Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Fobilerin Döngüsü: Mowrer’in İki Faktörlü Modeli

Hiç acaba bir köpekten, asansörden veya karanlıktan korkma sebebimizin nereden geldiğini anlamış mıydık? Bu tarz yaygın, herkesin yaşayabildiği belli bir durum veya objeye duyulan korkular “Özgül Fobi” diye adlandırılır. Özgül fobiler bir anda ortaya çıkmış gibi gözükse de, aslında belirli bir öğrenme döngüsü sonucu ortaya çıkarlar. Bugün de bu öğrenme döngüsünün bilimsel mekanizmasını, davranışçı perspektiflerden biri olan Mowrer’ın İki Faktörlü modeli üzerinden ele alacağız.

Davranışçı yaklaşım, insan davranışlarının büyük ölçüde çevreyle kurdukları ilişkiler sonucunda öğrenildiğini söyler. Korku da aynı şekilde bu öğrenilmiş tepkilerden bir tanesidir. Yani fobiler doğuştan gelen rastgele korkular değildir, aksine belirli deneyimlerle beraber şekillenip ve zamanla pekişen öğrenilmiş tepkilerdir. Bu bakış açısı aslında korkunun anlaşılabilir ve değiştirilebilir bir süreç olduğunu anlamamız açısından oldukça önemlidir.

Fobilerin Öğrenilmesi ve Sürdürülmesi

Mowrer’ın İki Faktörlü Koşullanma Modeli Özgül Fobilerin nasıl edinildiğine ve nasıl devamlılığını sağladığına dair bize bilgi vermektedir.

İlk aşama “Klasik koşullanma” aşamasıdır. Özgül Fobinin nasıl edinildiğine odaklanılır. Klasik koşullanma kavramı da ilk olarak Pavlov’un deneyleri ile açıklanmıştır. Nötr bir uyaran, güçlü bir duygusal tepkiyle (örneğin korku) eşleştiğinde zamanla tek başına da aynı tepkiyi üretmeye başlar. Tam olarak fobilerin de temelinde bu eşleşme mekanizması yer alır.

Örneğin, köpek fobisi üzerinden gidelim. En başta köpek sizin için nötr bir uyaran iken yaşadığınız bir travmatik deneyim sonucu ister istemez köpeği tehlikeyle ilişkilendirmeye başlarsınız, yani koşullanma oluşur. Artık bu deneyimde hissedilen korku, köpeğin kendisine hissedilmeye başlanılır. Buna klasik koşullanma denir. Klasik koşullanma normalde zamanla uyarana maruz kaldıkça etkisini kaybedip söner. Normalde bu durumda köpeğe karşı hissedilen korkunun maruz kalındıkça zamanla sönmesi gerekirdi. Sizce neden hâlâ korkmaya devam ediyoruz?

Aslında burada kritik nokta şudur: kişi köpekle tekrar karşılaştı mı yoksa karşılaşmadı mı? Eğer kişi bu travmatik deneyim sonrası köpeklerden hep uzak durursa, korkunun aslında bir “yanlış alarm” olduğunu test etme imkanı bulamaz ve bu yüzden de zihin hep köpeği tehlikeli olarak kodlar.

İşte tam da burada Mowrer’ın İki Faktörlü Koşullanma Modeli’nin ikinci aşaması gerçekleşmektedir. İkinci aşama “Edimsel Koşullanma” aşamasıdır. Özgül fobinin devamlılığını açıklar. Fobilerin asıl gücü korkuyu başlatan olaylardan ziyade, kaçınma davranışından gelir.

Edimsel koşullanma da davranışın sonuçlara göre şekillenmesini ifade eder. Eğer ki bir davranış bizi rahatlatıyorsa, o zaman bu davranışı tekrar etme ihtimalimiz de artar. Fobilerde de “kaçınma” davranışı tam olarak böyle çalışır.

Edindiğimiz köpeğe karşı olan korkudan dolayı da “kaçınma” eyleminde bulunuruz. Kaçmak bizi kısa süreliğine rahatlatır ve beynimize “kaçmak iyi” mesajı gönderilir. Ama bu kaçma hissinin verdiği kısa süreli rahatlık aslında bir negatif pekiştirmedir. Yani bu korkuya maruz kalmamak için kaçtığımızda, maruz kalmadığımız için korku asla sönmez, aksine hep pekiştirilip zamanla daha da büyür.

Ayrıca kaçınma davranışı da yalnızca fiziksel olarak uzaklaşma şeklinde olmayabilir. Örneğin bazen kişi yanında bir güven objesi de taşıyabilir, yanında biri olmadan o korktuğu ortama girmeyebilir ya da zihinsel olarak “ya bir şey olursa” gibi kaygı düşünceleriyle kendini sürekli tetikte tutabilir. Tüm bu davranışlar kısa vadede kaygıyı azaltırken bir yandan da uzun vadede korkunun sürmesini sağlar. Bu yüzden de terapilerde de (Özellikle Sistematik duyarsızlaştırma gibi ekollerde) kişi kademeli olarak uyarana maruz bırakılarak korkuyu yenmesi hedeflenir. Bu terapötik müdahalelerde amaç, kontrollü ve güvenli bir ortamda bu kaçınma döngüsünü kırmak.

Sonuç

Kısaca Mowrer’ın bu modeli fobi döngüsünü 2 aşamada açıklar. Korkunun oluşumunda bir olay korkuyu başlatır, ardından kaçınma davranışı da korkuyu besleyip döngüyü tamamlar. Bu mekanizma fobilerin nasıl oluşup yıllar boyunca devam ettiğini anlamamızı sağlar. Aynı zamanda fobilerin neden bir yandan saçma görünse de, kişi için çok gerçekçi ve güçlü olduğunu da açıklar. Çünkü unutmayın ki kaçtıkça korkumuzu yeniden öğreniriz ve pekiştiririz. Bu yüzden de fobiler, insanların günlük yaşamlarını sınırlayabilecek kadar güçlü bir hale gelebilir.

Ancak unutmayın ki öğrenilen korku aynı zamanda söndürülebilirdir. Önemli olan korkunun varlığından ziyade onunla nasıl başa çıktığımızdır. Kaçmak yerine kontrollüce yüzleşildiğinde, bu öğrenilmiş korku zamanla gücünü kaybedebilir.

Ayçıl Güler
Ayçıl Güler
Ayçıl Güler, Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğrencisidir ve özellikle klinik psikoloji ile nöropsikoloji alanlarına ilgi duymaktadır. Bellek, dikkat, uyku ve beyin işlevlerinin ruh sağlığıyla ilişkisi üzerine yoğunlaşmakta; araştırma projelerinde aktif rol almakta ve veri analizi ile SPSS konusunda deneyim kazanmaktadır. Ayrıca çeşitli seminer ve eğitim programlarıyla akademik bilgisini sürekli geliştirmektedir. Türk Psikologlar Derneği (TPD), American Psychological Association (APA) ve British Psychological Society (BPS) üyesi olan Güler, Psychology Times Türkiye’de yazılar kaleme almaktadır. Yazılarında, psikolojiyi herkes için anlaşılır hale getirmeyi ve bireylerin ruh sağlığını güçlendirmeye yönelik içerikler üretmeyi amaçlamaktadır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar