan kaynakları yönetimi alanlarında uzmanlaşan Güverçinci, insanların iş ve kişisel yaşamlarında daha sağlıklı seçimler yapmalarına destek olmaya çalışmaktadır. Dijital platformlarda bilgilerini paylaşarak, bireylere ulaşmayı ve bilimsel temellere dayanan bilgiler sunmayı amaçlamaktadır. Yazılarında, kişisel ve profesyonel yaşamda daha verimli ve tatmin edici süreçler izlemek için pratik önerilerde bulunmaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar