Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Travmanın İki Yüzü: Olumsuz Etkiler ve Travma Sonrası Büyüme

Travmatik yaşantı; hayatın normal akışı içinde ortaya çıkan, kişinin başa çıkma mekanizmalarını devre dışı bırakıp hayata uyumunu olumsuz etkileyen sarsıcı yaşantılardır (Türk, 2023). Travma çoğu zaman “hasar” kelimesiyle birlikte anılmaktadır. Bilimsel çalışmalarda ise uzun süre travmanın negatif etkileri merkeze alınmıştır. Travma Sonrası Büyüme kavramı ve travma sonrası ortaya çıkabilecek olumlu değişimlerin sistematik biçimde ele alınması ise güncel bir konudur (Ezerbolat ve Yılmaz Özpolat, 2016).

Travma Sonrası Değişim Alanları

Travma sonrası eski inançlar, amaçlar ve davranış biçimleri işlevini yitirir. Kişi bir yandan yeni anlamlar ve amaçlar geliştirirken, bir yandan da yaşananları kapsayan bir anlatı/hikâye kurmak zorunda kalır (Dürü, 2014). Bu anlatı Travma Sonrası Büyüme sürecinde bir çerçeve oluşturur. Bu bağlamda genellikle beş alanda olumlu değişim görülmektedir: yaşamı takdir etme, başkalarıyla ilişkiler, kişisel güçlülük, manevi/varoluşsal değişim ve yeni olanaklar yaratabilmek (Ezerbolat ve Yılmaz Özpolat, 2016). Bu büyüme, daha iyi hissetmekte sınırlandırılmaması gereken bir nokta olarak çoğu zaman insanın yaşamı yeniden yorumlaması şeklinde deneyimlenir. Hayat, kendilik ve diğer insanlara dair algılar ve yorumlamalarda yaşanan değişim ile daha çok anlam, olgunlaşma ve yön bulmayı merkeze alan “Eudaimonik iyi oluş” öne çıkar (Dursun ve Söylemez, 2020).

Zihinsel Süreçler ve Anlamlandırma

Travma sonrası olumlu değişim ile olumsuz değişim paradoksal biçimde birlikte yaşanabilir. Burada işin kilit noktalarından biri, travmadan sonra zihnin bir süre “aynı yerde dönüp durmasıdır”. Sarsıcı bir olay yaşandığında, ilk zamanlar akla istemsizce aynı görüntüler, aynı ayrıntılar, aynı ihtimaller gelebilir; kişi hatırlatıcı bir etki olsun olmasın günlük hayat akışında olayın içine yeniden çekilmiş gibi hissedebilir. Bu dönem, zihnin tehlikeyi hâlâ yakın sanması ve kendini korumaya çalışmasıyla ilgilidir; bu yüzden düşünceler tekrar eder, kolay kolay dağılmaz.

Zaman geçtikçe bazı insanlarda bu döngü farklı bir biçim alır. Zihin artık sadece olayı yeniden yaşatmakla kalmaz; yavaş yavaş olayın kişide bıraktığı izi anlamlandırmaya, yaşamın gidişatını yeniden düzenlemeye ve “bundan sonra ne olacak?” duygusuna bir çerçeve kazandırmaya başlar. Yaşananların hayatın önceliklerini değiştirmesi, kişinin kendine ve dünyaya bakışında bazı taşları yerinden oynatması, kimi değerleri güçlendirip kimilerini geri plana itmesi bu süreçte şekillenebilir. Bu tür daha bilinçli düşünme biçimi; anlam kurmayı, yaşantının bir yere oturtulmasını ve travma sonrası oluşabilecek yeni bakış açılarını besleyen bir çerçeve gibi çalışır (Dursun ve Söylemez, 2020). Kısacası büyüme, çoğu zaman zihnin kaçamadığı o meseleyle tekrarlı ama her defasında daha derleyip toparlayarak, hayatın içine yerleştirerek yüzleşmesi ile mümkün hale gelir.

Duygu İfadesi ve Öz Şefkat

Travma sonrası yaşanan olumlu dönüşümün içinde sosyal destek, kişinin psikolojik kaynakları, yaşanan olayın niteliği ve zaman gibi birçok unsur birlikte rol oynamaktadır. Buna rağmen günlük hayatta en somut ve üzerinde çalışılabilir etkenlerden biri, duyguları bastırmadan ifade edebilmek. Güncel bir bilimsel çalışma, duyguları ifade etme düzeyi yükseldikçe travma sonrası ortaya çıkan olumlu değişimlerin de arttığını; hatta bu olumlu değişimin yaklaşık yüzde 16’lık bölümünün yalnızca duygu ifadesiyle ilişkili olabileceğini gösteriyor (Türk, 2023). Bu bağlamda travma sonrası güçlenme ve hayatı yeniden kurma sürecinde duyguları dile dökebilmek göz ardı edilemeyecek kadar belirgin bir yer tutar.

Bir diğer güçlü dayanak öz şefkat. Öz şefkat, insanın zor bir dönemden geçerken kendine sürekli yüklenmek yerine, yaşadığı acıyı inkâr etmeden ama onu “insan olmanın doğal bir parçası” olarak görüp kendine daha anlayışlı davranabilmesidir. Güncel bilimsel çalışmalar, psikolojik olarak dayanıklı olmanın travma sonrası olumlu değişimlerle ilişkili olduğunu; fakat bu ilişkinin daha anlamlı ve destekleyici hale gelmesinde öz şefkatin önemli bir rol oynayabildiğini vurgular. Başka bir ifadeyle, kişinin güçlü kalma çabası, kendine karşı sert bir iç sesle birleştiğinde yorucu olabilir; buna karşın kendine daha yumuşak, daha adil ve daha sabırlı yaklaşabilmek, travmanın bıraktığı yükle baş etmeyi kolaylaştırabilir. Bu nedenle öz şefkat, travma sonrası dönemde yalnızca “dayanmak” değil, aynı zamanda hayatı yeniden kurabilmek için gerekli psikolojik zemini güçlendiren bir tutum olarak düşünülebilir (Koçak, 2024).

Yas Süreci ve Sosyal Destek

Yas, travmanın iki yüzünü en çıplak biçimde gösteren yaşantılardan biri. Kayıptan sonra bazı insanlar yaşamın değerini daha çok fark etmeye, ilişkilerinde yeni bir derinlik kurmaya ve hayata tutunmak için yeni yollar geliştirmeye başlayabiliyor; bazıları içinse aynı süreç hayatı anlamsızlaştıran, insanlardan uzaklaştıran ve baş etmeyi zorlaştıran bir döneme dönüşebiliyor. Bu noktada en belirleyici şeylerden biri, kişinin acısıyla tek başına kalıp kalmadığı. Yanında gerçekten duran birilerinin olması, yalnız bırakılmamak ve kaybı konuşup paylaşabilmek; yaşananları anlamlandırmayı ve yeniden güç toplamayı kolaylaştırabiliyor. Buna karşılık acıyı tamamen içine kapatmak, duyguları sürekli bastırmak ya da çevreden yargılayıcı ve kırıcı tepkiler görmek, toparlanmayı güçleştirip kişinin içine kapanmasına yol açabiliyor (Tarım, 2019).

Sonuç Olarak Travmatik Büyüme

Travma sonrası büyüme bağlamı düşünüldüğünde travma, yalnızca “hasar” bırakan bir kırılma anı değil; kimi koşullarda insanın yaşamı, kendiliği ve ilişkileri yeniden anlamlandırmasına alan açan dönüştürücü bir süreç denilebilir. Bu büyüme; acının yok sayılmasıyla değil, tam tersine onunla temas kurup onu dile getirebilmekle, tekrar tekrar zihne gelen parçaları zamanla daha bütünlüklü bir hikâyeye yerleştirebilmekle güçlenmektedir. Bu süreçte sosyal destek, zaman ve kişisel kaynaklar büyümeyi besleyen temel zeminler olurken; duygu ifadesi ve öz şefkat gibi daha somut ve üzerinde çalışılabilir etkenler, kişinin yalnızca “dayanmasını” değil, yaşantıyı yeni bir anlamlandırma ile örgütleyebilmesini kolaylaştırır. Özellikle yas gibi derin sarsıntılarda, acıyla tek başına kalmamak ve güvenli bir paylaşım alanı bulmak, toparlanmayı destekleyen kritik bir fark yaratır. Bu şekliyle travma, olumsuz etkilerle birlikte yarayı inkâr etmeden, yeni öncelikler ve yeni bakış açılarıyla anlamlı yeni yollar bulabilme ihtimalini de içinde saklar.

KAYNAKLAR

Arı, A. E., & Korkmaz, B. C. (2023). Travmaların çağında travmadan güçlü çıkmak: Travma sonrası büyüme kavramı üzerine bir inceleme. Haliç Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6(2), 205–217. https://doi.org/10.56206/husbd.1318219

Dursun, P., & Söylemez, İ. (2020). Travma sonrası büyüme: Gözden geçirilmiş son model ile kapsamlı bir değerlendirme. Türk Psikiyatri Dergisi, 31(1), 57–68. https://doi.org/10.5080/u23694

Dürü, Ç. (2014). Travma sonrası büyüme. Ufuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 6, 117–143.

Ezerbolat, M., & Yılmaz Özpolat, A. G. (2016). Travma sonrası büyüme: Travmaya iyi yanından bakmak. Kriz Dergisi, 24(1), 20–28. https://doi.org/10.1501/Kriz_0000000353

Koçak, E., & Aktan, E. A. (2024). Yetişkin bireylerde travma sonrası büyüme ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkide öz şefkatin aracı rolünün incelenmesi. New Era International Journal of Interdisciplinary Social Researches, 9(26), 76–92. https://doi.org/10.5281/zenodo.14552307

Türk, B. (2023). Klinik olmayan örneklemde travma sonrası büyüme ile duygu ifade etme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi. Sosyal, Beşeri ve İdari Bilimler Dergisi, 6(11), 1491–1502. https://doi.org/10.26677/TR1010.2023.1327

Tarım, B. (2019). Yas yaşantısında travma sonrası büyüme [Yüksek lisans tezi, Ordu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü].

Tabarek Tansel
Tabarek Tansel
2018 yılında Uludağ Üniversitesi Psikoloji ve Sosyoloji bölümlerinden çift anadal programıyla onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. 4 ay süren stajını, Uludağ Üniversitesi tarafından görevlendirilerek Macaristan’daki D2 Çocuk ve Gençlik Geliştirme Merkezi’nde tamamlamıştır. Aile danışmanlığı ve çocuk & ergen psikolojisi alanlarında eğitimler alarak, köklü sivil toplum kuruluşlarında ve Sağlık Bakanlığına bağlı birimlerde 5 yıl boyunca dezavantajlı aile ve çocuklarla çalışmıştır. 2022 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi İnsani Yardım Çalışmaları Yüksek Lisans Bölümü’nü, ilgili sahada çalışan uzmanlara yönelik hazırladığı “İnsani Yardım Alanında Psikososyal Müdahale ve Psikolojik Destek” kılavuzu ile tamamlamıştır. Suriye krizi ve 6 Şubat 2023 depremi sırasında sınır bölgelerinde çalışarak aile içi dinamiklere yönelik özgün ve derin bir yaklaşım geliştirmiştir. 2025 yılında Üsküdar Üniversitesi Çocuk Gelişimi Yüksek Lisans Programı’ndan “Hassas Ebeveyn Gruplarında Geliştiren Bakım Göstergelerinin İncelenmesi: Bir Afet Bölgesi Örneği” başlıklı teziyle mezun olmuştur. 2023 yılından bu yana dezavantajlı kadın, çocuk, ergen ve ailelere yönelik psikososyal destek projeleri yazan ve uygulayan Tansel; hâlen Hatay Psikologlar Derneği’nde Projeler Koordinatörü, Berikan Çocuk Yayınevi’nde Genel Yayın Yönetmeni ve Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nde Proje Danışmanı olarak görev yapmaktadır. Gelişim Psikolojisi alanında doktora yapmaya hazırlanan Tansel’in yayımlanmış çalışmaları şunlardır: İnsani Yardım Çalışmalarında Psikososyal Müdahale – Tamga Sosyal Bilimler Dergisi (2023) İdil ve Tuna’nın Maceraları / 3 Kitaplık Set – Berikan Çocuk Yayınevi (2023) Güle Güle Dostum Bez – Berikan Çocuk Yayınevi (2024) Ersin Amca – Berikan Çocuk Yayınevi (2025)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar