Hayatımın dönüm noktalarında kendimi hep Yeşilköy’de buldum. Bunu bilinçli bir tercih olarak yaptığımı söyleyemem. Daha çok, hayat bir yerlerinden dağıldığında ya da yeniden kurulması gerektiğinde, yolumun kendiliğinden buraya düştüğünü fark ettim. Sanki bazı yerler, insanı yalnızca barındırmaz; onu hatırlatır. Sizin de zor zamanlarda farkında olmadan geri döndüğünüz bir yer var mı? Bir sokak, bir semt ya da yalnızca belirli bir köşe… Bazen insan, nereye gittiğini değil; nerede kendisi olduğunu bilir. Psikoloji bize belleğin yalnızca bireysel bir zihinsel süreç olmadığını söyler. Hatırladıklarımız, yaşadıklarımız kadar; nerede yaşadığımızla, hangi mekânlar içinde tekrar eden deneyimlere sahip olduğumuzla da şekillenir. Bu yüzden bazı yerler yalnızca geçmişi çağırmaz; kim olduğumuzu da sessizce önümüze koyar. Yeşilköy benim için böyle bir yer.
Mekânın Duygusal Düzenleyici İşlevi
Çevresel psikolojiye göre mekânlar nötr değildir. Duvarlar, sokaklar, yapılar; tekrar eden deneyimlerin taşıyıcısı hâline gelir. Tanıdık bir çevrede bulunmak, insanın iç dünyasında düzenleyici bir etki yaratır. Bu etki, çevresel psikoloji literatüründe mekânın duygusal düzenleyici işlevi olarak tanımlanır. İnsan, tanıdığı bir çevredeyken yalnızca fiziksel olarak değil; duygusal olarak da yerleşir. Yeşilköy’de yürürken bu his kendini dayatır. Aynı sokaklardan farklı zamanlarda, farklı ruh hâlleriyle geçersiniz. Ama mekân oradadır. Bazı sabahlar burada yürürken değişmeyen bir sessizlikle karşılaşırım; sanki semt benden önce de buradaydı ve benden sonra da burada olacak. Hayatın hızla değiştiği anlarda, değişmeyen bir çevrenin varlığı psikolojik olarak yatıştırıcıdır. İnsan her şeyin kontrolünü kaybettiğini hissettiğinde bile, bir şeylerin hâlâ yerinde olduğunu bilmeye ihtiyaç duyar.
Kolektif Bellek ve Mekânsal Taşıyıcılar
Bellek hiçbir zaman yalnız yaşanmaz. Maurice Halbwachs’ın kolektif bellek yaklaşımı, hatırlamanın toplumsal çerçeveler içinde şekillendiğini vurgular. İnsan, anılarını tek başına kurmaz; onları paylaşılan mekânlar, ritüeller ve ortak anlatılar aracılığıyla canlı tutar. Bu nedenle bellek, yalnızca zihinde değil; mekânda da yaşar. Yeşilköy’deki dini yapılar, sokak dokusu, törenler ve tekrar eden buluşmalar bu kolektif belleğin mekânsal taşıyıcılarıdır. Hepimiz artık burada yaşamasak bile özel günlerde buraya döneriz. Çünkü bazı mekânlar terk edilmez; yalnızca daha seyrek ziyaret edilir. Bu geri dönüşler, belleğin kendini koruma çabasıdır.
Kimlik ve Mekânsal Süreklilik
Kimlik çoğu zaman içsel bir anlatı gibi düşünülür. Oysa kimlik, çevreyle kurulan ilişkilerle şekillenir. Nerede durduğumuz, nerede nefes aldığımız, nerede kendimizi güvende hissettiğimiz; “ben” dediğimiz şeyin sınırlarını çizer. Mekân, bu anlamda kimliğin sessiz bir bileşenidir. Yeşilköy benim için hiçbir zaman bir cevap olmadı. Daha çok bir ayna oldu. Hayatımın farklı dönemlerinde buraya geldiğimde, aynı yerin bana farklı şeyler söyleyebilmesi bundandır. Mekân değişmedi; ben değiştim. Ama mekân, değişimimi taşıyabildi. Psikolojik açıdan bu çok kıymetli bir deneyimdir: Dağılırken de, yeniden toparlanırken de tanıdık bir yerde olmak.
Psikolojik Süreklilik Alanı Olarak Yeşilköy
Mekân kaybı yalnızca fiziksel değildir. Yerle kurulan bağ koptuğunda, kimlikte de çatlaklar oluşur. Bu yüzden insanlar bazen bir yeri değil, o yerde kendilerini kaybeder. Zor zamanlarda farkında olmadan bazı yerlere dönmemiz tesadüf değildir. İnsan, belleğin tutunduğu mekânlara geri çağrılır. Benim için Yeşilköy, böyle bir geri dönüş noktası oldu. Hayatın farklı eşiklerinde, aynı yere dönmek; mekânın yalnızca geçmişi değil, dayanıklılığı da taşıdığını gösterdi bana. Bazı semtler vardır; sizi çağırmaz ama kabul eder. Sizi tutmaz ama bırakmaz da. Yeşilköy benim için bir adres değil, bir psikolojik süreklilik alanı. Kültürün, belleğin ve kimliğin birbirine dolandığı; insanın kendini kaybettiğinde bile tamamen kaybolmadığını hissettiği bir yer. Belki de bu yüzden, hayatımın dönüm noktalarında kendimi hep burada buldum. Çünkü bazı mekânlar, insanın nereye gittiğini değil; nereden geldiğini hatırlatır. Ve belki de bu yüzden, bazı yerler bize ev değil; kendimiz gibi gelir.
KAYNAKÇA
Bozkurt, Y. (2022). Mekân ve Belleğin Sürekliliğinde Kiliselerin Rolü: Yeşilköy Köyiçi Örneği. Yüksek Lisans Tezi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü. 720333 Turangil, K. & Ertuğrul, A. (2024). Yeşilköy’de Kentsel Kültürel Bellek ve Miras Koruma İlişkisi. bāb Mimarlık ve Tasarım Dergisi, 5(1), 25–48.


