Günümüzde gençler arasında depresyon ve anksiyete yaygınlığının artması, ruh sağlığı alanında önleyici stratejilerin önemini artırmıştır. Avustralya Ruh Sağlığı Komisyonu (2021) verileri, ruh sağlığı sorunlarının önemli bir kısmının 14 yaşından önce ortaya çıktığını işaret etmektedir. Bu bağlamda, klinik müdahalelerin ötesinde, gençlerin güçlü yönlerine odaklanan ve hastalık ortaya çıkmadan önce koruyucu işlev gören yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Tiyatro ve drama uygulamaları, bu ihtiyaca yanıt veren erişilebilir bir psikolojik destek aracı olarak literatürde yerini almaktadır.
Sidney Üniversitesi ve Avustralya Gençlik Tiyatrosu iş birliğiyle 2024 yılında gerçekleştirilen güncel bir çalışma, tiyatro pratiğinin gençlerin ruh sağlığı, iyilik hali, benlik saygısı ve öz-yeterlik düzeyleri üzerindeki etkilerini incelemiştir.
Mevcut akademik literatür, sanata katılımın zihinsel sıkıntıyı azalttığına ve yaşam doyumunu artırdığına dair güçlü kanıtlar sunmaktadır (Wang vd., 2020). Özellikle drama ve doğaçlama tiyatro müdahalelerinin, gençlerin sosyal becerilerini geliştirdiği, akran bağlılığını artırdığı ve dayanıklılık sağladığı belirtilmektedir (Zarobe ve Bungay, 2017). Felsman ve arkadaşları (2020), doğaçlama tiyatro eğitiminin, diğer terapötik müdahalelerin yaratabileceği erişim zorlukları ve etiketlenme endişesi olmaksızın psikolojik sağlığı desteklediğini vurgulamaktadır.
Sahnenin İyileştirici Gücü
Söz konusu çalışmada, yaşları 12 ile 18 arasında değişen gençler, 4-5 gün süren yoğun drama atölyelerine katılmışlardır. Çalışmanın sonuçları, kısa süreli bir müdahale olmasına rağmen tiyatro pratiğinin psikolojik değişkenler üzerinde anlamlı etkiler yarattığını göstermektedir (Barrett vd., 2025). Elde edilen veriler ışığında, atölye sonrasında katılımcıların depresyon, anksiyete ve stres puanlarında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş gözlemlenmiştir (Szabo ve Lovibond, 2022). Buna paralel olarak, katılımcıların iyilik hali seviyelerinde de belirgin bir artış kaydedilmiştir. Bu bulgular, drama pratiğinin kaygıyı azalttığını ve bir aidiyet duygusu yaratarak ruh sağlığını iyileştirdiğini öne süren nitel araştırmalarla tutarlılık göstermektedir (Kemp, 2024).
Çalışmanın en dikkat çekici bulgularından biri öz-yeterlik puanlarındaki artıştır. Öz-yeterlik, bireyin belirli bir görevi başarma yeteneğine olan inancıdır. Analizler, öz-yeterlikteki artışın ruh sağlığı puanlarındaki iyileşme ile pozitif yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, tiyatro pratiğinin gençlere bir ustalık ve beceri geliştirme hissi kazandırarak, zihinsel iyilik halini destekleyen bir mekanizma işlevi gördüğünü düşündürmektedir (Tahmassian ve Jalali Moghadam, 2011).
Bir Direnç Noktası Olarak Benlik Saygısı
Beklentilerin aksine, çalışma sonucunda gençlerin benlik saygısı puanlarında anlamlı bir değişim gözlenmemiştir. Bu bulgu, Lewandowska ve Węziak-Białowolska’nın (2020) tiyatro yapımının benlik saygısı üzerinde anlamlı bir etkisi olmadığını gösteren meta-analizi ile örtüşmektedir. Araştırmacılar, benlik saygısının durumsal bir histen ziyade daha köklü bir yapı olabileceğini ve kısa süreli sanatsal müdahalelerle değişmeyebileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla, gençlerin yapabileceklerine dair inanç kısa sürede artarken, kendilerine verdikleri genel değerin değişmesi daha uzun süreçler gerektirebilir.
Sonuç
Sonuç olarak veriler, tiyatro ve drama atölyelerinin gençler için etkili bir önleyici ruh sağlığı stratejisi olabileceğini göstermektedir. Drama uygulamaları, gençlerin öz-yeterlik duygusunu güçlendirerek ve iyilik hallerini artırarak, depresyon ve kaygı gibi risk faktörlerine karşı koruyucu bir rol üstlenmektedir. Bu çalışma, gençlerin sanatsal faaliyetlere katılımının sadece estetik bir gelişim değil, aynı zamanda psikolojik bir güçlenme aracı olarak değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Kaynakça
Australian Mental Health Commission. (2021). The national children’s mental health and wellbeing strategy. Felsman, P., Gunawardena, S. ve Seifert, C. M. (2020). Improv experience promotes divergentthinking, uncertainty tolerance, and affective well-being. Thinking Skills and Creativity, 35,13. Kemp, M. (2024). Promoting the emotional well-being and mental health of young people usingdrama-based methods: A qualitative evaluation. Lewandowska, K. ve Węziak-Białowolska, D. (2020). The impact of theatre on empathy and self-esteem: A meta-analysis. Creativity Research Journal, 32(3), 237–245. Oliver, E., Barrett, E., Freebody, K., Anderson, M. ve Ewing, R. (2025). The mental health and wellbeing outcomes for young people involved in drama and theatre practice: the effects of self-efficacy. Advances in Mental Health, 1–16. Szabo, M. ve Lovibond, P. F. (2022). Development and psychometric properties of theDASS-youth (DASS-Y): An extension of the Depression Anxiety Stress Scales (DASS) to ado-lescents and children. Frontiers in Psychology, 13, 766890. Tahmassian, K. ve Jalali Moghadam, N. (2011). Relationship between self-efficacy and symptomsof anxiety, depression, worry and social avoidance in a normal sample of students. Iranian Journal of Psychiatry and Behavioral Sciences, 5(2), 91–98. Wang, S., Mak, H. W. ve Fancourt, D. (2020). Arts, mental distress, mental health functioning &life satisfaction: Fixed-effects analyses of a nationally-representative panel study. BMC Public Health, 20(1), 208. Zarobe, L. ve Bungay, H. (2017). The role of arts activities in developing resilience and mentalwellbeing in children and young people a rapid review of the literature. Perspectives in Public Health, 137(6), 337–347.



Okuması çok keyifli ve gençler için yararlı bir yazı olmuş ✨