Bir çoğumuz için, günümüzün çoğu çalıştığımız ya da okuduğumuz yerde geçer. Fark etmiş olmalıyız ki günümüzün çoğu dediğimiz kısımda daha işlevsel, sakin ve kontrol bizdeymiş gibi davranırız. Fakat akşam eve geldiğimizde, evimizde kendimize yakın hissettiğimiz kim varsa, ona karşı daha bir alıngan davranabiliriz. Sanki ona karşı daha çabuk alınır, kırılırız. Zaman zaman da sebebini bilmeden çeşitli yoğun duygular yaşarken bulabiliriz kendimizi. Peki neden? Neden en güvende olduğumuz ilişkilerde daha savunmasız oluruz? Gelin birlikte bakalım.
Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, söze başladığımda söylediğim gibi, durum bir çoğumuz için aynı seyreder. Bu yüzden bunu bir zayıflık veya duygusal anlamda bir dengesizlik olarak görmemek gerekir. Tam tersi, birazdan açıklayacağım üzere, psikoloji literatürü için sağlam zeminde açıklayabileceğimiz bir durumdur.
Güven ve Savunma Mekanizmaları
Psikodinamik yaklaşıma göre insan tehdit olarak algıladığı durumlarda savunma mekanizmalarını daha etkin kullanır. Bu ne demek? Mesela gün içinde farklı ortamlarda bulunurken duygularımızı bastırmaya daha meyilli oluruz. Bir şeye sinirlendiysek o an onu es geçebiliriz. İyi görünme halinde olabiliriz. Kontrol bizdedir diyebiliriz bu durum için. Bu davranışlar bizler için önem taşır çünkü gün sonuna kadar işlevselliğimizi korumamıza yardımcı olurlar.
Fakat eve döndüğümüzde, eğer evimizde bizi sıcacık hissettiren, güvenli bağlandığımız kişiler varsa, bu savunma mekanizmalarımız biraz olsun geri vites yapar ve bunlara olan ihtiyacımız azalır diyebiliriz. Çünkü zihnimiz bize “Burada duygularımı kontrol etmem gerekmiyor” mesajı verdiği an bastırdığımız duygularımız gün yüzüne çıkabilir. Haliyle bizler, en yakınımız gördüğümüz kişiye karşı biraz daha hassas ve kırılgan görünebiliriz. Bazen bu durum bir soruna yol açar, güvenli bağlandığımız kişi neden sadece ona karşı böyle davrandığımızı tam anlayamayabilir. Oysa klinik açıdan baktığımızda, bu durum ilişkinin güvensizliğini değil tam tersine güvenliğini gösterir.
Bağlanma Sistemi ve Duygusal Yoğunluk
Yine başka bir açıdan değerlendirecek olursak bağlanma kuramına göre (Bowlby, 1969), zihnimizde stres anlarında aktifleşen bir bağlanma sistemi bulunur. Bu sistem, tehdit algıladığında, bizleri güvende hissettiren figürlere yönelmemizi sağlar. Figürler olarak bahsettiğim kişiler romantik partnerlerimiz, ebeveynlerimiz veya yukarıda da bahsettiğim gibi bizi sıcacık hissettiren herhangi birisi olabilir.
Gün içinde yaşadıklarımız, hissettiğimiz stres, bağlandığımız kişilerle temasta bu sistemi daha da aktive eder. Bu yüzden duygusal tepkilerimizi ya günün sonunda ya da onlarla temas ettiğimiz günün herhangi bir anında yoğunlaşır. Mesela bir telefon konuşmasının sizi stresli anınızda duygulandırması gibi.. Klinik olarak bakıldığında, danışanların çoğunun duygusal olarak patlama anlarının en sevdikleri kişilerin yanında yaşadığını göstermektedir.
Regresyon: Gerçek İhtiyaçlara Dönüş
Bu durumu açıklayan başka bir kavram ise regresyondur. Regresyonun zaman zaman yanlış anlaşılabildiğini düşündüğümden kısaca açıklayayım, regresyon olumsuz bir geri gidiş gibi değil, kişinin daha ilkel ama daha gerçek duygusal ihtiyaçlarına temas edebilmesi demektir.
Güvende hissettiğimiz ilişkilerimiz, bizim çocukluk döneminde karşılayamadığımız duygusal ihtiyaçlarımızı tetikleyebilir. Bu yüzden yetişkin kimliğimizle değil de, belki de korunmaya ihtiyaç duyan bir tarafımızdan ilişkiye dahil olabiliriz. Bu bahsettiğim, daha çok romantik ilişkilerimizde görülebilir.
Duygu Düzenleme ve Regülasyon İhtiyacı
Zaman zaman en çok sevdiklerimizi incittiğimizi düşünürüz ve hatta bu ilişkilerimiz en çok kontrolü kaybettiğimiz ilişkilerimizdir. Bu düşünce beraberinde fazla bir suçluluk duygusu getirebilir. Fakat şunu fark etmeliyiz ki burada amaç sevdiklerimizi incitmek değil, regüle olma ihtiyacımızdır. Bunu şuna benzettim, bebeklerin ilk yıllarında regüle olabilmeleri için annelerine ihtiyaç duymaları ve annelerinin kendi hayatlarını arka planda bırakıp tüm hayatlarını bebeklerine adamaları gibi.. Bebekler gibi biz yetişkinlerin de sinir sistemi duyguları düzenleyebilmek için en güvenli zemine ihtiyaç duyar.
Ne Zaman Klinik Destek Gerekir?
Ayrım yapmamız gereken nokta, güvende hissettiğimiz ilişkilerimizde kırılgan olmamızın doğal olduğu fakat bu durum sürekli bir sınır ihlaline, duygusal olarak yıpratmaya ya da ilişkiyi yıpratmaya dönüyorsa, klinik destek gerektiğidir. Terapide amaç; kişinin kendi tetiklendiği noktaları bulmak, duygu regülasyon kapasitesini artırmak ve yakın ilişkilerde ihtiyaçları daha açık dile getirmektir.
Unutmayalım ki, kırılganlık olarak bahsettiğimiz durum bastırılması gereken bir şey değildir, taşınabilir hale getirilmesi gereken bir deneyimdir ve çok anlaşılabilirdir. Çünkü çoğu zaman ilişkilerimizi onaran durum kusursuz davranışlar değil, fark ettiğimiz ve sahiplendiğimiz duygularımızdır.


