Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

“Neresi Sıla Bize, Neresi Gurbet? Yollar Bize Memleket.”: Göç Süreci Üzerine

Göç günümüzde giderek yaygınlaşan bir deneyim haline geldi. Açlık, savaş veya hastalıklar gibi nedenlerden dolayı yapılan zorunlu göçler dışında, şimdilerde ekonomik, eğitim, siyasi ve toplumsal sebeplerle yapılan göçler gittikçe artmış durumda. Dünyanın başka bir yerinde hayatımızda “yepyeni bir sayfa açma”, refah ve konfor seviyesi daha yüksek olan bir ülkeye “kapağı atma” gibi fikirler çok cazip görünse de, bu süreç daha önce hiç aklımıza gelmeyen zorlukları da beraberinde getmekte. Bu yazıda göç süreci, bu sürecin beraberinde getirdiği zorluklar ve bu süreci daha kolay atlatabilmek için bazı önerilerden bahsedilecektir. Keyifli okumalar!

Göç Süreci

Göç, önceden kurmuş olduğumuz hayatı geride bırakıp yepyeni bir yerde hayat kurmak olarak tanımlanabilir. Göçü sadece coğrafi bir yer değiştirme olarak tanımlamak oldukça sınırlı kalacaktır. Çünkü göç eden kişi yalnızca evini ve yurdunu değil, alışkanlıklarını, var olan sosyal çevresini, birtakım değerlerini ve güvende hissettiği dünyayı da kaybeder. Bu süreç belki daha önce hiç aklımıza gelmemiş olan, yaşayacağımızı tahmin etmediğimiz zorlukları da beraberinde getirir.

Göçle Birlikte Gelen Zorluklar

Bazen farklı bir yere gitmek bile insanı zorlayabiliyorken, göç süreciyle birlikte kişi hayatında köklü değişiklikler ve zorlu deneyimler yaşayabilir. Çünkü göç edilen yerde tanıdık olan, aşina olduğumuz hiçbir şey artık yoktur. İklim, bitki örtüsü, kültür, konuşulan dil, evlerin mimarisi, sosyal çevre tamamen farklıdır. Bu farklılıklara adapte olmak kolay bir süreç değildir ve tanıdık olandan uzak olmak kişide yoğun bir kaygı yaratabilir.

Göç sürecinde sadece yanımıza aldığımız bavulların içindeki eşyaları değil, bazı görünmez yükleri de taşımak zorunda kalırız. Göç öncesinde de geride bıraktığımız evi toplamak, bavul hazırlamak, dişçi ve doktor randevularına gitmek, belki uzun zaman göremeyeceğimiz yakınlarımız ve arkadaşlarımızla görüşmek ve hali hazırda bir işimiz varsa işten ayrılma süreci gibi birtakım görev ve sorumluluklarımız olsa da, alışık olduğumuz düzen ve çevre içerisinde bu iş ve sorumlulukları yerine getirmek o kadar zor gelmeyebilir. Ancak göç ettikten sonra bavulumuzun içinde bizimle birlikte gelen dil bariyeri, yeni bir ev arama ve evi bulduktan sonra o eve yerleşme süreci, yeni bir iş bulma süreci, banka hesabı açma, taşınılan ülkede ikamet ve sürücü belgesi alma, yaşanacak yerdeki market, eczane, hastane gibi ihtiyaç duyulabilecek yerleri ve şehri öğrenmeye çalışmak, yeni sosyal bağlantılar edinmek ve kurulan bu bağlantıyı devam ettirmek gibi görünmeyen yükler oldukça ağır gelebilir. Bu süreçte alışık olduğumuz düzen ve çevre içerisinde olmamak da hissettiğimiz yükü ağırlaştırabilir. Tüm bunlar da kendimizi yorgun ve stresli hissetmemize yol açabilir.

Göç, kayıp ve yas deneyimlerini de içinde barındırır. Göç ettiğimizde yalnızca evimizi ve yurdumuzu değil, hali hazırda sahip olduğumuz işimizi, sosyal çevremizi, var olan günlük rutinler ve hobilerimizi ve kendimizi şimdiye kadar tanımladığımız özelliklerin bir kısmını da kaybederiz. Bu kayıp deneyimi de yalnızlık, mutsuzluk, özlem duygusu, yetersizlik hissi ve kaygıya neden olabilir.

Göç Sürecini Kolaylaştırabilecek Bazı Öneriler

Göç sürecini kolaylaştırabilecek ilk öneri, kendimize ve taşındığımız yeni yere alışmaya zaman vermek olacaktır. Taşındığımız yere kısa sürede adapte olmayı beklemek, gerçekçi bir beklenti olmadığı gibi, kendimizi yetersiz ve hayal kırıklığına uğramış hissetmemize de neden olabilir. Bu açıdan, alışma sürecini zamana yaymak ve kendimize zaman vermek yaşadığımız hayal kırıklığı ve yetersizlik hissini azaltacaktır.

Göç sürecinde, yeni bir ev ve iş bulma süreci, dil engeli, taşınılan ülkede yapılması gereken bazı devlet dairesi işleri, yaşanacak yerdeki ihtiyaç duyulabilecek yerleri ve şehri öğrenmeye çalışmak, yeni bir sosyal çevre edinmeye çalışmak gibi bazı görünmeyen yükleri taşımak zorunda kaldığımızdan bahsetmiştik. Ancak bu yüklerin hepsini aynı anda taşımaya ve çözümlemeye çalışmak oldukça zordur. Bu noktada yükleri aynı anda değil de teker teker omzumuza alıp taşımak ve önem ve öncelik sırasına göre sorunları çözmek işimizi kolaylaştıracak ve yaşadığımız stresi azaltacaktır. Bir örnek vermek gerekirse, bu süreçte çözülmesi gereken ilk durum ev bulmak ise önceliği ev arama ve bulma işine verip, diğer sorunları geri planda bırakmak ve “Bu gelecekteki ben’in işi” diyebilmek göç sürecinin getirdiği zorluklarla baş etme konusunda elimizi epey rahatlatacaktır.

Göç sürecinde omzumuzdaki yükler artarken, bize iyi gelebilecek ve destekleyecek “kaynakları” tespit etmek de göç sürecinin getirdiği zorluklarla baş etme konusunda uygulayabileceğimiz bir diğer yöntemdir. Taşındığımız yerde fiziksel olarak görüşme imkanımız olmasa da uzaktaki sevdiklerimizle görüntülü veya telefonda konuşarak iletişimimizi sürdürmek, önceden yaptığımız rutinler arasından taşındığımız ülkede de devam ettirebileceklerimiz varsa bu rutinleri sürdürmek (her gün sabah yazı yazma, yoga yapma, kahve demleme vb. devam ettirmek) ve bu sürece alışmamızı kolaylaştıracak yeni kaynaklar eklemek (taşındığımız yer park ve bahçeye yakınsa açık havada yürümek, varsa ilgimizi çeken dil kursu, dans veya pilates gibi bir kursa yazılmak vb.) örnek olarak verilebilir.

Son olarak, göç süreci kayıp ve yas deneyimlerini beraberinde getirdiğinden, kaybettiğimiz şeylerin adını koymak ve geride bıraktıklarımızın yasını tutmak yeni çevreye uyum sağlamamıza ve bu yeni çevrede kendimize bir yer bulmamıza alan açacaktır. Çünkü Freud’un da dediği gibi “Yasını tutmadığımız hiçbir şeyi gerçekten geride bırakamayız” ve göç sürecinde kendimize yeni bir hayat kuramayız.

Yazıyı Burada Bitirirken…

Dünyanın başka bir yerinde hayatımızda tamamen yepyeni bir sayfa açma fikri kulağa çok hoş gelse de, göç süreci daha önce hiç düşünmediğimiz çeşitli zorlukları da beraberinde getirir. Yeni Türkü’nün “Dönmek” şarkısında da belirttiği gibi “Neresi Sıla Bize, Neresi Gurbet? Yollar Bize Memleket”tir çoğu zaman. Ancak göç sürecinin getirdiği zorluklar kadar, zorluklarla baş etmeyi kolaylaştıracak çeşitli yollar da vardır. Günün sonunda bu zorluklar aşıldığında, yeni bir kültürü keşfetmek, farklı kültürlerden insanlarla tanışmak ve çeşitli deneyimler yaşamak kişinin birçok yönden kendini geliştirmesine katkı sağlayacaktır.

Zeynep Atasoy Ongun
Zeynep Atasoy Ongun
Zeynep Atasoy Ongun, Özyeğin Üniversitesi Psikoloji lisans eğitiminin ardından, Acıbadem Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’ndan; boş zaman etkinliklerinin bireyin iyilik hali, psikolojik sağlığı ve bilinçli farkındalığı ile ilişkisi üzerine yazdığı tez ile yüksek onur öğrencisi olarak mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından klinik psikolog olarak çalıştığı Özyeğin Üniversitesi Psikolojik Gelişim Birimi’nde, üniversite öğrencilerine İngilizce ve Türkçe psikolojik destek hizmeti vermiş olup; üniversite çalışanlarına ve öğrencilere yönelik çeşitli seminerler ve atölye çalışmaları da düzenlemiştir. Güncel olarak Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapi yaklaşımlarıyla; kaygı, depresyon, bağlanma ve ilişki problemleri, göç süreci, kayıp ve yas gibi konular üzerine yetişkinlerle çalışmaktadır. Psikoloji alanındaki güncel ve ilgi çeken kavramları ve önemli bilimsel bilgileri, yazılarında en yalın ve anlaşılır haliyle anlatabilmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar