Pazar, Nisan 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

OVERTHINKISTAN’DAN SEVGİLERLE; Aşırı Düşünmeye Çözümler

Daha önce hiç geceleri uykunuzu kaçıracak hatta uykunuzdan uyandıracak kadar çok düşündüğünüz oldu mu? Aldığınız kararları sorguladınız, tekrar tekrar aynı konular üzerinde düşünüp durduğunuz, sürekli yeni senaryolar yazdığınız oldu mu? Düşünmekten yaşamayı kaçırdığınızı düşündünüz mü hiç?
Eğer cevaplarınız genellikle ‘evet’ ise büyük ihtimalle aşırı düşünme döngüsünün içinde dalmışsınız demektir. Peki ama bu neden böyle ve bu durumun içinden nasıl çıkabilirsiniz?

Overthinking Nedir?

Overthinking, yani aşırı düşünme, bir düşünce üzerine gereğinden fazla ve tekrarlı düşünme şekli demektir. Bazı düşünceler yapışkan gibidir ve onlardan kurtulmak mümkün değilmiş gibi gelir. Düşünmeyi durdurmak hayal edilemeyecek kadar zor duyulur ve kurtulmaya çalıştıkça içine gömüldüğünüz bir bataklık gibi sizi içine çeker.
Bu süreç, karar vermeyi zorlaştırır, çünkü sürekli opsiyonlar ve yeni seçenekler hakkında düşünmeye ve aşırı analiz yapmaya iter. İnsan geçmişi tekrar tekrar yaşar, ileriye dönük olmamış senaryolar üzerinden yeni kaygılar ve bu kaygılara yönelik yeni çözümler üretmeye çalışır.
Genellikle kontrol etme veya hata yapmama isteğinden doğabilen bu aşırı düşünme bazen insanın bir tam gününe bile mal olabilecek kadar abartılı olabilir, insanın gerçek dünyadan kopmasına sebebiyet verebilir. Düşünme, düşünmeyi doğurur ve zihinsel bir çözüm üretmeye çalışırken aslında zihni daha da yorar.
Fazla düşünme sonrasında uykusuzluk, tükenmişlik hissi, erteleme, kaygı, kararsızlık, sosyal ilişkilerde mesafe gibi zihinsel etkilere sebep olabilmektedir. Düşündükçe rahatlayacağını sanan insan bu döngünün içinde kendini daha çok strese sokar. Zihin kaosu sever çünkü çözüm üretmek ve hayatta kalmak için tasarlanmıştır ama bazen kaosu yaratan zaten kendisidir ve çözüm üretmeye çalıştıkça daha da kaotikleşebilir.

Ne Yapabilirim?

  1. Farkındalık
    İlk adım bu zihinsel döngünün farkına var. Düşünceyle olan ilişkini değiştir. Düşüncelerin insafına kalma. Düşüncelerine karşı savaşa kazanmaya çalışma, savaştan çekil. Düşüncelerin değilsin, bunu fark et, sen düşüncelerinin içinde bulduğun farkındalıksın. Onlara karşı bir gözlemci ol ve kontrol etmeye çalışma.

  2. Duygulara Yer Aç
    Bir olay yaşandığında sana hissettirdiklerinden çok o hislerin yarattığı düşünceleri yaşıyorsun. Bu döngüden çık. Bir dahakine bir duyguyu hissettiğinde gerçekten hisset. Bedeninin neresinde olduğuna bak, nasıl bir hisse onu yaşa ve iyileş. Duygu bedende yaşanır, beyinde değil, bunu da fark et ve kendine izin ver. Zorlayıcı bir duygu hissettiğinde düşüncelerinle onu kontrol etmeye, o duyguyu yaşamaktan kaçınmaya çalışma. Sadece fark et ve yaşa. Söylemesi kolay biliyorum ama bir dahaki sefere zorlayıcı bir duyguya eşlik etmeyi ve bedeninde hissetmeyi deneyebilirsin.

  3. Suçlama ve Şikayet Etme
    Sana ayıp edildi, farkındasın, canını çok sıktılar ve hiç hoşlanmadığın bir durumun içine girdin. Düşündükçe düşünüyor ne kadar haklı olduğunu adeta kendine sürekli kanıtlamaya çalışıyorsun.
    Birine sürekli ‘ben haklıyım, sen suçlusun’ diyemiyor olsan bile bu diyaloğu zihninin içinde belki binlerce kez tekrar ediyorsun. Ve onları suçladıkça aslında en çok kendine zarar veriyorsun. Zaten haklı olduğuna inanmana rağmen adeta tekrar tekrar kendini haklı olduğuna ikna ediyorsun ve bu haklılık sana iyi gelmektense zihinsel bir yük olmaktan başka bir işe yaramıyor. Tüm haklılığınla birlikte kendine eziyet ediyor, kendine mağduriyet kafesi inşa ediyor ve kendini içinde yaşamaya mahkum ediyorsun. Emin ol, suçlu kişi senin kadar acı çekmiyor, o yaptığını yaptı ama sen etkisini sürdürmeye devam ediyorsun.
    Ya da sürekli etrafında yanlış giden şeylere odaklanıyorsun, rahatsız edici durumlara, sorunlara, gerçek dünyada negatif olduğunu düşündüğün her şeye ve sürekli bir şikayet zincirinin içinde bu sefer de bir memnuniyetsizlik kafesinin içinde yaşamaya çalışıyorsun. Burada sana “iyiyi gör, sürekli pozitif düşün” gibi şeyler söylemeyeceğim. Sadece gerçekliğe dön. Odağını dışarıda olana değil kendi tepki ve tavırlarına çevir. Eğer hoşnutsuz olduğun şey değiştirebileceğin bir şeyse, o zaman onu değiştir. Kendi deneyimlerine dön ve seni rahatsız eden şeyin senin içinde neyi tetiklediğini bul. Onu düzelt. Bu dünya, senin zevkine uygun bir şekilde yaratılmadı, bunu fark et ve kendi deneyimlerinle ilgilen.

  4. Bilinmez Olanı Kabullen
    Sadece geçmişi takıntılı bir şekilde kafada sürekli yaşamak değil aynı zamanda geleceği sürekli olarak kurgulamak da aşırı düşünmenin özelliklerinden biridir. Üretilen felaket senaryoları, felaket senaryolarını fark edince durumu telafi etmek istercesine üretilen tam zıttı mükemmel hayaller… Hiçbirini yapmamak çok mu zor? Bilmemek, geleceği göremediğini kabul edebilmek ve tam şu anda gelecek için elinden gelenin en iyisini yapmaya odaklanmak. Kafanda kurduğuna bağlı olarak şekillenmeyeceğini ve yalnızca şu an yaptıklarının geleceğini kurgulayacağını bilmek gerçekten de o kadar zor mu? Çünkü düşünerek kaybettiğin zamanda aslında geleceğin için çok daha fazlasını yapabilirdin. Ya da ileride gerçekleşebileceğini varsaydığın bir olaya binlerce çözüm bulmaya çalışmaktansa olay, olur da gerçekleşirse, o gün, orada, o olayı yaşayan sana güvenmeyi seçebilirdin.
    O kişi, şu anki senden farklı biri. O durumda verebileceği herhangi bir karar senin şu an verdiğinden bambaşka veya aynı olabilir ama o, olayı yaşamış kişi olarak emin ol şu anki senden daha farklı biri. Ona güvenmeyi seçebilirsin.

Düşünmek’le Aranı Düzelt

Düşünmek düşman değil. Onu iyileştirmeye ve onunla savaşmaya gerek yok. Düşünmek, analiz etmek, dikkat etmek, bunlar kötü şeyler değil. Ama bir döngünün içinde kaybolup, hayatı kafanın içinde yaşamaya mahkum olma. Dünya dışarıda olan şeylerden ibaret ve sen düşüncelerin değilsin.
Kendine nazik davran. Düşüncelerin yüzünden kendini suçlama. Onları kontrol etmeye, değiştirmeye çalışmak, sadece seni daha da fazla bir düşünce döngüsünün içine sokmaktan başka bir işe yaramayacak.

Overthink’lediğini fark ettiğin an durabilirsin. Kontrolü zihnin değil, sen eline alabilirsin. Çok düşünerek güvende olacağını zannetsen de aslında sadece kabuğunun içinde saklanıyor ve hayatı kaçırıyorsun. Bazen sadece adım atmak gerekir, hatalı bile olsa.

Nancy Colier’in Düşünmeyi Durduramıyorum adlı kitabından esinlenerek yazılmıştır.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Bahar Altaş
Bahar Altaş
Bahar Altaş, Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nün üçüncü sınıf öğrencisidir ve spor psikolojisi ile klinik psikoloji alanlarında staj yaparak önemli deneyimler edinmiştir. Bu süreç, Bahar'ın gelecek planlarını şekillendirerek klinik yüksek lisans yapmayı ve spor psikolojisi alanında eğitimler almayı hedeflemesine yol açmıştır. Çocuk psikolojisine olan ilgisiyle, çocuk gelişimi üzerine çeşitli çalışmalarda yer alarak bu alanda kendini geliştirmeye devam etmektedir. Psikoloji ve yazarlığa olan tutkusu, Bahar'ı her iki mesleği bir arada yapma fırsatını bulmaya yönlendirmiştir. Ayrıca, psikolojiyle ilgili yazılarını çeşitli platformlarda yayımlayarak insanları bilinçlendirmeyi ve bu konuları anlaşılır bir dilde aktararak geniş bir kitleye ulaştırmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar