Cuma, Mayıs 1, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sorun Yaşamak mı? Hissetmek mi?

Yaşamımız birçok gelişme ile dolu. Beklentiler, endişeler, korkular, heyecanlar…
Bunlar hep hayatımızda. Duygular hep orada. Olay değişiyor ancak duygular hiç değişmiyor. Bir süreliğine geçiyor belki. Ancak zamanı geldiğinde yaşanmak için bir yerde bizi bekliyor. Bir şekilde hepsi geçiyor. Baş etmek gittikçe kolaylaşıyor. Ama durum gerçekten olaylarla baş etmek mi? Bizi rahatlatan durum olayın geçmesi mi yoksa hislerin geçmesi mi? Zihnimizde neler döndüğünü gerçekten anlayabiliyor muyuz?
Hepimiz yaşadığımız olaylarla ilgili benzer cümleleri kurmuşuzdur: “Şu olay bir geçsin de stresim azalacak.” “Sınav beni aşırı endişelendiriyor, bir geçse de rahatlasam.” Peki bu cümlelerdeki kaçtığımız durum olayın kendisi mi yoksa yarattığı duygular mı? Sınava girmeyi düşündüğümüz zamanki kadar gergin oluyor muyuz sınav anında? Kaçmaya çalıştığımız yarattığı duygular olabilir mi? Daha da önemlisi bu duygulardan gerçekten kaçmalı mıyız?


Duygunun tanımına baktığımızda organizmanın içten ya da dıştan gelen bir uyarana verdiği, bedenimizde ve zihnimizde birbiriyle bağlantılı ve eşzamanlı değişikliklerin oluşmasına sebep olan tepki olarak tanımlandığı görebiliriz (Scherer, 1987, 2001). Bu tanımı düşündüğümüzde aslında duyguların yaşantılarımızın çok doğal sonuçları olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu duygulara olumlu olduklarında alan açmak konusunda problem hissetmeyiz.


Diğer yandan olumsuz duygular söz konusu olduğunda durum değişir. Oysaki süreç aynı işler. Bir yaşantı sonucu vücudumuz, zihnimiz bir tepki verir: Duygularımız. Yaşanması gerekmesi normal değil mi? Olumsuz duygularımız da olumlu duygularımız kadar yaşanmak ister.


Ancak çoğunlukla ilk denediğimiz şey hissi geçirmeye çalışmak oluyor. Olumsuz yaşantı orada durdukça olumsuz duygunun geçmesi o kadar da mümkün olmayabilir. Belki de bu olumsuz duygunun bizi bu kadar rahatsız etmesinin sebebi duygunun ya da yaşantımızın kötülüğünden ziyade bu duyguyu geçirme çabamızdır.


Bu açıdan bakmak pek kolay olamayabilir. Bununla birlikte mantıksız da hissettirebilir. Olumsuz bir duygu hissetmek istememenizin doğal olduğunu ve bununla savaşarak bunu geçirmenin doğru çözüm olduğunu düşünebilirsiniz. Ama birlikte şu açıdan bakalım: Bir ormanın içinde bir bataklıkta olduğumuzu düşünelim. Bataklığın içinde hareket ettikçe daha da batarız. Çırpınarak çıkmaya çalıştıkça çamurun içine daha da gömülmemiz kaçınılmaz olabilir. Çıkamadıkça daha da panikler, panikledikçe daha da çırpınırız. Eğer sakin kalmayı başarabilirsek batmayı bırakır ve bataklığın kenarındaki ağacın dallarından birinin ulaşabileceğimiz bir mesafede olduğunu ve o dala tutunarak kendimizi çektiğimizde bataklıktan bir süre sonra çıkabileceğimizi fark edebiliriz.


Bu bağlam içerisinde değerlendirdiğimizde olumsuz duygularımız bataklıktır. Çırpınmayı bırakmak ise duygularımızı kabul etmektir. Çünkü olumsuz yaşantılarımız sonucunda olumsuz duygu hissetmek kadar doğal bir durum yoktur. Sınavınız varsa stresli hissetmeniz çok normaldir. Stres düşmanınız değildir. Eğer sevgilinizden ayrıldıysanız hüzün sürecin vazgeçilmez bir parçasıdır. İçinden hızlıca çıkmaya çalışmak günün sonunda sizi içinde boğuluyormuş hissine götürebilir. Sakin kaldığımızda, bu hislerin normal olduğunu ve geçeceğinin farkına varmaya çalıştığımızda bu olumsuz duygunun o kadar da kötü olmadığını, baş edebileceğimizi görebiliriz. En azından içinde batmadan durmayı başarabiliriz. Bir süre sonra etrafa bakabildiğimizde ise o ağaç dalını görürüz. Peki bataklığın yanındaki ağaçtan uzanan o dal nedir?


Ağaç dalını bir kurtuluş, bir çıkış yolu olarak değerlendirdiğimiz için bu dalı zihnimizin üzerimizdeki çamuru silemese de daha iyi ve güvenli hissettiğimiz kıyıya çekmesine yardımcı olacak kaynakları olarak değerlendirebiliriz. Hüzne, endişeye, korkuya bulaşmış olsak da daha da güvenli hissedeceğimiz kıyılara götüren desteklerdir bunlar. Yaşadığımız olumsuz yaşantının çözümleri, iyi sonuçlanabileceği durumlar, elimizden gelenler gibi umut içeren şeyleri ifade eder bu ağaç dalı. Kıyıya çıktığımızda üzerimizde çamur olsa da bizi kıyıya çıkarır. Dikkatimizi dağıtacak güzel eylemlere bakmamıza fırsat tanır. Zamanla, olay geçtikten ya da yeterli zaman geçtikten sonra üzerimizdeki çamuru temizleyebileceğimiz bir göl bulabiliriz belki bu ormanda. Ancak direkt göle koşmak amacıyla bataklıktan çıkmak için çırpınmak bizi bataklığa daha da gömer. Aradaki duraklara uğramadan son durağa gidemeyiz.


Günün sonunda belki de yapmamız gereken olumsuz durumlarla baş ederken olumsuz duyguların da olacağını kabullenmek ve yoğunluklarının her zaman tam ortasında boğuluyormuşuz gibi hissettirecek kadar yoğun olmadığını fark etmektir. Her zaman olmasa da bu adımı atmak, kendimizi bataklığın yüzünde tutmak zihnimizin kaynaklarını görünür kılabilir. Duygularımız bizim hiçbir zaman düşmanımız değil. Yalnızca bazen çok yoğun hissedildiklerinde korkutucu görünebilirler. Bunlarla baş etmenin ilk adımı onlara da yer açmak olabilir.

Kaynakça

Scherer, K. R. (2005). What are emotions? And how can they be measured? Social Science Information, 44(4), 695-729. https://doi.org/10.1177/0539018405058216 (Original work published 2005)

Arzu Şahin
Arzu Şahin
Arzu Şahin, yeni mezun bir psikolog olarak psikoterapi ve akademik çalışmalar alanında kendini geliştirmeyi hedeflemektedir. Lisans eğitimini psikoloji üzerine tamamlayan Şahin, özellikle çocuk psikolojisi alanında çalışmayı amaçlamakta; Sosyal Beceri Çocuk Eğitimi (SOBECE) ve Attentioner gibi çocuk merkezli eğitimleri almıştır. İlerleyen süreçte, Çocuklarda Travma Psikolojisi üzerine uzmanlaşmak istemektedir. Uluslararası Pozitif Psikoloji Kongresi’nde bildiri yayımlayan Şahin, aynı zamanda çeşitli dergi ve dijital mecralarda psikoloji ve farklı konularda yazılar kaleme almaktadır. Psikoloji alanında kendini geliştirirken bu birikimini insanlara yardım etmek için kullanmayı hedefleyen yazar, hayatın içinden gelen düşünceleri psikolojik bakış açısıyla yorumlayarak yazmaya devam etmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar