Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Yasın Sosyal Atom’u: Kayıptan Sonra Çevremiz Neden Daralır?

“Yas, sadece birini kaybetmek değil; bazen insanın etrafındaki seslerin de tek tek azalmasıdır.” Bu konuyu psikodrama perspektifinden ele almak istememin nedeni, yasın yalnızca acıyla kurulan bir ilişki olmadığını; aynı zamanda kişinin sosyal yaşantısında gözle görülür bir yeniden düzenlenme yarattığını sahada ve eğitim sürecimde tekrar tekrar görmemdir. Yaklaşık beş yıldır psikodrama eğitimine devam ediyorum ve üst aşama öğrencisi olarak, kayıp sonrasında insanların yalnızca duygusal olarak değil, ilişkisel olarak da değiştiğine yakından tanıklık ediyorum. Kimin yanında güç topladığımız, kimden uzaklaştığımız, hangi ilişkilerin daha taşıyıcı hale geldiği ve hangilerinin sessizce geri çekildiği belirginleşiyor.

Bu yazıda, kayıp sonrası çevrenin daralmasını “kişisel bir zayıflık” gibi yorumlamadan anlamlandırabilmek için psikodramanın temel araçlarından biri olan sosyal atom kavramına yaslanmak istiyorum. Amacım, yasın insanın sosyal haritasında nasıl iz bıraktığını görünür kılmak; bu daralmanın hangi koşullarda doğal bir süreç, hangi koşullarda risk işareti olabileceğini ayırt etmeye yardımcı olmak ve ilişki dünyasını daha gerçekçi bir yerden yeniden kurabilmek için okura düşünsel bir çerçeve sunmak.

Yas Nedir? Psikodrama Perspektifinde Nasıl ele Alınabilir?

Yas, sevdiğimiz birini, bir ilişkiyi, bir dönemi ya da bir “biz” halini kaybettikten sonra yaşanan doğal uyum sürecidir. Dışarıdan bakınca “acı” gibi görünür; içeriden bakınca ise daha geniştir: Zihin, beden ve ilişkiler aynı anda yeni bir gerçeğe alışmaya çalışır. Bu yüzden yas, yalnızca duygulanım değil; günlük işlevler, kimlik algısı, güven duygusu ve sosyal yakınlıkların düzeniyle de ilgilidir (Çolak ve Hocaoğlu, 2021).

Yas tepkileri kişiden kişiye değişir. Çoğu insan için dalgalı bir seyir beklenir: bazen yoğun özlem, bazen uyuşma, bazen öfke, bazen suçluluk; aralarda kısa “normal” anlar. Bu dalgalanma genellikle patoloji değildir, iyileşmenin ritmidir. Yine de bazı durumlarda süreç uzayabilir ve “komplike/uzamış yas” tablosu belirginleşebilir: kaybı kabullenmede ciddi zorlanma, yoğun özlem, kaçınma, sosyal geri çekilme ve işlevsellikte kalıcı düşüş gibi (Enez, 2018). Güncel sınıflamalarda uzamış yas bozukluğu, belirli süre ve belirti ölçütleriyle ele alınır; burada kritik nokta, yasın varlığı değil, kişinin yaşamla bağ kurma kapasitesinin uzun süre kilitlenmesidir (Eisma ve ark., 2023).

Psikodrama bu tabloya “sadece konuşmak” üzerinden değil, yaşantı üzerinden yaklaşır. Yasın bazı parçaları dile gelmez; cümleye sığmayan duygu, bedende bir yük gibi taşınır ya da ilişkilerden çekilerek korunur. Psikodramada hedef, kaybı “silmek” değil; kaybın iç dünyadaki yerini yeniden düzenleyebilmektir. Bu da çoğu zaman güven ilişkisi ve grup kohezyonu oluşmadan derinleşmez. Isınma evresinde güven ve tele (karşılıklı duygu akışı) güçlenir; eylem evresinde rol değiştirme, eşleme, ayna gibi tekniklerle yarım kalmış bağlar sahneye taşınır; paylaşım evresinde ise yaşantı, “yalnız benim başıma gelmiyor” duygusuyla toplumsal bir kapsayıcılığa oturur (Cruz ve ark., 2018; Ron, 2022).

Burada önemli bir ayrım var: Psikodrama, sosyal atom çalışmasıyla sosyal çevremizin haritasını görünür kılabilir; ancak psikodrama yalnızca sosyal atom değildir. Eylem içinde somutlaştırma, özellikle de sembolik somutlaştırma, “içeride düğümlenen” şeyin dışarıda temsil bulmasını sağlar. Temsil bulduğunda da kişi, alternatif bir temsili son üzerinden duyguyu yeniden düzenlemeye ve kaybı kapsayabilecek bir iç alan açmaya başlayabilir (Kushnir ve Orkibi, 2021). Araştırma birikimi de psikodramanın çeşitli örneklemlerde ruh sağlığı çıktılarıyla ilişkilendirildiğini, fakat yöntemsel standartların çalışmadan çalışmaya değiştiğini vurgular; bu yüzden klinik uygulamada iyi yapılandırılmış süreç ve etik çerçeve belirleyicidir (Orkibi ve Feniger-Schaal, 2019).

Sosyal Atom: Kaybın Arasına Giren Sessiz Harita

Sosyal atom, psikodramanın ilişki dünyasını anlamak için geliştirdiği temel araçlardan biridir. Basit bir isim listesi değil; kimin hayatımızda ne kadar yer tuttuğunu, hangi bağların bizi taşıdığını, hangilerinin gerilim yarattığını ve kimlerle artık temas kurulamadığını görünür kılan bir haritadır. Bu harita çoğu zaman zihinde sezgisel hâlde durur; kişi kimin “yakın”, kimin “çevrede”, kimin “uzakta” olduğunu bilir ama bunun güncel karşılığını pek düşünmez. Sosyal atom tam da bu noktada işlev kazanır: içsel ilişki düzenini dışarıda somutlaştırır.

Yas süreci bu haritaya dramatik bir müdahaledir. Kaybedilen kişinin kim olduğu kadar, o kişiyi sosyal atomda nereye yerleştirdiğimiz de belirleyicidir. Bir partnerin, ebeveynin ya da çok yakın bir dostun kaybı yalnızca acı yaratmaz; roller, alışkanlıklar ve temas yolları da çöker. Bazı ilişkiler kaybın ardından güçlenir, bazıları uzaklaşır, bazıları da gerginleşir. Çevrenin “nasıl davranacağını bilememe” hâliyle birlikte sosyal atom daralabilir. Bu daralma yüzeyde yalnızlık gibi görünür ama çoğu zaman yasın enerjiyi içeriye toplama biçimidir. Yine de uzun sürdüğünde risklidir: kişi dünyadan değil, ilişkiden çekilmeye başlar.

Psikodramatik çalışmalarda sosyal atomun en önemli işlevi, yasın yalnız bir duygusal deneyim olmadığını; ilişkisel bir yeniden yapılanma olduğunu fark ettirmesidir. Harita çizildiğinde kişi kaybın bıraktığı boşluğu yalnız acı üzerinden değil, bağ ve rol kaybı üzerinden de görmeye başlar. Zaman zaman “nerede tutuldum, nerede koptum, kimde sıkıştım?” sorusu ilk kez anlam kazanır. Bu farkındalık, acıyı azaltmaz ama acıyı taşıma biçimini düzenler.

Sosyal Atom Çalışması – Adım Adım Yönerge

Gerekli olan: Bir A4 kâğıt, kalem. İstersen renkli kalem de kullanabilirsin.

1. Adım: Halkaları Çiz Kâğıdın ortasına küçük bir daire çiz ve içine kendi adını yaz. Sonra bunun etrafına üç halka çiz:

    1. halka (en iç halka): Sana en yakın olanlar

    1. halka (orta halka): Yakın hissedip sık görüşmediğin / arada mesafe olanlar

    1. halka (dış halka): Hayatında olan ama duygusal olarak uzakta kalanlar İstersen halkaların yanına küçük not düşebilirsin: “çekirdek – yakın – çevre” gibi.

2. Adım: 1. Halkayı Doldur Birinci halka, duygusal olarak en çok dayandığın kişileri gösterir.

  • En zor anında arayabileceğin,

  • Yanında en rahat ağlayabildiğin,

  • “Beni en iyi o anlar” dediğin kişiler.

3. Adım: 2. Halkayı Doldur İkinci halka, hayatında önemli ama her şeyi paylaşmadığın kişilerdir.

  • İş arkadaşları, bazı akrabalar, eski dostlar,

  • Arada konuştuğun ama duygunu tam açmadığın insanlar. Bu halkadakiler, isterse içeri (1. halkaya) yaklaşabilecek potansiyele sahiptir. Yas sürecinde çoğu zaman bu halkadakiler “çekingen” kalır; ne diyeceğini bilemez.

4. Adım: 3. Halkayı Doldur Üçüncü halka, hayatında olup da mesafeli olduğun kişileri içerir.

  • Sadece selamlaştığın tanıdıklar,

  • Sosyal medyadan gördüğün ama bağının zayıf olduğu insanlar,

  • “Olmasa da olur” dediğin ilişkiler.

5. Adım: Yas Bağlamında Bakış Çalışmayı özellikle bir kayıp sonrasında yapıyorsan, kendine şunu sor:

  • “Kaybettiğim kişi bu halkalardan hangisindeydi?”

  • “Kayıptan sonra hangi isimler halkalar arasında yer değiştirdi?”

  • “Şu an en çok hangi halka boş geldi?”

Bu sorular, yasın sadece acıda değil, ilişki düzeninde de nasıl iz bıraktığını görmene yardım eder. Bu çalışma, farkındalık kazanmak ve kaybın psikodramatik etkilerini somutlaştırmak için güçlü bir başlangıçtır.

Kaynakça 

sertaç muradhan yücel
sertaç muradhan yücel
Psikoloji lisans eğitimimi İstanbul Gelişim Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünde tamamladıktan sonra, klinik psikoloji yüksek lisansımı “Borderline kişilik örüntüleri ve somatizasyon arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüğü” başlıklı tez çalışmamla bitirdim. Eğitimim süresince farklı kurumlarda edindiğim deneyimler, bana bireylerin ruhsal dünyalarını daha iyi anlamayı öğretti. Askerlik görevim sırasında psikolog olarak yüzlerce askere bireysel görüşme, grup çalışmaları ve psikoeğitimler sundum. Zorlu koşullarda, kısıtlı imkânlarla bile danışanların hayatına dokunabilmek, bana insanın psikolojik dayanıklılığının ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Bu süreçte yaptığım çalışmalar, kurum tarafından da takdir edildi ve 6 ayrı takdir belgesiyle ödüllendirildim. Terapi sürecinde danışanlarıma yalnızca semptomlarını azaltmaya yönelik değil; onların içsel güçlerini ortaya çıkarmalarına yardımcı olacak bir yolculuk sunuyorum. Her bireyin hikâyesini biricik görüyor, terapiyi kişiye özel şekillendiriyorum. Dinamik psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi, şema terapi gibi yaklaşımları harmanlayarak; danışanların hem bugünlerini hem de geleceklerini daha sağlıklı bir zeminde kurmalarına destek oluyorum. Ayrıca psikolojiyi herkes için erişilebilir kılmak amacıyla, “Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi” adlı podcast kanalını kurdum. Burada ruh sağlığına dair bilimsel bilgileri anlaşılır ve gündelik hayata dokunan bir dille paylaşıyor, psikolojik farkındalığı artırmayı hedefliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar