Bazı insanlar hayatlarının farklı dönemlerinde kurdukları ilişkilerin şaşırtıcı biçimde birbirine benzediğini fark eder. Tanışma hikâyeleri değişir; farklı şehirler, farklı kişilikler ve farklı başlangıçlar vardır. Ancak bir süre sonra ortaya çıkan duygular tanıdık görünür: aynı mesafe hissi, benzer hayal kırıklıkları veya anlaşılmama deneyimi. Bu farkındalık çoğu zaman aynı soruyu beraberinde getirir: “Neden hep aynı tür insanlara çekiliyorum?”
Romantik ilişkiler yalnızca iki insanın karşılaşmasından ibaret değildir; aynı zamanda bireyin geçmiş deneyimleri, bilinçdışı süreçleri ve duygusal öğrenmelerinin bir araya geldiği karmaşık bir süreçtir. Psikoloji literatürü, romantik çekimin çoğu zaman yalnızca bilinçli tercihlerle açıklanamayacağını göstermektedir. Psikodinamik kuram, bireyin çocukluk ve erken dönem deneyimlerinin bilinçdışı olarak yetişkin ilişkilerini şekillendirdiğini öne sürer (Freud, 1914; Schore, 2012). Öte yandan şema terapi yaklaşımı, bu deneyimlerin bireyde kalıcı “şemalar” ve ilişki örüntüleri oluşturduğunu vurgular (Young, Klosko & Weishaar, 2003). Bu iki perspektif bir araya geldiğinde, bireyin romantik ilişkilerde tekrar eden partner seçimlerini anlamak için güçlü bir çerçeve sunar.
Tanıdık Duygular ve Çekim
Bağlanma kuramı çerçevesine göre, çocuklukta bakım verenlerle kurulan ilişkiler bireyin yakınlık, güven ve duygusal erişilebilirlik beklentilerini şekillendirir (Bowlby, 1988; Hazan & Shaver, 1987). Psikodinamik açıdan, bireyler erken dönemde yaşadıkları ilişkisel deneyimleri bilinçdışı düzeyde “tekrar sahneleme” eğilimindedir. Şema terapi perspektifi ise, bu deneyimlerin bireyde duygusal şemalar (ör. duygusal yoksunluk, kendini feda) oluşturduğunu ve bu şemaların yetişkin ilişkilerinde belirli partner tiplerini çekici kıldığını gösterir (Young et al., 2003).
Böylece tanıdık duygular çoğu zaman güvenli algılanır; ancak tanıdık olan her zaman sağlıklı değildir. Örneğin çocuklukta sevgi ile birlikte yoğun onay arayışı, mesafe veya belirsizlik deneyimlenmişse, yetişkin ilişkilerinde bu tür partnerler bilinçdışı olarak çekici bulunabilir. Bu durum hem psikodinamik hem de şema terapi yaklaşımı ile açıklanabilir: bilinçdışı tekrar sahneleme + şemalara uygun çekim.
Vaka Vinyeti 1: Ulaşılması Zor Partnerler
Otuzlu yaşlarında bir danışan, ilişkilerinin neredeyse aynı şekilde bittiğini fark ettiğini anlatıyordu. Partnerleri genellikle yoğun çalışan ve duygularını ifade etmekte zorlanan kişilerdi. İlişkinin başında bu kişiler güçlü ve çekici görünüyordu; birkaç ay içinde danışan kendini sürekli ilgi bekleyen biri gibi hissetmeye başlıyordu.
Terapi sürecinde danışanın çocukluk yılları incelendiğinde, duygusal olarak mesafeli bir ebeveyn figürüyle büyüdüğü ortaya çıktı. Şema terapi perspektifinde bu, duygusal yoksunluk şemasına işaret ediyordu. Psikodinamik açıdan ise danışan, çocuklukta yaşadığı duygusal belirsizliği yetişkin ilişkilerinde bilinçdışı olarak tekrar sahneliyordu. Yani çekim, hem tanıdık bir duygusal atmosfer hem de bilinçdışı tekrar sahnelemenin birleşiminden oluşuyordu.
Vaka Vinyeti 2: Kurtarıcı Rolü
Bir diğer danışan, ilişkilerinde sürekli sorun yaşayan partnerleri seçtiğini fark etti. Partnerlerinin çoğu iş, aile ya da psikolojik sorunlarla mücadele ediyordu. Başlangıçta güçlü ve gerekli hisseden danışan, zamanla yoğun tükenmişlik yaşamaya başladı.
Çocuklukta sık sık başkalarının duygusal ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmış ve arabulucu rol üstlenmişti. Şema terapi açısından bu durum kendini feda şemasına işaret ediyordu. Psikodinamik açıdan ise, danışan erken dönemde öğrendiği “başkalarının sorunlarını çözmekle sevgi kazanma” dinamiğini yetişkin ilişkilerinde bilinçdışı olarak tekrarlıyordu.
Tartışma ve Sonuç
Araştırmalar, uzun süreli ilişki doyumunun yalnızca romantik heyecanla değil, güven, duygusal erişilebilirlik ve karşılıklı duygu düzenleme becerileri ile belirlendiğini göstermektedir (Gottman & Levenson, 2000). Tekrarlayan ilişki örüntüleri çoğu zaman bireyin geçmiş deneyimleri ve şemalarıyla şekillenir. Psikodinamik açıdan, bireyler erken dönemde yaşadıkları duygusal dinamikleri bilinçdışı olarak yeniden sahneleme eğilimindedir. Şema terapi perspektifi ise, bu süreçlerin fark edilip değiştirilmesini sağlayacak müdahaleler sunar.
İlişkilerde gerçek değişim, yeni bir partner bulmakla değil, bireyin kendi şemalarını ve bilinçdışı tekrarlarını fark etmesiyle başlar. Belki de en önemli soru “Doğru insanı nasıl bulurum?” değil, “Benim için sevgi nasıl öğrenildi?” olmalıdır. Çünkü hayatımıza giren insanlar çoğu zaman tesadüf değildir; onlar kalbimizin hafızasının çok daha önce çizdiği yolu izleyerek karşımıza çıkar.
Kaynakça
-
Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.
-
Cüceloğlu, D. (2016). İnsan ve davranışı. Remzi Kitabevi.
-
Freud, S. (1914). Remembering, repeating and working-through. Standard Edition.
-
Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (2000). The timing of divorce: Predicting when couples divorce over a 14-year period. Journal of Marriage and Family, 62(3), 737–745.
-
Hazan, C., & Shaver, P. (1987). Romantic love conceptualized as an attachment process. Journal of Personality and Social Psychology, 52(3), 511–524.
-
Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.
-
Schore, A. N. (2012). The science of the art of psychotherapy. W. W. Norton.
-
Tarhan, N. (2014). Aşk psikolojisi. Timaş Yayınları.
-
Yavuzer, H. (2017). Ana-baba ve çocuk. Remzi Kitabevi.
-
Young, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. (2003). Schema therapy: A practitioner’s guide. Guilford Press.


