Panik bozukluk, panik ataklarla giden yoğun korku ve kaygı duygularının eşlik ettiği zorlayıcı bir ruhsal bozukluktur. Beklenmedik ve yineleyen panik ataklar sırasında kişilerde, kalbin sanki göğsünden çıkacakmış gibi atması, ellerin titremesi, baş dönmesi, nefes almakta güçlük ve boğuluyormuş gibi hissetme gibi birtakım bedensel duyumlar ortaya çıkar. Bu bedensel duyumlar kişide, yoğun korku ve kaygıya sebep olur. Öyle ki kişi ilk panik atak deneyiminde kalp krizi geçirdiğini düşünür. Panik ataklar sonrasında kişi doktora başvurur. Bunun bir ruhsal bozukluk olduğunu çoğu zaman fark etmez. Yaşadığı sorunun biyolojik temelli bir rahatsızlık olduğuna, kalbinde bir sorun olduğuna neredeyse emindir. Ancak yineleyen ataklar sonrası sayısız acil servise başvurma girişimi sonrasında, ruh sağlığı uzmanına yönlendirilir. Ve panik bozuklukla böylece tanışmış olur.
Panik ataklar, alışılmış bir kaygı deneyimi gibi değildir. Adeta kalp krizi geçiriyormuş gibi hızlanan kalp atışları, boğulma hissi gibi çok yoğun bedensel duyumlar ve “Deliriyorum.”, “Kontrolü kaybediyorum.” düşünceleri bu duruma eşlik eder. Bu ataklar, kaygı ve stres anlarında ya da beklenmedik şekilde, kişi dinginken hatta uyuyorken gelebilir. Kişi bu belirtilerden öylesine korkar ki bir daha aynı şeyi yaşamak konusunda kaygılanmaya başlar. Bu beklenti kaygısı, panik atakların, panik bozukluğa evrilmesinde kritik bir rol oynar.
Stresli ve zorlayıcı yaşam olayları sonrasında, yaşamın bir döneminde panik atak deneyimlenebilir. Korkutucu bir deneyim olsa da günlük yaşamı etkileyen, devam eden bir sorun olarak konumlanmayabilir. Ancak yatkınlık faktörlerine sahip bazı kişilerde tekrarlayan panik ataklar, yaşamın en temel alanlarını bile kısıtlayan panik bozukluğa evrilebilir.
Panik atakların nasıl yorumlandığı kritik bir öneme sahiptir. Panik bozukluğa sahip kişiler, bedenindeki her bir değişime fazlaca dikkat ederler. Örneğin merdiven çıktığı için kalp atışları biraz hızlanmıştır. Bu durumun normal olduğunu düşünmek yerine bunu “kalp krizi geçirebilirim” şeklinde felaketleştirici şekilde yorumlar. Eskiden kolayca yaptığı çoğu şeyden kaçınmaya başlar. Örneğin kahve içmeyi seviyorken panik atak deneyimi sonrası kafeinin uyarıcı etkisi sebebiyle kalp atışlarındaki en ufak artışı bile tehlike olarak değerlendirir. Bu bağlamda öne çıkan iki temel bilişsel çarpıtmadan bahsedebiliriz: felaketleştirme ve abartılmış risk algısı. Kişi panik atak geçirme ihtimaline karşı çoğu zaman riski abartılı şekilde değerlendirir ve kahve içmek gibi en sıradan aktivitelerin bile panik atak geçirmesine sebep olabileceği ve bir felaket olacağı düşünceleriyle felaketleştirme yapar.
Panik Bozukluk Nasıl Sürüyor?
Diyelim ki bir gün otobüstesiniz. Ve birden kalp atışlarınızın hızlandığını fark ediyorsunuz. Bunun sebebi belki sabah içtiğiniz kahve belki de otobüse yetişmek için biraz koşmak zorunda kalmanız, yani her şey normal. Ama sizin aklınıza şu düşünce geliyor: “Bu normal değil, kalbim çok hızlı atıyor. Kesin bir şey oluyor.”. Bu düşünce alarm sistemini devreye sokuyor. Nefes alışverişiniz hızlanmaya başlıyor, terliyorsunuz, başınız dönmeye başlıyor, kalbiniz sanki göğsünüzden çıkacakmış gibi atmaya başlıyor. Bu bedensel değişikliklere dikkatinizi yönelttikçe zihninizden bazı felaketleştirici düşünceler geçmeye başlıyor: “Nefes alamıyorum, boğulacağım.”, “Düşüp bayılırsam?”, “Kalp krizi geçiriyorum galiba.”, “Ya ölürsem?”. Bu düşüncelerle birlikte panik hissi daha da artmaya başlıyor. Ve böylece bir kısır döngü içine girmiş oluyorsunuz.
Bu veya benzer panik atak senaryolarını yaşayan kişiler kaygı yaratan deneyim sonrası kendince birtakım kaçınma davranışları göstermeye başlarlar. Örneğin artık otobüse binmemeye, kalabalık ortamlardan uzak durmaya, yanında panik hissini azaltacak ilaçlar taşımaya ve nabzını sürekli kontrol etmeye başlar. Bu güvenlik davranışları “Bunları yapmasaydım kesin başıma bir şey gelirdi.” şeklinde yorumlama hatalarına sebep olur. Bu da uzun vadede kişinin pek çok durumdan, aktiviteden kaçınmasına ve sorunun sürmesine sebep olur.
Panik Bozukluğun Bilişsel ve Davranışçı Terapi Teknikleriyle Tedavisi
Panik bozukluk için, bilişsel ve davranışsal pek çok stratejiyi içeren çok katmanlı bir tedavi planı hazırlanır. Nefes egzersizi, aşamalı kas gevşetme teknikleri ruh sağlığı uzmanı eşliğinde uygulanır. Böylece bedensel duyumların hafifletilmesi sağlanır. Panik bozukluk döngüsünün sürmesine katkı sağlayan felaketleştirme düşünceleri ele alınarak bilişsel yeniden yapılandırma tekniğiyle danışanın işlevsel olmayan düşüncelerinin değiştirilmesi hedeflenir.
Süreç içerisinde bilişsel stratejilere ek olarak kaçınma davranışları üzerinde çalışılır. Kaçınma davranışlarının her birine maruz bırakma tekniği uygulanır. Böylece kaygı yaratan durumların kontrollü olarak deneyimlenmesi ve tolerans geliştirilmesi sağlanır. Korkulan durumlara bilinçli olarak maruz kaldığında, kişi felaket düşüncelerinin gerçekçi olmadığını öğrenme fırsatı bulur.
Panik bozukluk tedavisi doğru şekilde ve kişinin ritmine uygun planlandığında olumlu sonuçlar elde edilebilir. Panik bozukluk şiddetinin yüksek olduğu tablolarda çaresizlik ve yetersizlik duyguları hissedilebilir. Kişinin çaresizlik hisleri baş edemeyeceği seviyeye geldiğinde ruh sağlığı uzmanından destek alması tavsiye edilmektedir.


