Perşembe, Nisan 9, 2026

Haftanın En Çok Okunanları

Son Yazılar

Duygusal Yeme: Gerçekten Aç mıyız Yoksa Bir Şeyleri mi Bastırıyoruz?

Son zamanlarda karşımıza sıklıkla çıkan bir terim: Duygusal yeme. Çok fazla kişinin sahip olduğunu düşündüğü yeme alışkanlığı, baş etme stratejisi. Gelin bugün duygusal yeme nedir, ne değildir birlikte inceleyelim.

Üzüldüğünüzde, öfkelendiğinizde, canınız sıkıldığında ya da çok mutlu olduğunuzda bu duygularla baş edemeyip yemeğe yöneliyorsanız, duygusal yiyici olabilirsiniz. Evet, yanlış okumadınız. Sadece olumsuz olduğunu düşündüğümüz duygular değil, olumlu duygular da duygusal yemeye yol açabilir. Hatta yapılan bir araştırmada olumlu ve olumsuz duyguların duygusal yeme atağı sırasında yemek seçimleri üzerinde de farklılık yaratabildiği bulunmuş. Yapılan bu araştırmada olumsuz duygularla başlayan bir duygusal yemede dondurma, kurabiye gibi tatlı çeşitleri tercih edilirken; olumlu duygularda pizza, biftek gibi yemekler tercih edilmiş.

Duygusal Yeme Olup Olmadığını Nasıl Anlayacağız?

Öncelikle duygusal açlık ve fiziksel açlık arasındaki farkı öğrenmemiz gerekiyor. Fiziksel açlık, biyolojik olarak acıktığımızın ve enerjiye ihtiyaç duyduğumuzun göstergesidir. Aniden ortaya çıkmaz, yavaş yavaş açlık hissi gelir. Çoğunlukla tek bir yiyeceğe aşerme şeklinde görülmez. Ve en önemlisi, yedikten sonra pişmanlık hissedilmez. Duygusal açlık ise genellikle gece saatlerinde ya da yemek saatlerinden bağımsız başka bir saatte aniden ortaya çıkar. Çoğunlukla bir aşerme dürtüsüdür, karbonhidrat ağırlıklı ya da şekerli gıdalara yönelik yoğun bir istek görülür. Çoğu kişi bu dürtü sebebiyle yemeye başladığının bile farkında değildir; farkına vardığında pişmanlık hisseder.

Eğer kadınsanız bilmeniz gereken bir diğer şey PMS. Adet öncesi gerginlik sendromu sebebiyle vücutta serotonin seviyesi düşebiliyor ya da seviyede dalgalanmalar olabiliyor. Reglinizden bir – iki hafta önce özellikle serotonin salgılatacak yiyeceklere karşı yoğun bir istek duyuyorsanız bu tam olarak duygusal yeme olmayabilir, hormonsal bir durumdur.

Duygusal Yeme Neden Olur?

Öncelikle, kişiden kişiye değişebileceğini ve duygusal yemenin altında çeşitli sebepler yatabileceğini unutmayalım.

Çocuklukta öğrenmiş olabilirsiniz. Ağlayan bir bebeğin ağzına meme verilmesi, istediği olmadığı için hayal kırıklığı yaşayan bir çocuğun eline şeker tutuşturulması… Bebeklikten itibaren bu tarz davranışlarla büyüyen birey, bunları öğreniyor. Duygusunda kalmak ve duygusunu yaşamak yerine; yemek yemeyi bir baş etme stratejisi ya da kaçış stratejisi olarak kullanıyor. Bu kaçışla birlikte gelen anlık mutluluk da öğreniliyor ve çocuk, yetişkinlik hayatında da bu alışkanlığı devam ettiriyor.

Bir diğer öğrenme modelleme yani gözlem yoluyla öğrenme. Çok üzgün birinin yedikten sonra mutlu olduğunu gören bir çocuk, bunu öğrenecektir ve uygulayacaktır. Buna dizi ve filmlerdeki yeme davranışlarını da ekleyebiliriz. Örneğin, bir ayrılık sonrası başrol karakterin kocaman bir dondurma kutusunu alması ve kaşıklayarak yemesi. Bu da modelleme yoluyla öğrenilen bir davranış olabilir.

Kişinin karşılanmamış duygusal ihtiyaçları olabilir. Hayatında duygusal olarak bir boşluk vardır, ilgiye ya da sevgiye ihtiyacı vardır. Bu boşluğu yemek ile doldurmaya çalışabilir. Kişiler çok kısıtlayıcı bir diyet uyguluyorsa da duygusal yeme görebiliriz. Gün boyunca kendinizi çok uzun bir süre aç bırakırsanız, kan şekeriniz düşecektir. Kan şekeriniz düştüğünde yine karbonhidrat ve şeker ağırlıklı gıdalara ihtiyaç duyacaksınız. Yasak odaklı ilerleyen bir diyetin uzun süreli olması zaten çok zordur.

Duygusal yemenin depresyonla ilişkisi olduğunu bulgulayan bazı çalışmalar da var. Depresyonun tek tip olmadığının, bazen görülmeyebileceğinin de farkında olmak gerekir. Özellikle ergenlerde kontrolcü ve katı otoriter bir ebeveyne sahip olmanın duygusal yeme ile ilişkisi olduğunu bulgulayan araştırmalar da var. Bu kişilerdeki duygusal yeme davranışı, kontrol ihtiyacı ile ilişkilendirilebilir.

Benim bir diğer teorim de oral dönemde fiksasyon yaşanması. Freud’un psikoseksüel gelişim dönemlerinden ilki oral dönem. Bu dönem, bebeğin anneyi emdiği ve etrafındaki nesneleri ağzına götürerek tanımaya çalıştığı döneme tekabül ediyor. Bu dönemde yaşanan ciddi bir sorun yetişkinlikte oral kişiliğe yol açabiliyor. Oral kişilik, oral agresif ve oral bağımlı şeklinde ikiye ayrılır. Oral bağımlı kişiler ağız yoluyla rahatlama sağlamaya çalışırlar. Yani bu kişilerde sigara, alkol kullanımı, aşırı yemek yeme görülebilir. Bu bilgiden yola çıkarak, duygusal yeme davranışı da ağız yoluyla rahatlama arayışı olabilir diye düşünüyorum.

Duygusal yeme ile çalışmak için öncelikle sizi duygusal bir yiyici olmaya iten nedenleri bulmamız gerekiyor.

Unutmayın, yemek ile aramızdaki ilişkinin sağlıklı, iyi bir ilişki olmasını istiyoruz. Bu süreçte öz-farkındalık geliştirmek ve yemek dışındaki duygusal regülasyon yöntemlerini keşfetmek kalıcı bir değişim için en önemli adımlardır.

İrem Tan
İrem Tan
Psikolog İrem Tan, 2023 yılında İstanbul Medeniyet Üniversitesi psikoloji bölümünden onur derecesiyle mezun olmuştur. Lisans eğitimi sırasında çeşitli hastanelerde (Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi) ve özel bir danışmanlık merkezinde stajlarını tamamlamıştır. Psi’us Fikiryum isimli psikoloji dergisinde 3 yıl gönüllü yazarlık yapmış; yine özel bir oluşum bünyesinde araştırma ve yayın koordinatörlüğü ekip üyesi olarak gönüllü bir şekilde görev almıştır. Çocuk, ergen ve yetişkinlerle çalışmalarını sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Popüler Yazılar