Perşembe, Nisan 23, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

HAYIR DİYEMEMENİN HİKAYESİ

İnsan doğduğu andan itibaren bir ilişkiler ağı içerisindedir. Bu ilişkiler içinde bireyin en çok bağlandığı, yönlendirildiği, gelecekteki iletişim şekillerinin oluştuğu ve şekillendiği yer ise ailesidir. Özellikle çocukluk dönemi, bireyin temel inançlarının, kişilik yapısının ve ilişki dinamiklerinin oluştuğu en kritik evredir.

Çocukluk dönemi insan hayatının en önemli yapı taşlarındandır. Kişilik oluşumu, ilişkilerdeki tutumlar, sahip olunan şemalar ve inançlar çocukluk ilişkilerimizle birlikte şekillenir. Özellikle ebeveyn ile olan ilişkiler oldukça önemli bir yer tutar. Sağlıklı ebeveyn ilişkisine sahip olan çocuklar sağlıklı ilişkileri olan bireyler olarak görülür.

Koşullu Sevgi ve Çocuğun Dünyası

Peki koşullu sevgi ile büyüyen çocuklar?

Bu makalede, koşullu sevginin çocuğun ruhsallığı üzerindeki etkisi ve yetişkinlikteki yansımaları ele alınacaktır.

Koşullu sevgi, çocuğun sadece belirli davranışları sergilediğinde, ebeveynin sevgisine, ilgisine ya da onayına erişebilmesi durumudur. “Eğer uslu olursan seni severim.”, “Bizi üzersen seninle konuşmam.” gibi doğrudan ya da dolaylı mesajlarla çocuk, sevgiyi bir ödül gibi deneyimlemeye başlar.

Koşullu sevgi ile büyüyen çocuk kaybetme korkusu ile kendi düşüncesini, kendi istediklerini söylemekten kaçınır, duygularını bastırır. Yetişkinlik döneminde ise hayır diyememek temel sorunlardan biri haline gelir.

Çocukluk döneminden içselleştirilen inanç şu şekildedir:
‘Sevilmek için onlara uyum göstermem gerekir.’

Bazı ebeveynler istemedikleri bir şey çocukları tarafından yapıldığı zaman kızıp bağırmazlar ancak sevgilerini ve ilgilerini çekerler, küserler. Bu şekilde çocukları ‘yola getireceklerini’ düşünürler. Ancak çocukta oluşan temel inanç; istediklerini yapmazsam beni sevmezler ve küserler düşüncesidir. Ve çocuk kendini yok sayarak başkalarını mutlu etme davranışlarının temelini oluşturmaya başlamış olur.

Zamanla çocuk, kendi ihtiyaçlarını bastırmayı, duygularını inkâr etmeyi öğrenir; sadece ebeveynin istekleri doğrultusunda davranmayı “sevgiyle kabul görmenin yolu” olarak içselleştirir.

Yetişkinlikte Hayır Diyememek

Peki yetişkinlik dönemi?

Bu şekilde yetişen bir çocuk büyüyüp yetişkin bir bayan ya da erkek olduğunda ise bir isteği geri çevirmenin, onlar için karar değil, kötü bir insan olma, çevresindekileri üzme anlamına geldiğini düşünür.

  • Sürekli başkalarının ihtiyaçları öncelikleri haline getirirler. Kendi ihtiyaçları arka plandadır.

  • Hayır diyemez ve demek zorunda kaldığı zaman da yoğun şekilde suçluluk duygusu hisseder.

  • Çevresi tarafından onaylanmadığı zaman, haklı da olsa, kendini kötü hisseder.

  • Zamanla kendini değersiz, yorgun ve tükenmiş hisseder.

  • İş yerinde fazladan iş yüklendiğinde sessiz kalır.

  • Sosyal ortamlarda kendini ifade edemez.

Bu davranış kalıbı zamanla bireyin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürür. Sürekli olarak başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önünde tutmak, kişide tükenmişlik, değersizlik ve öfke gibi olumsuz duygulara yol açar. Çünkü kişi kendi hayatının öznesi olamaz hale gelir. Dış dünyayı memnun etmek uğruna, kendi iç dünyasını ihmal eder.

Yetişkinlerde Görülen Sonuçlar

Yetişkin bireylerde şu şikayetlerle karşılaşırız:

  • Sürekli suçluluk hissi

  • Başkalarının onayına bağımlılık

  • Kırılgan özsaygı

  • Bastırılmış öfke

  • Tükenmişlik sendromu

  • Sağlıksız ilişkiler (özellikle narsistik partnerlerle sık ilişkilenme)

Tüm bu duygusal yük, zamanla hem psikolojik hem de fiziksel rahatsızlıklara zemin hazırlar. Kişi kendini değersiz, yorgun ve hatta zaman zaman görünmez hisseder.

Bu Döngü Nasıl Kırılır?

Koşullu sevgi ile büyümüş bireylerin bu davranış kalıplarını değiştirmesi elbette mümkündür. Ancak bu süreç; farkındalık, sabır ve içsel bir dönüşüm gerektirir.

Bir aile danışmanı ya da psikolojik danışman eşliğinde birey, çocukluk inançlarını sorgulamaya başlayabilir. Öncelikle aşağıdaki sorular üzerinde düşünmek önemlidir:

  • Ben hayır demek istediğimde içimde ne oluyor?

  • Hayır dediğimde kaybetmekten korktuğum ne?

  • Sevgi, gerçekten benim bir sınırımı korumamla azalır mı?

  • Kendi ihtiyaçlarıma kulak vermezsem bunun bana bedeli ne?

Bu tür soruların yanıtları, bireyin içselleştirdiği inançların yüzeye çıkmasına yardımcı olur. Terapi süreciyle birlikte kişi yavaş yavaş şu yeni inancı yerleştirebilir:

“Hayır demem beni kötü yapmaz. Benim de ihtiyaçlarım, sınırlarım ve kararlarım var. Sevgiyi hak etmek için başkalarına boyun eğmem gerekmiyor.”

Ailelere Düşen Sorumluluk

Bir aile danışmanı olarak altını çizmek isterim ki, çocuklarımızla kurduğumuz ilişki onların kendiyle ve dünyayla kuracağı ilişkinin modelidir. Bu nedenle, sevginin hiçbir koşula bağlı olmadan, sadece var oldukları için verildiği bir ilişki inşa etmek büyük önem taşır.

  • Çocuğun duygularını ifade etmesine alan açmak

  • Hatalar yaptığında bile onu sevmeye devam ettiğimizi göstermek

  • Sınır koyarken açıklayıcı olmak ama sevgiyi eksiltmemek

  • Onun bireyselliğini desteklemek

Tüm bu adımlar, çocuğun ileriki yaşantısında kendini ifade eden, sağlıklı sınırlar çizebilen ve kendine değer veren bir birey olmasına katkı sağlar.

Sonuç: Hayır Demek Özgürleştirir

Artık yetişkiniz ve çocukken aldığımız bu rolü yeniden değerlendirme gücüne sahibiz. Kendi değerimizi başkalarının memnuniyetinde değil, kendi iç sesimizde bulduğumuzda, “hayır diyememek” bizi korkutmaz; tam tersine özgürleştirir.

Özden Güneş
Özden Güneş
ÖZDEN GÜNEŞ, aile danışmanı ve sosyolog olarak danışmanlık alanında görev yapmaktadır. Lisans eğitimini sosyoloji alanında tamamlamış, aile danışmanlığı eğitimi almış, şu anda da psikoloji yüksek lisans yapmaktadır. Yazılarında gündelik hayatta karşılaşılan sorunları sade bir dille kaleme almaktadır. İletişim, ilişkiler ve aile hayatındaki sorun ve atılabilecek adımları, özellikle bilişsel davranış terapisi, şema terapi ve duygu odaklı terapi odaklı çalışmalarla anlaşılır hale getirmeyi misyon edinerek içerik üretmeye devam etmektedir.

1 Yorum

  1. Bu makaleyi okudugumda kendimden bir parca buldum. Kizimin hayir demeyi bilmesinin onemini, ilerki yaslarini nasil etkileyecegini bir defa daha ogrenmis oldum. Teşekkürler Ozden Hanim…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar