Hayatı bir bebeğin gözlerinden görmek, onun meraklı bakışlarıyla dünyaya yeniden “merhaba” demek… Modern dünyanın o bitmek bilmeyen koşuşturmacası içinde, bir dakika bile durduğumuzda içimizi kemiren o “bir şeyler yapmam lazım” hissiyle hareket etmeye ne kadar da alışmışız. Her şeyi hızlı hızlı yapmaya, mesafelere koşarak gitmeye, anı yaşamadan tüketmeye programlanmış gibiyiz. Oysa yanı başınızda minik bir bebek büyürken, o size unuttuğunuz o kadim bilgiyi fısıldıyor: Yavaşlamayı öğrenmek.
Daha zamanı var diye beklemeyi, sabırla aynı şeyleri defalarca kez göstermeyi, hangi kelimelerin söylenmesinin ne kadar büyük bir emek gerektirdiğine dikkat etmeyi öğreniyoruz. Önce beraber emekliyor, sonra o heyecan dolu ilk adımları birlikte atıyoruz. Düştüğünde elinden tutup kaldırmak, ağladığında kucağına alıp sarılmak sadece bir bebeği büyütmek değil; aslında kendi içimizdeki o sabırsız yetişkini de terbiye etmekmiş. Görmediğinde özlemek, sana bakıp o karşılıksız neşeyle güldüğünde içinde kocaman bir güneşin açtığını hissetmek… Sırf o seviyor diye aynı oyunları oynamak, artık ezberlediğiniz o nakaratları sıkılsanız da söylemeye devam etmek; onun bir gülüşü için halden hale girmek, aslında sevginin en saf halidir.
Yeniden Büyümek ve Dönüşmek
Yanı başınızda bir bebek büyürken, aslında siz de onunla birlikte yeniden büyüyorsunuz. Eşyalarına dokunulmasından, düzeninin bozulmasından hoşlanmayan biriyken; minik parmakların en sevdiğiniz eşyaları karıştırmasına, odanızın o yeni haline gülümseyerek bakarken buluyorsunuz kendinizi. İlk kez yaptığı bir harekette, “ne kadar da çabuk büyüdü” diye gözlerinizin dolması, ilk kelimesini duyduğunuzdaki o mucizevi şaşkınlık… Gün ne kadar yorgun geçerse geçsin, eve girdiğinde sana bakıp gülmesiyle tüm yorgunluğun bir bulut gibi dağılıp gitmesi, hayatın bize sunduğu en büyük ödül olsa gerek.
Berre’ye Mektup
Yılın başında hayatımıza doğan ve on iki ay boyunca yaşadığımız her günü bir güneş gibi aydınlatan Berre’m; bu ay senin hayatımıza girişinin yıl dönümü. Şimdi geriye dönüp baktığımda, sen olmadan nasıl bir hayatımız varmış hayal bile edemiyorum. Sensiz geçen o yıllar, meğer ne kadar sıkıcı, ne kadar eksik ve sessizmiş. Seni ilk gördüğümde o kadar miniciktin ki, o küçücük varlığının hayatımıza ne kadar devasa bir sorumluluk ve anlam kattığını o an anlamıştım. Seni sağlıkla, sevgiyle ve özgürce büyütmek, bizim bu hayattaki en büyük sorumluluklarımızdan biri haline geldi.
Zaman, sen yanımızdayken hem çok yavaş hem de korkutucu bir hızla akıyor. Sen uyurken beşiğinin başında durup kitap okuduğum o sessiz gecelerden, bugün düşüp de bir yerini incitme diye peşinden koştuğumuz hareketli günlere ne ara geldik inan bilmiyorum. Sana emeklemeyi öğreteceğim diye seninle yerlerde emeklediğim o günler, yerini senin yürürken arkanda gururla durduğum günlere bıraktı. İlk kez elimden tutup yürüdüğün o anki güven duygunu hiç kaybetme; hayat boyu elimden tutmayı hiç bırakma.
Geleceğe Dair Dilekler
Umarım hayat sana hep güzel yollar çıkarır. Dilerim hiç taşlı, topraklı, zor yollar görmezsin; yolların hep denize çıkar ve o serin dalgalar seni hep varmak istediğin yerlere taşır. Ben kendi payıma, sen büyürken her tökezlediğinde yanında olmaya gayret edeceğim. Ama seni hemen ayağa kalkmaya zorlamayacağım; istersen bir süre de yerde durmana izin verecek, hatta yanına uzanıp seninle o yerde duracağım. Sadece başardığında değil, başaramadığında da gösterdiğin gayretinden dolayı seni kutlayacağım.
Kalbini hiç kirletme miniğim. Kalbin hep o tertemiz haliyle kalsın ki, yarın bir gün doğruyu seçmen gerektiğinde kalbinin rehberliğine bakabil. Ağladığında gözyaşlarını silip, güldüğünde kahkahalarına kahkaha ekleyeceğim. Senin her adımında arkanda değil, tam olarak yanında duracağım. Yanlış yollara sapmana her ne kadar izin vermek istemesem de, yanlışları yaşayarak doğruyu öğreneceğini bildiğimden istediğin yolu özgürce seçmeni sağlayacağım.
Düştüğünde ayağa kalkmasını kendin öğren ki, her zorlukla karşılaştığında bir elin seni kurtarmasını bekleme; kendi gücünün farkına var. Hayatta her zaman iyi şeyler olmayacağını bil; ama kötü şeylerin içinde de iyilikler olduğunu sakın unutma. Başarının rakamlarla veya puanlarla değil; senin çabanla ölçüldüğünü bil. Ve en önemlisi sevmeye kendinden başla ki, sevgi ihtiyacını birilerinin karşılamasını bekleme. Doğayı sev, insanları sev, hayatı sev. Sevgi, güzellikler doğurur. Hayata sevgiyle baktığında kalbinin yansıması doğrultusunda şeylerle karşılaşırsın. Kalbinin bahçesinde güzel duygular yetiştir ki, hayatın bu güzel duygularla döküp taşsın. Yürüdüğün yollarda, attığın her adımda çiçekler yetişsin hep.
İyi ki doğdun Berre’m…
“ha” seni çok seviyor…


