Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sevilmek mi Güvende Hissetmek mi? İlişkilerde En Çok Karıştırılan Psikolojik İhtiyaç

Bir ilişkide kalmamızın nedeni çoğu zaman sevgi değildir. Bizi orada tutan şey, kaybetme ihtimalinin yarattığı kaygının, ilişki içinde yaşanan rahatsızlıktan daha tanıdık olmasıdır. Sevilmek ile güvende hissetmek sıkça aynı anlamda kullanılır; oysa psikolojik olarak bu iki kavram farklı ihtiyaçlara karşılık gelir. Bu ayrımın yapılamaması, birçok ilişkide yanlış bağlanma biçimlerinin “derin sevgi” olarak yorumlanmasına neden olur.

Sevilmek: Yoğunluk Değil, Kabul

Sevilmek çoğu zaman yoğun ilgi, sürekli temas ya da vazgeçilmez hissetme üzerinden tanımlanır. Oysa psikolojik açıdan sevgi, bireyin olduğu hâliyle inkâr edilmeden kabul edilmesi anlamına gelir. Sevgi süreklidir; ancak her zaman yoğun olmak zorunda değildir.

Bu noktada sık yapılan temel hata şudur: Yoğun duygusal deneyimlerin sevgiyle eş tutulması. Oysa duygusal yoğunluk çoğu zaman kaygılı bağlanma sisteminin aktive olmasının bir sonucudur. Bir ilişki ne kadar dalgalıysa, kişi o kadar “çok sevdiğini” düşünebilir. Bu düşünce mantıklı değildir. Çünkü sevgi, sinir sistemini sürekli alarmda tutmaz.

Güvende Hissetmek: İlişkinin Taşıyıcı Parçası

Güvende hissetmek, ilişkide hata yapmanın, duygu göstermenin ya da sınır koymanın terk edilme tehdidi yaratmaması demektir. Kişi ilişki içinde var olabilmek için kendini sürekli uyumlamak, ayarlamak zorunda hissetmiyorsa, orada duygusal güvenlik vardır.

Birçok birey ilişkide kalmayı sevgiyle açıklar; ancak pratikte görülen şudur: İnsanlar çoğu zaman sevdikleri için değil, ayrılmanın yaratacağı belirsizlikle baş edemedikleri için ilişkide kalırlar. Bu durum sevgi değil, duygusal güvenlik ihtiyacının yanlış bir yerde karşılanmaya çalışılmasıdır.

Neden Sevilmekle Güvende Hissetmek Karıştırılır?

Bu karışıklığın temelinde erken dönem bağlanma deneyimleri yer alır. Çocuklukta sevgi koşullu yaşanmışsa —onay, uyum ve sessizlik karşılığında kabul görmek gibi— birey yetişkinlikte de benzer ilişki dinamiklerini “normal” olarak algılar. Kaygı tanıdık olduğu için güvenli sanılır.

Burada sıkça karşılaşılan mantık hatası şudur: “Beni bu kadar etkiliyorsa, demek ki çok seviyorum.” Oysa etkilenmek, bağlanma sisteminin harekete geçmesidir; sevgi olmak zorunda değildir. Sevgi sakinleştirir, kaygı ise bağlar.

Güvenin Olmadığı Yerde Sevgi Sürdürülemez

Duygusal güvenliğin olmadığı ilişkilerde:

• Açık iletişim zayıflar.
• Sınırlar suçlulukla karşılanır.
• Yakınlık tehdit gibi algılanır.

Bu ilişkiler zamanla iki yöne evrilir: itaat ya da kontrol. Her iki durumda da sevgi yerini hayatta kalma stratejilerine bırakır. Sevgi ancak güvenli bir zeminde gelişebilir; aksi hâlde savunma mekanizmaları ilişkiye yön verir.

Kendine Sorman Gereken Sorular

Bir ilişkinin sevgi mi yoksa güvenlik ihtiyacı mı üzerinden sürdüğünü anlamak için romantik değil, net sorular gereklidir:

• Bu ilişkide kendim gibi miyim, yoksa idare mi ediyorum?
• Duygularımı ifade ettiğimde sonuçlarından korkuyor muyum?
• Ayrılma ihtimali mi, ilişki içinde kalmak mı beni daha çok kaygılandırıyor?

Bu soruların cevapları sevginin miktarını değil, bağlanma biçimini ortaya koyar.

Sonuç

Sevilmek kıymetlidir; ancak güvende hissetmek olmadan sevgi sürdürülebilir değildir. Bir ilişki bireyi güçlendirmiyorsa, yalnızca içinde tutuyordur. Bu ayrımı fark etmek, bir ilişkiyi değil yanlış bir inancı kaybetmektir.

Kaynakça

Bowlby, J. (1969). Attachment and Loss: Vol. 1. Attachment. New York: Basic Books.

Ainsworth, M. D. S., Blehar, M. C., Waters, E., & Wall, S. (1978). Patterns of Attachment: A Psychological Study of the Strange Situation. Hillsdale, NJ: Erlbaum.

Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2016). Attachment in Adulthood: Structure, Dynamics, and Change (2nd ed.). New York: Guilford Press.

Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.

Senay Can
Senay Can
Senay CAN, TED Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun bir psikolojik danışmandır. Ergen ve yetişkinlerle çalışarak bireylerin psikolojik iyi oluşlarını desteklemeye odaklanmaktadır. Psikolojik danışmanlıkta bütüncül ve bireye özgü yaklaşımlar benimseyen Senay, At Destekli Terapi, Aile Danışmanlığı ve Spor Psikolojisi alanlarında eğitimler alarak uzmanlığını genişletmektedir. Psychology Times’ta, psikolojik sağlamlık, kişisel gelişim ve terapi süreçlerine dair yazılar kaleme alarak, psikoloji biliminin herkes için anlaşılır ve uygulanabilir olmasını amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar