Cuma, Şubat 20, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Kendini Sevme ve Bilinç Dışının İşleyişi

Kendini sevme, özellikle son dönemlerde sıkça karşımıza çıkan bir kavram haline geldi. Psikolojik açıdan bu kavrama baktığımızda kendini sevmek; kişinin kendisini olduğu gibi kabul etmesi, kendi içsel dünyasıyla şefkatli bir ilişki kurabilmesi ve kendi değerini dış onaydan bağımsız olarak algılayabilmesidir. Kişinin kendisiyle kurmuş olduğu bu ilişki yalnızca duygusal dünyasını değil, bilinçdışı süreçleri ile beraber yaşamında karşılaştığı durumları da etkilemektedir. Bilinçdışı kavramına baktığımızda; bireyin o anda bilincinde bulunmayan ve istemli bir şekilde bilincine getiremediği her türlü duygu, düşünce, davranış ve inanç kalıpları olarak tanımlanabilmektedir.

Bilinçdışı Gerçeklik ve Değersizlik İnancı

Erken dönem yaşantılarıyla şekillenen bu yapı, kişinin kendisi ve çevresi ile ilgili bakış açısını da içinde barındırır. Kişideki bu kalıplar ve bakış açıları ile beraber, nesnel gerçeklikten farklı olan bilinçdışı gerçeklik oluşur. Bu noktada kişinin bilinçdışındaki değer algısının gerçekliğe yansıması birçok farklı şekilde görülmektedir. Bireyin erken dönem yaşantılarından itibaren geliştirdiği düşünce kalıpları ve inançlar doğrultusunda, “Ben değersizim” inancı bilinçdışında temel bir gerçeklik olarak kabul edilir. Bu inançlar zamanla duygulara, otomatik düşüncelere ve hayattaki seçimlere yansır.

“Ben değersizim” inancı doğrultusunda hayatını devam ettiren kişi, bilinçdışı yoluyla kendisini sürekli değersiz konumlarda bulabilir: değer görmediği bir iş, sevgi göremediği bir çevre, hatta çoğu zaman değersiz hissettirecek partner seçimleri. Kişi, farkında olmadan yaptığı seçimler sonucunda bu inancı olumsuz çevre etkisiyle destekleyerek pekiştirebilir; pekişen inanç nedeniyle de kendisini yine değersiz konumlara götürecek seçimler yapabilir. İşte bu durum, kişiyi sonu gelmez bir döngüye sokar.

Kendini Gerçekleştiren Kehanet ve Algı Farklılıkları

Kendini sevme ve bilinçdışını “kendini gerçekleştiren kehanet” bağlamında da ele alabiliriz. Kişi, “Ben değersizim” ve “Ben sevilecek biri değilim” inançlarıyla birlikte farkında olmadan bu inancını doğrulayan davranışlar sergiler. Örneğin, sevilmeyeceğine inanan bir kişi romantik ilişkisinde partnerine karşı mesafeli, güvensiz ya da aşırı derecede onay arayan davranışlar sergileyebilir ve bu davranışlarını, partnerini uzaklaştırıp bilinçdışındaki inancını doğrulayana kadar devam ettirir.

Bireyin bu temel inançları yalnızca davranışlarını değil, algılarını da etkilemektedir. Bu örnekte iki farklı bireyi ele alalım: Birey A; kendini sevmeyen, bilinçdışında “Ben değersizim” inancına sahip olan; Birey B ise kendine değer verip, kendi ile ilgili olumlu inanç yapılarına sahip bir birey olsun. Aynı iş ortamında çalışan bu iki birey, patronlarından aldıkları nötr bir geribildirimi farklı şekillerde algılayıp yorumlayabilirler. Birey A, bu durumu kişisel bir başarısızlık, değersizlik ve reddedilme olarak algılarken; birey B ise bu durumun geçici bir durum olduğunu, yalnızca iş ile ilgili olduğunu ve onun değer ölçütünü belirlemeyeceğini bilir. Tam da bu noktada, bilinçdışındaki inançların hayatımızı nasıl şekillendirdiğini ve algılama biçimimizi nasıl değiştirdiğini görmekteyiz.

Değişim ve Farkındalık Yolu

Peki, bilinçdışındaki bu kalıplar ulaşılamayacak bir noktadaysa, değersizlik inancına sahip bir birey yaşamı boyunca buna esir midir? Elbette hayır. Yaşantılarımız yoluyla oluşan bu olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmek mümkündür. Kendini sevmek, doğuştan gelen değil, öğrenilip geliştirilebilen bir beceridir. Bu noktada en temel şeylerden birisi kişinin farkındalığıdır. Farkındalık, değişimin en önemli öncüllerinden birisidir. Kişi, kendisine yönelik duygu ve düşüncelerini, çevresine yönelik yanlış algılarını fark ettikçe ve dönüştürmeye başladıkça, zamanla bilinçdışındaki süreç de değişip kendisini bu yeni gerçekliğe adapte edebilir. Bu noktada içsel diyalog teknikleriyle çalışmak, özşefkat odaklı egzersizler yapmak ve gerekirse terapi desteği almak bilişsel değişime büyük katkılar sağlar. Kişi, bilinçdışındaki değersizlik inançlarını değiştirerek yalnızca kendisiyle kurduğu ilişkiyi değil, çevresiyle kurduğu ilişkileri de iyileştirip, daha sağlıklı seçimler yaparak değer gördüğü farkındalık dolu koşullar yaratabilir.

irem kurt
irem kurt
İrem Kurt, 2025 yılında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik lisans eğitimini tamamlamıştır. Akademik yolculuğuna yüksek lisans eğitimiyle devam etmekte; aynı zamanda Bütüncül Psikoterapi eğitimi alarak mesleki yetkinliğini güçlendirmektedir. İlgi alanları arasında ruh sağlığı, psikoterapi yaklaşımları ve bireysel farkındalık yer almaktadır. Yazılarında psikoloji biliminin kuramsal ve pratik boyutlarını bir araya getirerek, okuyuculara hem akademik hem de gündelik yaşama dokunan içerikler sunmayı amaçlamaktadır. Psychology Times’ta, psikoloji alanına odaklanan yazılarıyla bilimsel bilgiyi anlaşılır bir dille aktarmayı hedeflemektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar