Gün içerisinde yapılacak işlere odaklanmışken çoğu zaman kendimizin farkında olmayabiliyoruz. Çoğunlukla nasıl olduğumuza bakmak bile mümkün olmaz. Bakmamızın mümkün olmadığı ama kendimizle ilgili birçok bilgi sağlayan alanlardan birisi duygularımızdır. Duygular sadece nasıl hissettiğimizi değil, ihtiyaçlarımızı ve hayatımızla ilgili önemli bilgiler için de ipucu sunar. Bu nedenle duygularımızı anlamak ve tanımak önemlidir.
Duygu ve Düşünce Ayrımı
Çoğu kişi nasıl hissettiğini net bir şekilde bildiğini düşünür. Hangi duygunun daha baskın olduğu ve nerededen kaynaklandığının bilindiği varsayılar. Ancak genellikle detaylara girdiğimizde, çoğu kişi için duygular sadece iyi ve kötü hissetmekten oluşabilir. Bu tanım çoğu zaman yeterli olmaz. Bir duyguyu gerçekten fark etmek, onu tanımlamak ve nasıl yaşadığınızı bilmekle bir bütündür. Bazen duygu ve düşünce tanımları karışabilir. Nasıl hissettiğimiz, hangi duygunun öne çıktığını konuşurken değersizlik ya da yetersiz hissetmekten bahsedilebilir. Ama aslında bunlar duygu değil, düşüncelerimizdir. Bu nedenle duygu ve düşünce ayrımını yapmak önemlidir.
Zorlayıcı Duygular ve Savunma Mekanizmaları
Bazı duygular zorlayıcı olabilir. Zorlayıcı duygunun ne olduğu kişiden kişiye göre değişir, herkes için her duygunun anlamı farklıdır. Zorlayıcı duygularla karşılaşmamak için kaçınmalar ve bastırmalar devreye girebilir. Bu durum ne hissettiğimizi anlayamama ya da daha donuk hissetmeye götürebilir.
Çocukluktan Günümüze Duygusal Miras
Duygularla iletişimimiz çoğunlukla çocuklukta başlar. Çoğu öğrenme gibi gözlem de burada önemlidir. Çevrenizdeki kişiler hangi duyguları nasıl yaşıyorlar ve sizin hangi duyguyu nasıl yaşamanıza izin veriyorlar öncelikle bunlarla duyguları anlamaya çalışırız. Öfke gibi bazı duygular daha kabul edilemez olabilir bu nedenle ileriki zamanlarda da öfkeyi yaşamak mümkün olmayabilir. Bazen izin verilmeyen bazı duygular farklı duygulara dönüşebilir. Örneğin çocukken üzüntü ve ağlamanın kötü bir durum olduğu anlatılıp bastırılmaya çalışıldıysa üzüntü duygusu yerine öfke geçebilir. Bu nedenle üzüntü duygusunun yaşanacağı alanlarda üzüntü yerine öfke tepkileri görebiliriz. Öfkenin arkasındaki üzüntü duygusu aslında yok olmaz, arka planda devam eder. Bu durum da öne çıkan duyguları düzenlemeyi zorlaştırır. Görünen öfke olduğu için daha çok buna odaklanılır ve burası üzerinde düzenleme çalışmaları yapılır ama asıl duygu üzüntü olduğu için öfkeyi düzenleme çalışmaları yeterli olmayabilir.
Uzaklaşma Yöntemleri ve Meşguliyet
Farklı nedenlerle bazı duygulardan kendimizi korumaya çalışabileceğimizden bahsetmişken öne çıkan uzaklaşma yöntemi kendimizi meşgul tutmaktır. Tam olarak fark etmeden yapıyor olsak da duygunun geleceğini anladığımız an ondan uzaklaşmak için başka bir şeye yönelebiliriz. Bu davranış yemek yemek, uyumak, sosyal medyayı kullanmak, dizi/film/video izlemek, müzik/podcast dinlemek, oyun oynamak ya da spor yapmak olabilir. Yönelinen davranış herkes için farklı olabilir. Bu nedenle uzaklaşma sadece bu davranışlarla sınırlı değildir. Kendinizde bu durumun varlığını anlamak için tekrar eden davranışlarınıza bakabilirsiniz. Duygudan uzaklaşmaya çalışınca aslında duygu geçmez, arka planda varlığını sürdürür. Bu nedenle bizi etkilemeye devam eder. Duyguyu görmedikçe sorunun ne olduğunu anlamak, ihtiyacımızı görmek ve karşılamak mümkün olmaz. Arka planda birikmeye devam ettikçe bir tetikleyiciyle daha çok zorlanabileceğimiz durumların oluşmasına da neden olabilir.
Duyguları Dinlemek ve Düzenlemek
Olumsuz görülen birçok duyguya, öfke, kaygı, korku gibi, aslında ihtiyacımız vardır. Bütün duygular neler yaşadığımızla ilgili önemli ipuçları sunar. Bu nedenle duyguyu dinlemek ve ne anlama geldiğini anlamak önemlidir. Bazen duygu yoğunluğu arttığı zaman hayatımızda sorunlara neden olabilir. Özellikle günlük hayatımızı zorlaştıracak şekilde artıyorsa duyguyu tamamen kapatmak değil yoğunluğunu nasıl düzenleyebileceğimizi öğrenmeye ihtiyacımız vardır. Örneğin sizin için önemli bir sınava çalışıyorsanız sınavla ilgili belli bir seviye kaygınızın olması normaldir. Bu kaygı olumsuz düşüncelerle birlikte geliyorsa ve bunları düşünmekten sınava çalışmanız mümkün olmuyorsa o zaman kaygı düzeyiniz yüksek olabilir ve düzenlemeye ihtiyacımız olabilir. Bazen yaşadığımız durumlarda kaygı olmasının kendisi bizi zorlayabilir ama bu durum kaygının geçmesi gerektiği anlamına gelmez. Bazı durumlarda kaygılanmanız normaldir. Bu konuda kendinize anlayışla yaklaşıp duyguya alan açarsanız oluşturduğu sorunlar geçebilir.
Kendini Tanıma Yolunda Sorular
Duyguları tanımak kendinizi anlamanın bir parçasıdır. Kendinize şu soruları yöneltmek duygularla ilişkinizi anlamanızı kolaylaştırabilir:
-
Duygularla ilişkiniz nasıl? Şu anda nasıl hissediyoruma net cevaplar verebiliyor musunuz?
-
Duygularınızı rahat bir şekilde ifade edebiliyor ya da yaşayabiliyor musunuz?
-
Hangi duygular sizin için daha zor ve sizi nasıl etkiliyor, yoğunluğu yüksek olabilir mi?
-
Hangi duyguyu nasıl yaşıyorsunuz? Hangi duygular hangi anlarda öne çıkıyor? Tekrarlayan durumlar neler?
Bazen soruyu tersten soruyor olmak da yol gösterebilir. Duyguları tanımak ve tanımlamak için duyguyu yaşadığınız örnek bir anı hatırlayarak bu duyguyu nasıl deneyimlediğinizi daha iyi anlayabilirsiniz. Duygularımızı fark etmek bunları düzenleyebileceğimiz anlamına gelmez. Eğer bazı duyguların hayatınızı zorlaştırdığını düşünüyorsanız bunun üzerinde çalışmaya ihtiyacınız olacaktır. Fark etmek sadece başlangıçtır.


