“İyi bilin ki kalpler ancak Allah’ı zikretmekle huzur bulur.” (Rad, 28) İslam geleneği, Kur’ani ontolojik bir perspektiften insanoğluna dair ayrıntılı bir anlayış sunmaktadır. Yüzyıllar öncesine dayanan zengin bir ilmü’n-nefs (ruh ilmi) geçmişi mevcuttur. İslami entelektüel mirası içindeki bu bilgi birikimi, günümüzde psikoloji alanı ve özellikle psikoterapi uygulamalarıyla muasır bağlamda yeni bir şekil almış olsa da, ruh ilmine dair derin bilgi hazinesi özünü koruyarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu sayede geleneksel dini bilgiler, profesyonel ve akademik bir bağlama entegre edilerek İslam Psikolojisi oluşturulmuştur.
İslam Psikolojisi; Batının pozitivist ve materyalist yaklaşımına karşı, spiritüel ve ontolojik bir anlam arayışıyla yaklaşır. Temelde birbirinden ayrılan bu iki anlayış, “Psikoloji” kavramına da farklı anlamlar yüklemiştir. Örneğin, “Psike” kelimesi eski Yunancada nefes ve ruh anlamlarına gelirken, başlangıçta “ruh bilimi” olarak anlaşılmıştır. Ancak 18. yüzyılda rasyonel ve ampirik psikoloji arasında bir ayrım yapıldığı için materyal bilimle daha fazla ilgilenilmeye başlanmıştır (Brown, 1985).
İslam Psikolojisinin temelinde Tehzibu’l-Ahlak (ahlakın ıslahı) gayesi bulunmaktadır. Davranışlar daha çok kalp ile izah edilir ve duygular ön planda tutulur. Bu nedenle ahlak ile duygular arasında güçlü bir bağ kurulur. Kur’an-ı Kerim’in pek çok ayeti, insan doğasını izah eder. Dolayısıyla Kur’an’ın birçok yerinde insanın dünyadaki statüsü ve nihai kaderine yer verilmiştir. Ayrıca, kişiye doğru inanç ve erdemli tavır geliştirmeye yönelik rehberlik etmeye vurgu yapar. Bu sebeple Kur’an-ı Kerim, ruhsal iyilik halinin ve ahlaki gelişimin yol rehberi olarak görülmektedir.
İslam’a göre insan; beden ve ruh olarak ikili bir doğa yapısına sahiptir. Allah, ruha ilişkin olarak insana sınırlı bilgi verirken, insan verilen bu sınırlı bilgiyle hakikatin bilgisine ulaşma gayesindedir. İnsan doğasında bulunan bilgi ve ruh, davranışı belirleyen fıtratı oluşturur. İslam perspektifine göre insan, unutkanlık anlamına gelen nisyandan türemiştir. Nitekim Mecellede “Hafıza-yı beşer nisyan ile malûldür.” ifadesi de bu anlayışı destekler.
İslami Benlik ve Ruh Kavramı
İslami din öğretisinde benlik kavramı, insanın her şeyden önce her şeyin yaratıcısı ve kaynağı olan Allah’a bağlı olduğu fikrini içermektedir (Izutsu, 1982). İslami bakış açısıyla bir Müslümanın Allah ile bağ kurmasının esas yolu kalptir. İslam’daki benlik veya ruh kavramları üzerinde kalp merkezi bir rol oynamaktadır. Ancak modern psikoloji yaklaşımlarının çoğu, diğer dini geleneklere benzer şekilde zihne ve beyne odaklanmaktadır.
İnsanın genel durumu ile bağlantılı olarak kalbin önemine, Hz. Muhammed’in şu hadisinde örnek verilmiştir: “Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o, iyi ve düzgün olursa bütün vücut iyi ve düzgün olur. O bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki o kalptir.” (Sahih Buharî, Cilt I, Hadis No. 47). Bu nedenle kalbin durumu, bireyin fiziksel ve manevi olarak en uygun şekilde işleyişi açısından vurgulanmaktadır. Buna karşılık benliğin veya ruhun durumu, bireyin Allah’a olan göreceli bağı ile ilişkilidir (Ahmad, 2008; Ali, 1995; Huq, 2008).
11. yüzyılın saygın İslam âlimlerinden Ebu Hamid el-Gazâlî, kalp terimini bireyin manevi benliğinin özü olan insani boyuta atıfta bulunmak için kullanmıştır (Ali, 1995; Al-Gazâlî, 2014). Gazâlî, Kur’anî kaynaklara dayanan bu manevi benliğe dair açıklamalarında, benliğin yapısının niteliklerini tanımlamak için dört terim kullanmıştır: Nefs (alt benlik), akıl (zihin), kalp ve ruh. Bu dört manevi element, İslami Psikoloji literatüründe en çok başvurulan sistemdir. Gazâlî; insanın bu dört boyutunu birbirine bağlı ve birbirine dayanan bir ilişkiye sahip, bireyin tamamını veya insanın ruhunu tek bir varlık olarak oluşturdukları şekilde ele almıştır (Haque ve Keshavarzi, 2014).
Sonuç olarak, bireyin İslami görüşünün manevi gelişimi ile yakından bağlantılı olduğu görülmektedir. İslami bir çerçevede herhangi bir kişilik teorisine dair yapılan neredeyse her tartışma, bireyin daha yüksek bir varoluş durumuna ve amacına göre şekillenmektedir. Temel gaye; iptidai istek ve heveslerden arınarak tehzibu’l – ahlak anlayışını uygulamaktır.
Kaynakça:
Browning, D. S. (1987). Religious Thought and the Modern Psychologies, (Philadelphia: Fortress).
Ansari, Z.A. (1992). Qur’anic Concepts of Human Psyche, İslamization of Knowledge – 11, (The International Institute of Islamic Thought and Institute of Islamic Culture).
Ahmad, A. (2008). Pathology of the heart in the Que’an: A metaphysico-psychological explanation. A. Haque & Y. Mohamed (Ed.), Psychology of personality: Islamic perspectives içinde (s. 183-194). Cengage Learning Asia.
Al-Ghazali, A.H. (2014). Imam Al – Ghazali Mukhtasar Ihya Ulum Ad – din (İkinci baskı). Spohr Publishers.
Brown, L.B. (1985). Advances in the psychology of religion. Pergamon.
Haque, A., & Keshavarzi, H. (2014). Integrating indigenous healing methods in therapy: Muslim beliefs and practices. International Journal of Culture & Mental Health, 7(3), 297.


