Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Sendromsuz 2 Yaş Mümkün mü?

Bebeğinizle her şey yolunda gidiyor diye düşünürken birden davranışlarında değişim gözlemlemeye başladığınız o sihirli evre: 2 yaş. Bu dönem pek çok ebeveyn için zorlayıcı olabilmekte. Çocuğunuz uyum gösterdiği şeylere birden uyum göstermemeye, her şeye “hayır” demeye ve sizinle inatlaşmaya başlıyor, ağlama krizine giriyor, sözünüzü dinlemiyor… Tüm bunlar neden oluyor?

İki yaş, çocuğun “Ben yapacağım.” dediği dönemdir. Gelişim psikolojisinde bu dönem “bağımsızlık dönemi” olarak adlandırılır. Bu dönemde çocuk, yürüme, konuşma, kendi kendine yeme vb. motor becerilerinin gelişmesiyle birlikte bağımsızlık duygusu kazanma çabası içindedir. Ancak bu dönemde kelime dağarcığını içeren bilişsel becerileri, el-göz koordinasyonunu sağlama çabasını içeren motor becerileri ve duygularını doğru bir biçimde ifade edebilmesini sağlayan duygusal becerileri tam gelişmediği için kendi istekleri ile ebeveynin sınır koyma çabası arasında sık sık çatışmalar olur. Bu çatışma; inatçılık, öfke nöbetleri, “hayır” deme eğilimi, duygusal dalgalanmalar ve kurallara karşı direnç şeklinde davranışsal olarak kendini gösterir.

Çocuk davranışları açısından 2 yaş döneminde görülen yaygın davranışlar şunlardır:

  • İnatçılık

  • İsteklerinde ısrarcılık

  • Huysuzluk

  • Ani ruh değişimleri

  • Ağlama krizleri

  • Eşyaları fırlatmak

  • Utangaçlık

  • “Hayır” kelimesini sıkça kullanma

  • Vurma davranışı

  • Çığlık atmak

  • Uyku problemleri

  • Yeme problemleri

  • Tuvalet problemleri

  • Öfke krizleri

2 Yaşın Genel Özellikleri

 Bu dönem çocuğun kendi farkındalığının arttığı, bir nevi kendini keşfettiği bir dönemdir. Bu nedenle birçok şeyi kendi başına yapmak ve olabildiğince ebeveyn desteğinden uzak, bağımsız davranmak ister.

 Çocuk için “o an” önemlidir. “2 dakika sonra oyuncağını sana geri vereceğim.” demenizin onun için hiçbir anlamı yoktur çünkü zaman kavramı henüz gelişmemiştir, içinde bulunduğu anı yaşar. Bu nedenle bir şey istediğinde hemen olmasını ister, istediği şey hemen olmazsa da hayal kırıklığı yaşar, huzursuzlanır ve ağlamaya başlayabilir.

 Gelişiminin doğal bir parçası olarak duygu durumunda dalgalanmalar görülebilir. Örneğin, bir anda hareketli ve sosyalken, kısa bir süre sonra içine kapanık ve çekingen hale gelebilir. Zaman zaman kendi başına yapamayacağı şeylerde yardımı ısrarla reddederken, aslında kolayca yapabileceği durumlarda anne-babasının yardımını talep edebilir.

 Bu dönemde çocukta çoğu zaman ısrarcı, baskın ve isteklerinde diretir bir tavır görünür. Bu gibi davranışları kendine olan güveninden kaynaklanıyor gibi görünse de aslında çocuk içten içe güvensiz hissetmektedir. Çünkü yaptığı keşiflerle dünyanın ne kadar büyük olduğunu fark etmeye başlamıştır ve dolayısıyla bu da onu korkutur. Bu yüzden, en azından anne babasından oluşan küçük ve güvenli dünyasında kontrolü elinde tuttuğunu hissetmek ona güven duygusu verir.

Bunların Yaşanmasına Nedenleri Nelerdir?

 Çocuk bu yaşlarda kendini ifade etmeye çalıştığında dil gelişimi tamamlanmadığı için tam anlamıyla isteklerini dile getiremeyebilir. Bu da çevresindeki insanlar tarafından anlaşılmadığını düşünmesine ve öfkelenmesine, ağlamasına, etrafındaki kişilere ya da eşyalara vurmasına neden olabilir.

 Anne-baba çocukla yeterince ilgilenmiyorsa ve birlikte vakit geçirmiyorsa çocuk ebeveynlerinin ilgisini çekmek için huzursuzluğunu belirten agresif davranışlar sergileyebilir.

 Bu dönemde her şeyi kendi başına yapma isteğinde olan çocuğa karşı anne-babanın tutumu, çocuk onlardan yardım istememesine rağmen yardım etmek olursa çocukta başarısızlık, bir şeyleri yapamama hissi ortaya çıkabilir. Bu da çocuğun öfke duygusunu tetikleyebilir.

 Anne-babanın çocuğa karşı “Dikkat et yemeğini dökme.”, “Aman o elindekini bırak kırarsın.”, “Dışarıda yerler pis, sakın koşma yoksa düşüp üstünü kirletirsin.” gibi söylemlerle sürekli uyarması yani aşırı korumacı ve engelleyici davranması çocuğun dünyayı keşfetme içgüdüsü ile anne-babasının sözünü dinleme düşüncesi arasında çatışmaya neden olur ve bu çatışma da çocuğun huzursuz hissetmesine yol açar.

Bu Dönemde Anne-Babalar Nasıl Davranmalı?

 Öncelikle bu dönemin çocuğun yaşaması gereken doğal bir süreç olduğunu ve psikososyal gelişiminde önemli bir yer tuttuğunun farkında olunmalı. Bu dönemde ebeveynlere düşen en büyük görev sabırlı olmaktır. Çocuğunuzun gösterdiği davranışlara karşı sabırlı olmak, çocuğunuzun davranışlarına karşı daha sakin tepkiler vermenize ve onu sakinleştirmenize yardımcı olacaktır. Bu noktada çocuğunuzla inatlaşmak veya katı kurallar koyarak yaptığı davranışı bırakmasını istemek doğru olmayacak, aksine çocuğunuzun sizi dinlemeyip davranışlarını sürdürmesine neden olacaktır.

 Sabırlı olmanın yanında davranışlarınızda ve söylediklerinizde tutarlı olmanız da önemlidir. Çocuğunuza sınırları ve kuralları anlatırken tutarlı olmak gerekir. Bu kurallara ve sınırlara ebeveynlerin de dikkat etmesi gerekir çünkü çocuklar anne-babalarının söylediklerinden çok yaptıkları davranışları kendilerine rol model alır. Bir gün “Hayır.” dediğiniz bir duruma diğer gün “Evet.” demeniz çocuğunuzun belirlenen sınırları ve kuralları tam olarak kavrayamamasına ve bunlara uymamasına yol açacaktır. Bunu önlemek için çocuğa bakım veren her bir kişinin aynı tutum ve kararlılıkta olması önemlidir.

 Çocuğunuz almak istediği ya da yaptırmak istediği bir şeyde ısrarcı davranışlarda bulunuyorsa sakinleşmesi için istediğini yapma/alma yolunu seçmek doğru olmayacaktır. Bu noktada ona seçenek sunarak hangisini seçmek istediğini sorabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuz birkaç tane oyuncak almak istiyor ve ısrar ediyorsa “İstediğin oyuncakların hepsini alamayız, elimde gördüğün bu iki oyuncaktan istediğin bir tanesini seçebilirsin.” diyerek seçenekleri azaltmanız ancak seçimi çocuğunuza bırakmanız, ona kendisi karar vermiş gibi hissettirecektir.

 Eğer çocuğunuz gerçekleştiremeyeceğiniz bir istekte bulunuyorsa ve siz yapamayacağınızı söylediğinizde ağlama ve sinir krizi yaşanıyorsa ilginizi çocuğunuza yoğunlaştırmadan bir süre sakinleşmesini beklemek gerekir. Biraz sakinleştikten sonra çocuğunuzun yanına giderek onun anlayacağı şekilde neden bunu yapamayacağınızı/yapmadığınızı açıklamanız önemlidir.

 Çocuğunuza uzun uzun konuşmalar yapmak yerine kısa ve net cümlelerle uyarmak; hikâye ve oyunlar aracılığıyla durumu kendisinin fark etmesini sağlamak çok daha etkili bir yaklaşımdır.

 Olumlu davranışlar gözlemlediğinizde çocuğunuzu takdir etmek de önemli noktalardan biridir. Takdir aldığını gören çocuk istenen davranışı sürdürme yönünde motive olacak ve istenmeyen davranışı zamanla bırakacaktır.

Başlıktaki sorunun cevabına gelecek olursak: Hem evet hem hayır denebilir çünkü cevap çocuğunuzla olan iletişiminizde saklı. İki yaş sendromunun yaşandığı bu dönem, çocuğunuzun gelişim aşamalarından biri olan bebeklikten çocukluğa geçiş evresinde görülen “normal” bir dönemdir. Burada önemli olan çocuğunuzun ihtiyaçlarını anlamak, bu ihtiyaçlar doğrultusunda cevap verebilmek ve bu dönemin “normal” ve “geçici” bir dönem olduğunu kendinize hatırlatmaktır.

Ebru Günay
Ebru Günay
Ebru Günay, Ege Üniversitesi Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Psikolojiye olan ilgisini keşfettiğinden beri bu alanda kendini geliştirmeyi amaç haline getirmiştir. Bunun için öğrencilik zamanı boyunca birçok toplulukta gönüllü faaliyetlerde bulunmuş, içerik üretmiş ve çeşitli konularda yazılar yayımlamıştır. Bilişsel Davranışçı Terapi ekolünde eğitimini tamamlamıştır. Alanında çeşitli eğitimler almaya devam ederek kendini geliştirmektedir. Sürekli olarak yeni şeyler öğrenmeyi, öğrendiği bilgileri başkalarıyla paylaşmayı sevmesi yazı yazma motivasyonunun temelidir. Psikolojinin herkes için ulaşılabilir olmasını amaçlayan Günay, ruh sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik çeşitli yazılar kaleme almaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar