“Tükenmişlik” kavramı uzun yıllar boyunca çoğunlukla yetişkin çalışan nüfusla ilişkilendirilmiş olsa da son dönem araştırmalar, genç nesillerde de benzer belirtilerin yoğun biçimde görüldüğünü ortaya koymaktadır. Dijital teknolojiyle birlikte büyüyen Z kuşağı (1997–2012), hızlı değişen dünya dinamikleri, belirsiz ekonomik koşullar ve sosyal medya baskısıyla şekillenen benzersiz bir yaşam deneyimine sahiptir. Bu kuşağın, henüz kariyer yaşamına tam olarak adım atmadan bile tükenmişlik belirtileri göstermesi, konuyu günümüz psikolojisinin önemli bir araştırma alanı haline getirmiştir. Tükenmişlik, yalnızca bireysel bir “yorgunluk” durumu değil; modern yaşamın zihinsel ve duygusal yüklerini yansıtan toplumsal bir göstergedir.
Tükenmişlik, Maslach ve Jackson’ın (1981) klasik tanımıyla duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarı hissinde azalma boyutlarıyla ele alınır. Geleneksel olarak çalışma hayatı bağlamında değerlendirilen bu durum, son yıllarda gençlerde de kendini farklı biçimlerde göstermektedir. Z kuşağı, akademik başarı baskısı, sürekli üretken olma zorunluluğu ve hız kültürünün dayattığı beklentiler nedeniyle erken yaşlardan itibaren yoğun stres yaşamaktadır. Twenge (2017), günümüz gençlerinde artan kaygı, başarısızlık korkusu ve kontrol kaybı hissinin dijital ortamlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurgulamaktadır.
Dijital dünyanın getirdiği görünürlük ve sürekli karşılaştırma baskısı, Z kuşağında tükenmişliği tetikleyen önemli faktörler arasındadır. Sosyal medya platformlarında karşılaşılan “ideal” yaşam biçimleri, başarı hikâyeleri ve kusursuz görüntüler, genç bireylerde gerçek dışı bir standart oluşturarak özdeğer algısını zayıflatmaktadır. Bu durum, bireyin sürekli kendini yetersiz hissetmesine, performans baskısının artmasına ve zamanla duygusal tükenmişliğin derinleşmesine yol açmaktadır (Fardouly & Vartanian, 2016). Dolayısıyla dijital kültür, tükenmişliği yalnızca sonuç değil, aynı zamanda üretici bir unsur olarak beslemektedir.
Ekonomik ve toplumsal belirsizlikler de tükenmişliğin önemli bir kaynağıdır. Z kuşağı, eğitim sürecini tamamladıktan sonra işsizlik, gelir düşüklüğü, güvencesiz çalışma gibi faktörlerle karşı karşıya kalmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO, 2019), modern iş piyasasındaki belirsizliklerin genç yetişkinlerde kronik stres riskini artırdığını belirtmektedir. Kontrol duygusunun kaybedilmesi, bireyde çaresizlik ve amaçsızlık hissini güçlendirmekte; bu da tükenmişliği daha erken deneyimleme ihtimalini yükseltmektedir.
Pandemi dönemi, gençlerde tükenmişliği daha görünür kılan bir başka kritik süreç olmuştur. Araştırmalar, COVID-19’un özellikle genç yetişkinlerde sosyal izolasyon, motivasyon kaybı ve akademik kopukluk gibi etkiler yaratarak tükenmişlik düzeylerini artırdığını göstermektedir (Son et al., 2020). Uzaktan eğitim, ekran bağımlılığı ve rutinlerin bozulması, Z kuşağının duygusal dayanıklılığını zayıflatmış ve psikolojik destek ihtiyacını artırmıştır.
Z kuşağında tükenmişlik yalnızca dışsal baskıların değil, aynı zamanda içsel beklentilerin de ürünüdür. Gençlerin birçoğu, hızlı sonuç alma isteği, mükemmeliyetçilik eğilimi ve kendine aşırı yüklenme gibi davranış örüntülerine sahiptir. Bu durum, bireyin kendi kapasitesiyle beklentileri arasında bir uçurum yaratmakta ve zamanla duygusal tükenmeye zemin hazırlamaktadır. Maslach ve Leiter (2016), tükenmişliği yalnızca bireysel bir sorun olarak değil, kişinin yaşadığı çevrenin yapısal özellikleriyle ilişkili bir fenomen olarak değerlendirmek gerektiğini belirtir. Bu perspektifle bakıldığında, Z kuşağının tükenmişlik deneyimi, içinde bulunduğu teknolojik, ekonomik ve sosyal yapının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.
Psikolojik açıdan tükenmişlik yaşayan gençlerde kronik yorgunluk, isteksizlik, yoğun kaygı, uyku problemleri ve motivasyon kaybı yaygın görülmektedir. Bu belirtiler tedavi edilmediğinde depresyon, anksiyete bozuklukları ve sosyal geri çekilme gibi daha ciddi sonuçlara dönüşebilir. Twenge (2017), Z kuşağı gençlerinin önceki nesillere kıyasla daha yüksek psikolojik hassasiyete sahip olduğunu; bunun da tükenmişliği daha yaygın hale getirdiğini ifade etmektedir. Bu nedenle tükenmişliğin erken tanınması ve müdahale edilmesi, gençlerin uzun vadeli ruh sağlığı açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç
Z kuşağında tükenmişlik, bireyin zayıflığından kaynaklanan bir durum olarak görülmemeli; modern yaşamın, dijital kültürün ve belirsiz ekonomik koşulların birleşimiyle ortaya çıkan yapısal bir sorun olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle çözüm yalnızca bireysel farkındalıkla sınırlı kalmamalı; eğitim kurumları, aileler, devlet politikaları ve iş dünyası tarafından destekleyici stratejiler geliştirilmelidir. Okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, gençlere yönelik psikolojik destek programlarının yaygınlaştırılması ve dijital medya okuryazarlığının artırılması, tükenmişlik riskini azaltabilir.
Bireysel düzeyde ise sosyal destek ağlarının güçlendirilmesi, dengeli dijital kullanım alışkanlıklarının oluşturulması, farkındalık çalışmaları ve gerektiğinde profesyonel yardım alınması önemli adımlardır. Z kuşağının yaşadığı tükenmişlik, gelecekteki toplum sağlığını da doğrudan etkileyeceğinden, bu konuya yönelik bütüncül ve sürdürülebilir çözümler üretmek kritik bir gerekliliktir.
Kaynakça
Fardouly, J., & Vartanian, L. R. (2016). Social media and body image concerns: Current research and future directions. Current Opinion in Psychology, 9, 1–5. https://doi.org/10.1016/j.copsyc.2015.09.005
Maslach, C., & Jackson, S. E. (1981). The measurement of experienced burnout. Journal of Occupational Behavior, 2(2), 99–113.
Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout: A multidimensional perspective. In C. L. Cooper & J. C. Quick (Eds.), The handbook of stress and health (pp. 155–168). Wiley-Blackwell.
Son, C., Hegde, S., Smith, A., Wang, X., & Sasangohar, F. (2020). Effects of COVID-19 on college students’ mental health in the United States. Psychiatry Research, 287, 112934. https://doi.org/10.1016/j.psychres.2020.112934
Twenge, J. M. (2017). iGen: Why today’s super-connected kids are growing up less rebellious, more tolerant, less happy—and completely unprepared for adulthood. Atria Books.


