Salı, Mayıs 26, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Neden Başlayamıyorum ? Zihnin Sessiz Savunması: Erteleme

Hepimizin hayatında vardır: Başlamayı çok istediği halde bir türlü oturamayan, masaya geçtiğinde dahi tuhaf bir huzursuzluk yaşayan, “Neden yapamıyorum?” diye kendini suçlayan o anlar… Birçok kişi bu halini tembellik, motivasyon eksikliği, iradesizlik ya da disiplinsizlik olarak yorumlar. Oysa psikodinamik açıdan bakıldığında erteleme, zannedildiği gibi bir zayıflık değil; zihnin ve bedenin birlikte oluşturduğu koruyucu bir kaygı mekanizmasıdır. Bir koruma protokolü de diyebiliriz.

1. “Yaparsam ne olur?” Kaygısı veya Ertelemenin Psikodinamik Kökleri

Erteleme, yüzeyde davranış gibi görünse de kökeninde duygusal bir savunma tepkisi vardır. Kişi bir göreve başlamak istediği anda zihindeki bazı duygusal kayıtlar harekete geçer: “Ya başarısız olursam?”, “Yeterince iyi olmazsa?”, “Eleştirilirsem?”, “Bu iş benim kimliğimle ilgili çok şey söylüyor.”

Çoğu kişi fark etmese de ertelemenin temelinde şu saklı soru vardır: “Bu işe başlarsam hangi duygular tetiklenecek?” Başarısızlık korkusu, yetersizlik inancı, onay alamama korkusu, kusursuz yapma baskısı, beğenilmeme kaygısı. Zihin bu duyguları tehlikeli algıladığı için bedene şu komutu verir: “Ertele, şimdi hazır değiliz.” Ve kişi bunu “canım istemiyor”, “yorgunum”, “birazdan yaparım” gibi günlük ifadelerle yaşar. Bu yüzden erteleme, çoğu zaman kaygıyı yönetmek için kullanılan bir stratejidir; yani amaç işi bırakmak değil, tetiklenecek duygudan kaçınmaktır.

Görev, kişide “yeterli miyim?” sorusunu tetikliyorsa, zihin başarısızlık duygusundan kaçınır ve erteleme ortaya çıkar. Eleştiriden korkan birey, yapacağı işi sürekli erteleyebilir. Çünkü görev, dış dünyanın yargısına açılan bir kapıdır. “Ya kusursuz olmazsa?” düşüncesi, başlangıcı felç eden bir anksiyete yaratır. Bu üç öğe birleştiğinde kişi güçlü, bilinçli ve işlevsel biri olsa bile içten içe basit bir görevi bile açamayacak hale gelebilir.

2. Bedenin Kaygı Haritası: Kaygı Artınca Erteleme Devreye Girer

Erteleme anında bedende “hareket etmek istememe” gibi bir görüntü olsa da aslında sistem oldukça aktiftir. Beyin, tehlike sinyali algıladığında beden şu belirtileri üretir: Göğüste baskı ve sıkışma, omuz ve boyunda ağırlık, gözlerde doluluk ya da dalgınlık, karın bölgesinde huzursuzluk, zihin bulanması, odaklanamama, bir anda yoğun temizlik, telefon karıştırma, sosyal medya gezintisi ve enerji düşüşü. Bunların hepsi kaçınma manevrasıdır. Beden tehdidi (yani duygusal riski) algılar ve o görevden uzaklaştırır.

3. Ertelemeyle Mücadele Değil, Ertelemeyi Anlamak

Burada kritik nokta şudur: Erteleme davranışıyla savaşmak çoğu zaman sorunu çözmez. Çünkü kişi yalnızca davranışı değiştirmeye çalıştığında, davranışın altında çalışan duygusal sistemi gözden kaçırabilir. Kişiler sıklıkla şu cümlelerle gelir: “Kendimi zorlayamıyorum.”, “Neden bu kadar basit bir işi yapamıyorum?”, “Herkes yapıyor, ben neden yapamıyorum?” Ancak psikolojik açıdan soru bazen “Neden yapmıyorum?” değil, “Yaparsam içimde ne harekete geçecek?” sorusudur. Çünkü bazı kişiler için bir işe başlamak yalnızca bir işe başlamak değildir. Bazen görünür olmak demektir. Bazen değerlendirilmek, hata yapmak, yetersiz hissedebilmek ya da çocuklukta öğrenilmiş bazı duygularla yeniden karşılaşmak anlamına gelebilir. Bu nedenle erteleme davranışının altında çoğu zaman performansla ilgili değil; ilişki deneyimleriyle, benlik algısıyla ve kişinin kendisine yönelik iç sesiyle ilgili katmanlar bulunabilir.

4. İçimizdeki Eleştirel Ses ve Kusursuzluk Tuzağı

Ertelemenin görünmeyen eşlikçilerinden biri de kişinin kendi iç dünyasında taşıdığı eleştirel sestir. Bazı bireyler için hata yapmak yalnızca hata yapmak değildir. Hata; yetersizlik, değersizlik veya sevilmeme ile eş anlamlı hale gelebilir. Böyle durumlarda kişi işe başlamadan önce zihninde görünmez bir değerlendirme odası kurar: “Yeterince iyi olmalı.”, “Eksik olmamalı.”, “Hata yaparsam kötü görünürüm.” Fakat kusursuz başlama beklentisi çoğu zaman başlangıcı imkânsız hale getirir. Çünkü zihin mükemmeli hedeflediğinde, güvenli olanı seçer: Beklemek.

Böylece erteleme kısa süreli bir rahatlama sağlar. Kaygı azalır. Ancak bir süre sonra yapılmayan iş, suçluluk duygusu ve kendini eleştirme döngüsünü beraberinde getirir. Ve kişi yalnızca işi değil, zamanla kendisini de ertelemeye başlayabilir. Erteleme yaşayan kişilerle çalışırken yalnızca zaman yönetimine veya motivasyon artırıcı tekniklere odaklanmak her zaman yeterli olmayabilir. Bazen ihtiyaç duyulan şey, davranışın altında yatan duygusal deneyimi fark etmektir.

Klinik süreçte şu sorular önemli hale gelir: Bu görev sende hangi duyguyu uyandırıyor? Ertelemeyle çalışırken amaç kişiyi zorla harekete geçirmek değil, zihnin hangi noktada alarm verdiğini anlamaktır. Çünkü anlaşılan kaygı çoğu zaman şiddetini azaltır. Ve bazen iyileşme, “Neden hâlâ yapamıyorum?” sorusundan uzaklaşıp, “Kendimi neyden korumaya çalışıyorum?” sorusuna yaklaşmakla başlar. Çünkü bazı davranışlar problem gibi görünse de bir zamanlar kişinin hayatta kalma yolları olmuş olabilir. Bugün artık işlevini yitirmiş olsalar bile, önce anlaşılmaya ihtiyaç duyarlar.

Gamze Kulaksız
Gamze Kulaksız
Gamze Kulaksız, Psikoloji lisans eğitiminin ardından Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında uzmanlaşarak klinik psikolog unvanını almıştır. Eğitim süreci boyunca ve sonrasında psikoloji alanındaki akademik çalışmalar, etkinlikler ve gönüllü projelerde aktif rol almış; özel hastane psikiyatri servisi ve çeşitli özel kliniklerde edindiği deneyimlerle klinik becerilerini geliştirmiştir. Seanslarında dinamik bütüncül psikoterapi yaklaşımını benimseyerek danışanlarına bütüncül bir bakış açısıyla eşlik etmektedir. Psikopatolojik bozukluklar ve türleriyle klinik ve kuramsal düzeyde çalışan Kulaksız, Psychology Times Türkiye’de, psikopatolojinin teknik sınırlarının ötesinde yazılarında dilini sadeleştirerek bireyin kendisini, ilişkilerini ve yaşantılarını anlayabilmesine alan açan bir yazı hattı kurmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar