Yeme bozukluğu, yeme davranışlarındaki ve tutumlarındaki bozulmalar olarak ortaya çıkar. Kişiyi fiziksel ve ruhsal olarak olumsuz etkileyen bozukluklardır. Giderek artan bu tür bozuklukların tedavisi için doğru bir protokol izlenmesi hayati öneme sahiptir. Yapılan çalışmalarda çocukluk döneminde oluşan yeme alışkanlıkları ve beden algısı üzerinde ebeveyn tutumlarının ve ebeveynle kurulan ilişkinin önemli bir yeri olduğu belirlenmiştir (Çıplak, 2024). Çocukluk döneminde ebeveyn tutumu çocuğun fiziksel ve psikolojik durumunu şekillendirir. Çocuk ailenin davranışlarını kendine rol model olarak alıp bu şekilde kişiliğini oluşturmaya başlar. Ebeveynlerin farklı tutumları çocukta farklı davranış kalıpları meydana getirir. Kötü ebeveynlik tutumu algılanması çocuğun temel olarak duygusal ihtiyaçlarının giderilememesine ve kendi ile ilgili olumsuz düşünceler geliştirmesine sebep olur. Çocuk öncelikle içgüdüsel olarak bakım verenle bağ kurmaya başlar. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde kendini gerçekleştirme adımının temelinde olan sevgi ve kendini ait hissetme ihtiyacı bağ kurmayı gerektirir. Bağlanma çocukluk döneminden başlayıp yetişkinlikte de sosyal hayat deneyimlerini etkileyen bir olgudur. Bağlanma stillerinin olgunluk dönemindeki etkilerinin araştırıldığı bir çalışmada Water ve ark. bebeklikte ve 20 yıl sonra test-tekrar test çalışması yapmış, bebeklik dönemindeki belirlenen bağlanma stillerinin yetişkinliktekiyle %72 oranında örtüştüğü tespit edilmiştir (Çıplak, 2024). Bowlby’e göre güvenli veya güvensiz olmak üzere iki bağlanma stili bulunmaktadır. Güvensiz bağlanma kendi içinde kaçınan ve kararsız/kaygılı olarak ayrılır. Güvenli bağlanma çocuğun bakım vereni ile süreklilik barındıran bir güven duygusu bulundurduğu bir bağdır. Güvenli bağlanan bebekler çocukluk döneminde zorluklarla başa çıkmada daha başarılı olma eğilimindedir (Çıplak, 2024). Güvensiz bağlanma olan kaçınan bağlanmada, bebek çevresindekilere güvenmekte zorluk yaşar ve çocukluk döneminde şüphe duygusu ön plandadır. Çevreye uyum sağlamakta zorlanırlar. Kaygılı/kararsız bağlanmada ise bebeklik döneminde ebeveynlerine yönelik bir belirsizlik duygusu içindedirler. Çocukluk döneminde ise daha çok sosyal hayatlarında karşı tarafın isteklerine göre şekillenen özgüven eksikliği görülen bireyler olurlar. Güvensiz bağlanmanın ileriki dönemlerde problem çözme becerilerinde eksiklik ve sorunlarla başa çıkmada zorlandıkları görülmüştür. (Karataş & Bıkmaz, 2024)
Ebeveyn Tutumu ve Yeme Bozuklukları İlişkisi
Bebeklik döneminde bakım verenle kurduğumuz bağ yeme bozukluklarının nedenleri arasında görülür. Yeme bozukluğu biyolojik yatkınlıklar, psikolojik yatkınlıklar, aile ilişkileri, sosyal değişkenlerin etkileşimi gibi faktörlerle ilişkilendirilir. Yeme bozuklukları tanısında temel olarak anoreksiya nevroza ve bulimia nevroza ele alınır. Anoreksiya nevroza beden ağırlığındaki düşüklük olmasına rağmen kendini kilolu görme, bulimia nevroza ise aşırı yeme ve çıkarma davranışlarıyla gözlenir (Vardal, 2015). Ebeveynlerin çocukluk dönemindeki ilişkilerde çocuğa temel duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarına karşı yetersiz ve güvensiz tutumlar yeme bozukluklarının gelişme riskini arttırabilmektedir. Ayrıca farklı bir durumda da aşırı korumacı yasaklar koyan ve mükemmeliyetçi ebeveynlerin de çocuklarında yeme bozukluklarının daha fazla oluştuğu görülmüştür (Çıplak, 2024). Amerika’da anoreksiya nevroza ve bulimia nevroza tanısı almış hastalarla yapılan çalışmada, yeme bozukluğu olan hastaların, kontrol grubundakilerden farklı olarak bakım veren figürüyle daha az duyarlı, daha az ulaşılabilir ve güvenilmez olarak bağ kurdukları görülmüştür (Ward et al., 2000).
Tedavi Sürecinde Bağlanma Odaklı Yaklaşım
Sonuç olarak yeme bozukluğu ve bağlanma arasında direkt bir bağ olduğu söylenemese de yeme bozukluklarının tedavisinin ve değerlendirme süreçlerinin daha işlevsel olması için bağlanma ile ilişkisinin ortaya konmasının önemi vurgulanmıştır. Tasca ve Ritchie tarafından yapılmış çalışmada yeme bozukluklarında semptom odaklı terapinin güvensiz bağlanan bireylerde daha az işe yarar olduğu belirlenmiştir (Karataş & Bıkmaz, 2024). Bağlanmanın etkisini anlamak tedavi sürecinin daha yararlı olduğu sonuçlar ortaya koyabilmiştir. Tedavi süreci dışında yeme bozukluğunun başlangıç noktasının ve nasıl sürekli hale geldiğinin araştırıldığı noktada bağlanmanın etkileri daha fazla gözlenebilir. Bu noktada, yeme bozukluklarının daha önceki aşamalarda ve önleme çalışmalarında da erken dönem bağlanmaya ilişkin düzenleyici çalışmalar yaparak buna yönelik müdahale programları hazırlayarak daha kapsamlı çalışmalar yapılabilir.
Kaynakça
-
Çıplak, B. (2024). Algılanan ebeveyn tutumları ve bağlanma stillerinin yeme tutumu üzerindeki yordayıcı rolü.
-
Karataş, A. D., & Bıkmaz, S. P. (2024). BAĞLANMA VE YEME BOZUKLUKLARI: BİR DERLEME ÇALIŞMASI. The Journal of Social Sciences, 36(36), 624-636.
-
Vardal, E. (2015). Yeme tutumu: Bağlanma stilleri ve geştalt temas biçimleri açısından bir değerlendirme (Yüksek Lisans Tezi).
-
Ward, A., Ramsay, R., & Treasure, J. (2000). Attachment research in eating disorders. British Journal of Medical Psychology, 73(1), 35-51.


