Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Askeri ve İstihbarati Sert Eğitimlerin Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Üzerindeki Etkililiği ve Günlük Yaşamdaki Bedeli

Askeri ve istihbarat kurumlarında uygulanan sert eğitim süreçleri, personeli yüksek stres, belirsizlik, tehdit algısı ve ölüm riski içeren operasyonel ortamlara hazırlamak amacıyla tasarlanır. Bu eğitimlerin temel hedefi, bireyin psikolojik dayanıklılığını (resilience) artırmak, stres altında işlevselliğini koruyabilmesini sağlamak ve kritik anlarda doğru karar verebilme becerisini kazandırmaktır. Bu bağlamda eğitimler personelde bir tür “psikolojik zırh” oluşturmayı hedefler. Bu psikolojik zırhın oluşumu çoğunlukla şu mekanizmalar üzerinden gerçekleşir:

  • Duygusal bastırma: Korku, çaresizlik ve üzüntü gibi duyguların bilinçli olarak geri plana itilmesi,

  • Bilişsel kontrol: Duygular yerine görev odaklı düşünmenin teşvik edilmesi,

  • Duyarsızlaştırma: Şiddet, ölüm ve tehdit uyaranlarına karşı tepkilerin azaltılması ve soğukkanlılığın korunması.

Stres Aşılamalı Eğitim ve Psikolojik Çıktılar

Bunun için de kurumlar genellikle “Stres Aşılamalı Eğitim” (SIT) anlayışını kullanır. Amaç, SIT’i doğru uygulayıp stres toleransını artırmak ve potansiyel olarak Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) semptomlarının gelişmesini azaltmaktır. Örneğin; SERE (Survival, Evasion, Resistance, and Escape / Hayatta Kalma, Kaçış, Direnç, Esaret Eğitimi) gibi kurslar katılımcılara gerçekçi, zorlayıcı ve kontrollü stres ortamları verir. Bu eğitimler, simüle edilmiş esaret, izolasyon, şiddetli fiziksel talepler hatta işkence gibi öğeler içerir ve bu nedenle katılımcılarda anlamlı düzeyde akut stres tepkileri yaratabilir. Eğitim çıktılarına bakıldığındaysa bu tür eğitimlerde katılımcılarda travma benzeri psikolojik fonksiyon bozulmaları, anksiyete artışı, duyusal algıda bozulma ve TSSB benzeri semptomlar ölçümlenmiştir; ancak eğitim sonunda çoğu vaka tekrar normale dönme eğilimi gösterir. Hatta bazı çalışmalar, maruz bırakma sırasında ve sonrasında azalan TSSB ve depresyon semptomları ve işlevsellikte iyileşme rapor etmiştir.

Tabi ki özellikle bu konuda kamuoyuna yayımlanan çalışmalara ve paylaşılan kısıtlı akademik verilere şüpheci yaklaşılması gerekilmelidir çünkü bu bilgiler kritik önem arz eden ve bundan dolayı düşman istihbaratını/güçlerini yanıltmak veyahut Birleşmiş Milletler-,İnsan Hakları sivil toplum örgütleri vb.’nin dikkatlerini savmak, gizliliği korumak amacıyla kasten eksik ya da hatalı şekilde servis edilmiş olabilir. Konuyla ilgili başka çalışmalara bakıldığında uygulanan eğitimler: uyku yoksunluğu, kronik tehdit algısı, aşağılanma, yoğun fiziksel aktivite, sürekli performans baskısı ve kontrol kaybı hissi; beynin stres düzenleme sistemlerini aşırı uyarır. Araştırmalar, bu tür eğitimlerden geçen personelde kortizol regülasyonunun bozulduğunu, amigdala aktivitesinin arttığını ve prefrontal korteksin baskılandığını göstermektedir. Bu biyolojik tablo, TSSB’nin temel nörolojik zeminidir.

Eğitimde Risk Faktörleri ve Eleme Süreçleri

Tabiki de ilgili kurum çalışanlarının fizyolojik ve psikolojik boyutlarda istediği psikolojik/fizyolojik dayanıklılık seviyesi ve performans standartları beklentisi çok daha yüksek olmalı ve gerek bunun sağlanması için gerekse eleme (işe uygun doğru kişilerin seçimi) için bu zorlu eğitimlerin doğru şekilde gerçekleştirilmesi hayatidir ancak burada üzerinde durulan durumda bahsedilen şey süreçteki ağır eğitimlerin risk faktörlerini hatırlatmak ve ilgili kurumlara/kişilere bakış açısı ve sorgulama kazandırtmaktır. Durumu daha anlaşılır kılması açısından bir örnek verelim:

Bir olimpiyat haltercisinin amacı yarışma anında platform üzerinde maksimum kiloyu kaldırmaktır. Bunu yapabilmesi için de şüphesiz muntazam şekilde ve çoğu zaman ağır ağırlıklarla sert antrenmanlar yapması gerekmektedir. Lakin antrenman sürecinin sertliği onu her ne kadar ilerletse de bu dönemlerde yaşayacağı bir sakatlanma, yarışmaya hazırlanma sürecini askıya alabilir/uzatabilir veyahut müsabaka performansında hatta kariyerinde çok ciddi düşüşlere sebebiyet verebilir. Keza daha da öncesine gidecek olursak olimpiyat sporcusu seçimlerinde standartların fazla yüksek ve sert olması, olası şampiyon adaylarının /daha yüksek performans gösterebilme potansiyeline sahip sporcuların olması gerekenden fazla hızlı elenmesine, müsabaka süreçlerinin içerisindekilerin de gelişimlerini ve ilerlemelerini sekteye uğratma potansiyeline sahiptir. Bu duruma sadece yeterince çabalamama, gerektiği kadar yetenekli olmama vb. durumlarla yaklaşmak fazlaca sığ olacaktır çünkü kontrol edilemeyen değişkenler hayatın her alanında çok fazladır ve tek tip eğitim/eleme usulünün uygulanması ve bu modelin yalnızca sert bir tavır içermesi her bireyin doruk performansa ulaşmasını sağlamaz aksine mizaçtan-deneyim-kişilik ve daha bir çok değişkenlerden ötürü belki de doğru kişinin yanlış zamanda elenmesine ve bu konuda üst düzey bir performans gösterip yüksek statü elde edebilecekken motivasyonun kırılmasına hatta fizyolojik sakatlıklar yaşayıp bir yıldızın tam parlayacakken sönmesine sebep olabilir.

Güçlenmenin Bedeli ve Sosyal Yalnızlaşma

Konuyla ilgili bir başka perspektifte verilen eğitimi başarıyla tamamlamanın bedelidir. Güçlenme ideali, özellikle ordu ve istihbarat kurumlarında, bireyin psikolojik dayanıklılığını artırmayı hedefleyen sert eğitim süreçleriyle somutlaşır. Aslında durumu Friedrich Nietzsche’nin metaforik ifadesiyle oldukça güzel açıklamıştır:

“Ancak güç, beraberinde güzellikleri de alıp götürür. Kalın bir deri ateşe dayanıklı olduğu kadar okşanmaya da duyarsızdır”

Bu bağlamda geliştirilen psikolojik zırh, bireyi tehdit ve acıya karşı korurken, aynı zamanda duygusal inceliği, empatiyi ve içsel esnekliği de köreltebilir. Sert eğitimlerin amacı, personeli travmatik koşullara karşı dayanıklı kılmak olsa da, sürekli yüksek stres altında şekillenen bu ‘kalınlaşma’, zamanla duygusal uyuşma (emotional numbing) ve içsel kopukluk gibi travma sonrası belirtilerin zeminini hazırlayabilir. Böylece güçlenme, paradoksal biçimde, bireyin yalnızca dış tehditlere değil, aynı zamanda insani temaslara da karşı duyarsızlaşmasıyla sonuçlanabilir. Bunun tezahürü de en çok aile-partner-ebeveyn-dostluk vb. gibi daha hassas ancak önemli ilişki dinamiklerini zedeler, ilişkilerin doyumlarını ve derinliklerini azaltır, var olan stresli süreçten dolayı kişiyi yalnızlaştırabilir (boşanmalar, ayrılmalar, küslükler vb.). Hatta istihbarat personellerinde (özellikle bekar gençlerde) mesaisel yoğunluk ve belirsiz yaşam tarzının yanı sıra güven bariyeri çok daha yüksek ve keskin olduğu için bu kişilerin romantik ilişki kurmaları, sürdürmeleri ve ilişkilerini ilerletmelerini sekteye uğratabilir, daha kısa süreli ve takılmalık ilişkiler ise güvenlik açığı oluşturacağı için kişiyi istemese de pek çok alanda yalnız ve birbaşına bırakabilir. Sadece bu bile bireyin temel destek noktalarından yeterince yararlanamamasına ve hatta bunları kaybettiğinde bireyin çökmesine sebep olabilir.

Kaynakça

  • American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed., text rev.; DSM–5–TR). APA Publishing.

  • Charney, D. S. (2004). Psychobiological mechanisms of resilience and vulnerability: Implications for successful adaptation to extreme stress. American Journal of Psychiatry, 161(2), 195–216. https://doi.org/10.1176/appi.ajp.161.2.195

  • Foa, E. B., Hembree, E. A., & Rothbaum, B. O. (2007). Prolonged exposure therapy for PTSD: Emotional processing of traumatic experiences. Oxford University Press.

  • Hourani, L., et al. (2017). Effect of stress inoculation training with relaxation breathing on perceived stress and PTSD in the military. International Journal of Stress Management.

  • Jackson, S. (2019). Stress inoculation training outcomes among veterans with PTSD. PubMed.

  • Lieberman, H. R., Karl, J. P., McClung, J. P., Williams, K. W., & Cable, S. (2016). Improved mood state and absence of sex differences in response to the stress of Army Survival Training. Applied Psychology: Health and Well-Being, 8(3), 351–363. https://doi.org/10.1111/aphw.12077

  • Morgan, C. A., Doran, A., Steffian, G., Hazlett, G., & Southwick, S. M. (2006). Stress-induced deficits in working memory and visuoconstructive abilities in Special Operations soldiers. Biological Psychiatry, 60(7), 722–729. https://doi.org/10.1016/j.biopsych.2006.04.021

  • Morgan, C. A., et al. (2025). The impact of SERE training on selected neurotransmitter secretion in special forces soldiers. Scientific Reports.

  • Southwick, S. M., & Charney, D. S. (2012). Resilience: The science of mastering life’s greatest challenges. Cambridge University Press.

  • van der Kolk, B. A. (2014). The body keeps the score: Brain, mind, and body in the healing of trauma. Viking.

  • Nietzsche, F. (1886/2002). İyinin ve kötünün ötesinde (Çev. A. Yardımlı). İdea Yayınları.

Mustafa Derviş AKPINAR
Mustafa Derviş AKPINAR
Mustafa Derviş Akpınar, Hacettepe Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Anabilim Dalı’ndan yüksek şeref öğrencisi olarak (3,73/4.00 GPA) dereceyle mezun olmuştur. TÜBİTAK bünyesinde çeşitli çalışmalara imza atan Akpınar; Türk Hava Kuvvetleri’nde görev aldığı süreçte askeri psikoloji, performans artışı ve travma konularında çalışmalar yürütmüştür. Şu anda bir kreşte müdür yardımcısı olarak görev almakta, ebeveynlere psikolojik destek sağlamakta ve rehberlik hizmetleri sunup eğitim programları geliştirmektedir. Ruh sağlığı, eğitim bilimleri, bireysel-toplumsal ilişkiler, aile ve çocuk üzerine yazılar kaleme alan Akpınar, psikolojiyi kültürel normlarımıza uygun ve topluma fayda sağlayacak şekilde entegre etmeyi misyon edinmiştir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar