Pazartesi, Haziran 8, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

KENDİNİZLE İLİŞKİNİZİ DÜZELTMENİN 7 YOLU

Yaşam kaliteniz büyük ölçüde bu temel ilişki tarafından belirlenir.

Anlaşılabilir sebeplerden ötürü, aile bireyleri ve romantik partnerlerle ilişkilerin nasıl yürütüleceğine dair çok sayıda tavsiye sunuluyor. Bu ilişkilerin kalitesi, kişinin yaşam kalitesini etkiler.

Ancak, kişilerarası ilişkilerinizin kalitesini etkileyen daha temel bir ilişki, yani kendinizle olan ilişkiniz hakkında yeterince şey söylenmiyor.

Gerçek şu ki, kendinizle olan ilişkiniz çoğu zaman başkalarıyla olan ilişkinize de yansır. Örneğin, yüksek ama gerçekçi olmayan standartlara uymakta zorlanan bir mükemmeliyetçiyseniz, sevdiklerinizi de benzer beklentilere tabi tutarak boğmanız muhtemeldir. Aynı şekilde, kendinize karşı şefkat ve merhamet duyarsanız, ihtiyaçlarınızı karşılamayan ilişkilere razı olma olasılığınız daha düşük olur.

Kendinizle olan ilişkiniz yalnızca kişilerarası ilişkilerinizi etkilemez. Aynı zamanda ruh halinizi, kaygı düzeyinizi ve kendiniz için verdiğiniz kararları da etkiler. Örneğin, kendiniz hakkında olumsuz düşünüyorsanız, depresyon ve daha yüksek düzeyde sosyal kaygıya daha yatkınsınız demektir. Bu durum sosyal etkinliklere katılmama gibi kaçınma davranışlarına yol açabilir.

Bu temel ilişkinin öneminden kaçış yok. Zira siz 7/24 kendinizle baş başasınız.

İşte kendinizle sağlıklı bir ilişki kurmanıza yardımcı olacak yedi ipucu:

1. Sağlıklı alışkanlıklar yapın.
Alışkanlıklarınızın kalitesi kendinizle olan ilişkinizi etkiler. Kötü alışkanlıklara kapıldığınızda, ister abur cubur yemek, ister alkol almak, ister Netflix’te dizi izlemek olsun, kendinizi daha kötü hissedersiniz. Aynı şekilde fiziksel aktivite, kitap okuma veya sağlıklı bir yemek yeme gibi sağlıklı alışkanlıklar edindikten sonra kendinizi daha iyi hissedersiniz.

Kendinizi öncelik haline getirmeyi unutmayın. Sağlığınızı geliştiren bir alışkanlığı her uyguladığınızda, zaman, enerji ve özene değer olduğunuz mesajını iletiyorsunuz.

2. İçinizdeki eleştirmeni evcilleştirin.
İnsanlar kendilerini eleştirdiklerinde çoğu zaman kaba ve aşağılayıcı yorumlarda bulunuyorlar. Bu tür yorumlar yapıcı değildir. Sizi parçalara ayırırlar ve hedeflerinize ulaşmanızı kat kat zorlaştırırlar.

İçinizdeki eleştirmenin, algıladığınız bir eksiklik için saldırdığını fark ettiğinizde duraklayın ve kendinize şu soruyu sorun:
‘Benzer bir deneyim yaşayan sevdiğim biriyle nasıl konuşurdum?’

Sevdiğiniz birine karşı kullanacağınız dil ve ton, kendinizle nasıl konuşacağınızın da bir taslağıdır. Kendinize karşı başkalarından daha sert olursanız, çifte standart yaratmış olursunuz ve kendinize karşı adil olmazsınız.

3. Alçakgönüllülük uygulayın.
Batı kültüründe alçakgönüllülük, katı bireycilik ve dizginsiz materyalizmle tanımlanan bir kavram olarak kolayca benimsenmez. Bu talihsiz bir durumdur çünkü alçakgönüllülük, kendinizle olan ilişkinizi güçlendirebilir.

Alçakgönüllülük, kendinizin başkalarından daha iyi veya daha kötü olmadığınızı kabul etmektir. Öz değeriniz, insanlığınızın doğal ve temel bir parçasıdır. Hiçbir şöhret, servet veya başarı sizi diğer insanlardan daha değerli yapmaz. Hiçbir eksiklik sizi değerinizden mahrum bırakamaz.

4. Mükemmeliyetçilikten vazgeçin.
Mükemmeliyetçiler, ilk bakışta kendileriyle sağlıklı bir ilişkiye sahipmiş gibi görünebilirler çünkü hırslı, yüksek başarı gösteren ve başarılı kişiler olarak görünürler. Ancak gerçek şu ki, bu görünüşlerinin ardında büyük acılar çekiyor olabilirler.

Mükemmeliyetçiler ya hep ya hiç tuzağına düşerler. Kendilerini ya mükemmel ya da tam bir başarısızlık olarak görürler. Bu, risklerin her zaman çok yüksek hissedilmesi nedeniyle boğucu bir yaşam tarzına yol açar.

Mükemmeliyetçiliğin bir dizi ruhsal ve fiziksel sağlık sorunuyla ilişkili olması şaşırtıcı olmamalıdır. Mükemmeliyetçilik aynı zamanda kişisel gelişim, kişilerarası ilişkiler ve iş performansınızı da olumsuz etkileyebilir.

Mükemmeliyetçiliği bırakmak, kendinizle sağlıklı bir ilişki kurabilmeniz için olmazsa olmazdır. Hayatınızın her alanında her zaman mükemmel olmama iznini kendinize verin. Kusurlarınızı insan olmanın bir parçası olarak kabul edin. Her birimizin üzerinde çalışılması gereken eksiklikleri var.

5. Anlamlı işlere katılın.
Çalışmanız, değerleriniz ve ilgi alanlarınızla uyumlu olduğunda anlamlıdır. Hayatınıza doyum katabilir ve kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.

Ne yazık ki, çoğu insan işinden pek fazla anlam çıkaramıyor. 17 ülkedeki yetişkinler arasında yapılan bir anket, yetişkinlerin yalnızca yüzde 25’inin mesleklerinden anlam çıkardığını ortaya koydu.

Eğer böyle bir durumla karşı karşıyaysanız umutsuzluğa kapılmayın. Mesleğinizin dışında, gönüllülük fırsatları, yaratıcı bir çaba, bir egzersiz programı veya hatta bahçecilik, yemek pişirme veya bir müzik aleti çalma gibi hobiler aracılığıyla anlamlı işlerle meşgul olmaya devam edebilirsiniz. Çalışmanız günlük işinizle sınırlı olmak zorunda değil.

6. Uygun sınırları belirleyin.
Kendinizi kiminle çevrelediğinize dikkat edin. Bazı insanlar sizin en iyi yönlerinizi ortaya çıkarır. Bu ilişkilere özen göstermeyi ve onları güçlendirmeyi unutmayın.

Öte yandan bazı insanlar size kötü davranacak ve içinizdeki en kötüyü ortaya çıkaracaktır. Uygun mesafeyi koruyarak sınırlarınızı belirleyin. Zor olsa da kendinizi savunmak güçlendirici bir deneyim olabilir.

7. Zaferleri kutlayın.
İnsan doğası gereği olumsuzluklara odaklanıp olumlu şeyleri hafife alır. Zira beyninizin görevi sizi mutlu etmek değil. Evrimsel açıdan bakıldığında, görevi en kötü senaryoları arayarak sizi korumaktır.

Kişisel gelişim yolculuğunuzun bir parçası olarak, eksikliklerinizin sorumluluğunu almanız ve kendinizi geliştirmenin yollarını keşfetmeniz uygundur. Ancak iyi bir iş çıkardığınızda kendinize değer vermeniz de önemlidir.

Kendinizi övmek için çok büyük bir şey başarmanıza gerek yok. Her gün kayda değer zaferlerle dolu. Örnek olarak, kendinizi en iyi hissetmeseniz bile orada bulunup elinizden gelenin en iyisini yapmak, stresli bir durumda soğukkanlılığınızı korumak veya birisiyle etkileşime girdikten sonra onun kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olmak gösterilebilir.

Bu tür anlar önemsiz görünebilir. Ancak bunlar anlamlıdır ve günümüzün büyük bir kısmını oluşturur. Daha da önemlisi, sizin kim olduğunuz ve neyi savunduğunuz hakkında çok şey söylerler.

Gizem ALTUNDAĞ
Gizem ALTUNDAĞ
Lisans eğitimimi Yeditepe Üniversitesi Psikoloji alanında ve yüksek lisans eğitimimi Haliç Üniversitesi Uygulamalı Psikoloji (Tezli) alanında tamamladım. Tezimi "Üniversite öğrencilerinde bağlanma stillerine göre stres seviyesi ve stresle başa çıkma becerileri" üzerine hazırladım. Lisans eğitimim sırasında Bakırköy ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanelerinde ve Çapa Tıp Fakültesi'nde uygulamalı stajlarımı gerçekleştirdikten sonra, yüksek lisans eğitimim sırasında Dr. Emel Stroup ve Dr. Hakan Türkçapar'dan Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimlerimi tamamladım. Yüksek lisans eğitimim süresince, çocuk ve ailelere psikolojik danışmanlık hizmeti veren özel bir danışmanlık merkezinde özel eğitim alanında desteğe ihtiyaç duyan çocuklar ve aileleriyle çalıştım. Şu an 10 yılı aşkın süredir psikolojik danışmanlık hizmeti veriyor, bir yandan da köşe yazarlığı ve online psikolojik danışmanlık ile içerik üreticiliği yaparak meslek hayatıma devam ediyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar