Cumartesi, Ocak 10, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sessiz Travmalar: Duygusal Bastırmanın Psikosomatik Yansımaları

“İfade edilmeyen duygular ölmez; yalnızca gömülürler ve başka biçimlerde ortaya çıkarlar.” —Sigmund Freud

Bastırmak mı, Güçlü Kalmak mı ?

Bazı insanlar için güçlü kalmak demek; ağlamama, sinirlenmeme ve duygularını belli etmeme anlamına gelir. Aslında bu durum ‘güçlü görünme’ değil, duygusal bastırma halinin kibarca şekillenmiş bir kılıfıdır.

Bir olay yaşadığın zaman duygularını o anda belli etmekten kaçınıyorsan, dışarıya yansıtmaman gerektiğini düşünüyorsan ve kendinde fiziksel farklılıklar hissediyorsan eğer vücudunun sessiz çığlıkları çoktan başlamış olabilir. İçe atılan her bir duygu parçası git gide birikmeye ve bedende yankılanmaya başlar.

Duygusal Bastırma: Görünmeyen Hayatta Kalma Stratejisi

Çoğumuz, çocukluğunda dahi, normal olan duygularını dışa vurmakta zorluk çekiyordu. Bunun sebebini hepimizin duyduğu bazı cümleler ile özetleyebiliriz: “sus”, “ağlama, ayıp” , “erkekler ağlamaz” , “insanların içinde böyle davranma”… Gibi ve daha fazlası olacak şekilde dayatmalarla büyütülen hemen hemen herkeste duygusal bastırma hali oldukça yaygındır. Ayrıca, sırf kabul görebilmek için “yaramazlık” yapmayan, uyumlu ve uslu çocuk ithamlarla küçücük yaşlarda dahi, karakterlerini, asıl oldukları benliği bastırmaya çalışan bir sürü çocuk rahatlıkla günümüzde ve çevremizde görebiliriz.

Küçük yaşlardan itibaren başlayan bu durum zamanla deneyimlenen travmatik olaylarında etkisiyle, duyguları dışarıya yansıtamadıkça, bu duygular bardaktan taşan bir su misali, bedensel sistemimize alarm sinyalleri göndermeye başlar. Mide ağrısı, baş ağrısı, yorgunluk, titreme, uyuşma… Doktorunuz size “bir şeyiniz yok” dese de, aslında içeride çok fazla şeyiniz olabilir.

Bedenin Dili: Duygular Nasıl Somutlaşır ?

Psikosomatik belirtiler; yani ruhsal kökenli bedensel tepkiler, bastırılan duyguların en açık belirtileridir. Mesela; yıllarca kendi yaşadığı olaylara tepki veremeyen, her olayı içine atan bir bireyde, bir zaman dilimi sonrasında vücudunun belirli bölgelerinde uyuşmalar ortaya çıkabilir. Bir diğer örnek ise, sürekli ailesinin yaşadığı sorunları sırtlanan, ailedeki her bireyin yükünü kendisine yüklediği bir kişide kronik ve ileri düzey sırt ağrıları sorunu olabilir.

Bu tür rahatsızlıklar genelde “stres” ile açıklansa da, kökende dışa vurulması gereken birikmiş duygular vardır. Duygular konuşulmayınca, beden ağrıyla ifade eder.

Bazen kelimelerin dilimizden dökülmesi çok zor olur. Boğazımızda bir yumru oluşur, o kelimeler ağızdan dökülene kadar öyle bir ağrır, öyle bir can yakar ki… Asıl konu ise, o acıya rağmen bunu yapabildiğinde başlar. Çünkü; kendi benliğine açılan o savaşı kazanmak için atılan minik bir bebek adımıdır bu. Unutmamak gerek ki her şey bir anda olmaz, olmamalı da. Gerekirse emeklemeli, seni güvende hissettiren istemlere veya kişilere tutuna tutuna yürümelisin. Hiçbir durum, başlangıcı olmadan sona ermez.

Sessiz Travmalar: Küçük Görünen Ama Derin İzler Bırakan Yaralar

Travma, her zaman büyük bir felaket olmak zorunda değildir. Sürekli eleştirilmek, görülmediğini ve duyulmadığını hissetmek, sevgisiz, ihmalkâr bir ebeveyn ortamında büyümek veya okul ortamında zorbalanmak ve dışlanmak da travma etkisi yaratabilecek olaylardır.

Zaman içinde kişi “ne hissettiğini fark etmemeye” sadece bedeniyle yaşamaya başlar. Durumu normalleştirmeye ve bu problemleri çözmektense onunla beraber yaşamayı öğrenmeyi hayat felsefesi haline getirir. Çünkü savaşmaktansa bu durum hem en kolay hem de en kısa kaçış yoludur. Bedenimizin ve zihnimizin bize durumun ciddiyetini anlatmasına izin vermiyor, görmezden geliyoruz.

İyileşme: Duygularla Yeniden Bağ Kurma

İyileşmenin ilk adımı, duyguları yeniden tanımak ve onlara fırsat sunmaktır. Bir duyguyu bastırmak yerine ona “hoş geldin” demektir… Kızgınsan öfkelenmek, üzgünsen ağlamak, ağlıyorsan kendini durdurmamak… Bu duyguların da gerçek olduğunu kabul etmek gerek. Hapşırma isteği geldiğinde nasıl hapşırmadan duramıyorsak, kendimizi kastığımızda veya hapşıramadığımızda kendimizi nasıl çok rahatsız hissediyorsak, duygularımızın da aynı olduğunu, bu hislerin normal olduğunu, her insanın yaşadığını kabul etmemiz gerekir. Çünkü, duygular geçsin diye değil, hissedilsin diye vardır.

Terapi; yazı yazmak, nefes egzersizleri, mindfullness, bireysel psikoterapi, grup terapileri kişinin kendisini ifade edebilmesine yol açar. Beden bu süreçte iyileşmeye, sessizliğini bozmaya başlar. Bu süreç içerisinde ağrılar veya uyuşmalar artabilir, ancak süreç tamamlanmaya başladıkça bu somatik belirtiler minimum düzeye inecektir. Çünkü, bilinçaltı dediğimiz kavramı bir kuyu misali ele alabiliriz. Derine indikçe inilir ve oradan geri suyu çıkarabilmek bir azim ister, indirirken hızlı indirirsin, çünkü kova boştur. Ama çıkarırken, çok zorlanırsın, belki de pes etmek istersin, ama suya ihtiyacın olduğu bilinci gelir aklına. İçinde biriktirdiğin yükler, bilinçaltı ve bilinç de bu örnekle aynıdır diyebiliriz.

Sonuç: Bedeninin Fısıltısını Duy

Her bastırdığın duygu, bedeninde yankılanır. Belki midendeki ağrı bir öfke, göğüs kafesindeki ağırlık konuşamadıkların, boğazındaki yumru “hayır” diyemediklerin, ellerindeki uyuşma bir kaygıdır. Beden asla seni kandırmaz, sadece senin adına konuşur. Duygularını bastırmak zayıflık değil, hissetmek cesarettir. Ve bazen iyileşmenin en sessiz yolu, içindeki sesi duymaktan geçer.

İremsu Eryılmaz
İremsu Eryılmaz
İremsu Eryılmaz, lisans psikoloji eğitimini hâlen sürdürmekle birlikte, yazarlık, çeşitli gönüllü çalışmalar ve stajlarıyla alanında geniş bir deneyime sahiptir. Özellikle Ankara Bölge Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde yaptığı gönüllü çalışma sayesinde, hükümlü kişiler ve suça sürüklenen çocuklar üzerine önemli düzeyde bilgi ve gözleme sahiptir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Travma Terapisi, Çocuk-Ergen Psikolojisi, Oyun Terapisi ve Yetişkin Terapisi gibi alanlarda deneyim kazanmıştır. Bilgi ve düşüncelerini zengin içeriklerle paylaşmayı amaçlayan yazar, bireyin kişisel gelişimini ve ruh sağlığını güçlendirmeyi, kişinin kendine iyi gelmesini desteklemeyi ve çocuk-ergen psikolojisi üzerine içerikler üretmeyi sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar