Cumartesi, Şubat 21, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

İyi Hissetmenin Zorunluluğu: Duygular Bile Performansa Dönüştüğünde

Duyguların Doğal Ritmi ve Kaybı

İnsan, bir zamanlar acıyla arasına bu kadar mesafe koymazdı. Üzüntü geldiğinde ona hemen bir çözüm aranmaz, kayıp yaşandığında yasın ne kadar süreceği hesaplanmazdı. Duygular hayatın içinden süzülür, insanın ritmine göre şekillenir, bazen ağırlaşır bazen hafiflerdi. Kendi doğal ritminde yaşanırdı. Hayatın içindeki çatlaklardan sızan duygular, insanı zayıflatmaz; aksine ona derinlik kazandırırdı. Bugün ise duyguların bu kadim ritmi bozulmuş ve değiştirilmiş durumda. Tüm bu duyguları hissetmek, kendi doğallığı içinde yaşanan bir hâl olmaktan çıkıp, yönetilmesi ve sergilenmesi gereken bir başarı unsuru olarak görülüyor.

İyi Hissetme Baskısı ve Duyguların Denetimi

Yaşadığımız bu dönem; iyi hissetmeyi bir tercih değil, bir gereklilik gibi sunuyor. Üzgün olmak geçici bir durak değil, hızla geçilmesi gereken bir aksama sayılıyor. Kaygı, gelecekle kurulan hassas bir temas olmaktan çok, kontrol altına alınması gereken bir sorun gibi ele alınıyor. “Artık daha iyi olman gerekmez mi?”, “Bununla baş etmeyi öğrenmedin mi?” soruları, çoğu zaman iyi niyetle sorulsa da duygulara tanınan sabrın giderek azaldığını gösteriyor. Bunun kararını ise başkaları bizim adımıza veriyor.

Bu yeni duygusal iklimde bizler, yaşadıklarımızın ağırlığından çok, o ağırlığı neden hâlâ taşıdığımızla meşgul oluyoruz. Bizden üzülüyorsak ölçülü, kaygılanıyorsak kontrollü, yoruluyorsak kısa süreli olmamız bekleniyor. Duygular, insanın iç dünyasında olup biten sessiz hâller olmaktan çıkıp, dışarıdan da izlenebilen bir performansa dönüşüyor. Bu nedenle insan, ne hissettiğini anlamaya çalışmaktan çok, doğru hissedip hissetmediğini düşünmeye başlıyor.

Pozitiflik Kültürü ve Kırılganlığın Dışlanması

Pozitiflik, bu çağda bir ruh hâli değil; neredeyse bir karakter ölçütü gibi sunuluyor. Güçlü olmak, duygularını zorlanmadan yönetebilmekle eş tutuluyor. Zorlanan, dağılan, bir süre toparlanamayan insanlar kendini zayıf görüyor ve eksik hissediyor. Oysa insanı insana yaklaştıran şey, kusursuzluğu değil; kırılganlığıdır. Hepimizin zaman zaman içinin daraldığını bilmek, insanın yükünü hafifletir. Buna rağmen birçok kişi, iyi hissetmediğini göstermekten çekiniyor. Çünkü bu hâl, yeterince çabalamamakla karıştırılıyor.

İyileşmenin Bir Hedefe Dönüşmesi

Bu baskı, iyileşme fikrini de dönüştürüyor. İyileşmek, artık bir yolculuk değil; varılması gereken bir nokta gibi görülüyor. O noktaya ne kadar sürede ulaşıldığı, orada ne kadar kalındığı önemseniyor. Hâlbuki insan ruhu doğrusal ilerlemez. Bazen aynı yerde kalır, bazen geri döner, bazen de anlamını sonradan kazanan duraklarda oyalanır. Bu oyalanmalar, çoğu zaman insanın kendisiyle gerçek temas kurabildiği anlardır.

Duyguların Performansa Dönüşmesinin Bedeli

Duyguların performansa dönüşmesi onları hafifletmez; aksine ağırlaştırır. Çünkü her duygunun bir açıklaması, her iç sıkıntısının net bir sebebi olması beklenir. İnsan, kendine bile hesap verir hâle gelir. Neden üzgün olduğunu bilmediğinde huzursuz olur; bildiğinde ise bu duygunun neden hâlâ geçmediğini sorgular. Oysa bazı duygular açıklama istemez. Onlar yalnızca fark edilmek ve kabul edilmek ister.

Bunu son zamanlarda, iyi olmaya çalışırken daha da yorulan insanlarda sıkça fark ediyorum. Çaba arttıkça içsel temas azalıyor. İnsan, kendini toparlamaya odaklandıkça kendinden uzaklaşıyor. Bugün bizi en çok yoran şey, dağılmamıza izin verilmemesi. Oysa insan bazen dağılarak yeniden şekillenir. Sürekli güçlü kalmaya çalışmak, ruhu dinlendirmez; tam tersine onu sessiz bir yorgunluğa iter.

İyi Hissetmemek ve Derin Bir Hayat

İyi hissetmemek, kötü bir hayat yaşadığımız anlamına gelmez. Aksine derin bir hayatın yan etkisidir. Anlamlı bağlar, kayıplar ve sorumluluklar insanın iç dünyasında izler bırakır. Bu izler her zaman huzur vermez; ama insanı gerçek kılar. Gerçeklik ise uzun vadede insanı ayakta tutan en sağlam zemindir.

Kendimize karşı daha öz şefkatli olabildiğimizde, içimizdeki yük hafifler. Duygularımızı düzeltmeye çalışmadığımızda, onları daha net duyarız. Bu netlik hemen mutluluk getirmeyebilir; fakat insan kendi iç dünyasına karşı daha nazik davrandığında, iyi hissetme baskısı da yavaş yavaş çözülür.

İnsan Olmanın Doğal Ritmi

Belki de yeniden hatırlamamız gereken şudur: Hayat, kesintisiz bir iyilik hâli sunmaz. Hayat, inişleri ve çıkışlarıyla birlikte yaşanır. Duygular bu yolculuğun yükü değil, eşlikçileridir; geçici hâlleridir. Onları hızlandırmaya, düzeltmeye ya da bastırmaya çalışmadığımızda, yerlerini kendiliklerinden bulurlar ve geçip giderler.

Sözün özü; iyi hissetmenin zorunlu olmadığı bir yerde, insan ilk kez gerçekten dinlenir. Duygular aceleye getirilmediğinde, içimizde sessizce yerleşir. Ve biz, iyi olmaya çalışmadığımız anlarda, fark etmeden daha iyi hissetmeye başlarız. Çünkü artık hissetmek bir görev değil, insan olmanın doğal bir parçasıdır.

Semanur Mirza
Semanur Mirza
Psikolog Semanur Mirza, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İngilizce Psikoloji bölümünü Onur derecesiyle tamamlamıştır. Klinik psikoloji alanındaki uzmanlığına devam ederken insanların iç dünyalarını duyma, görme ve anlamlandırma çabasıyla besleyen dingin ve derin bir yaklaşımla sürdürmektedir. Mesleki duruşunun merkezinde, insanın yaradılıştan getirdiği yetenekleriyle büyüme gücünün yan yana var olabileceğine duyduğu inanç yer alır. Bu nedenle çalışmalarında bilimsel bilgiyi temel alsa da, insan deneyimini yalnızca kavramlarla değil; sezgi, empati ve ruhun ritmini gözlemleyen bir hassasiyetle ele alır. Yazılarında ise psikolojiyi yüksek bir yerden değil, insanın kendi kalbine en yakın yerden anlatmayı amaçlar. Her metninde, okurun içsel dünyasına sessizce dokunan, olup biteni adlandıran ve kendi içinde bir nefes aralığı açan bir anlatım dili tercih eder. İnanır ki; insan kendini anlamaya yöneldikçe hayat da ona yavaşça açılır. İşte bu yüzden, yazdıklarının ve çalışmalarının tek bir niyeti vardır: insanın kendi iç sesine yeniden yaklaşmasına eşlik edebilmek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar